Yazı Detayı
27 Ağustos 2019 - Salı 11:26 Bu yazı 213 kez okundu
 
PRAG’DAN UŞAK SİMİTİNE GÖZLEMLER
Vadi Dalkılıç
 
 
        Çekya'nın (Eski Çekoslovakya, sonrasında Çek Cumhuriyeti) başkenti Prag'dayız. Kappa Tur ile 4 gece 5 gün hem de Türk Hava Yolları tarifeli seferi, otel ve kahvaltı dahil 299 Euro çok uygun. Yanımızda ayrılmaz eleman Dr. Tahir Dönmez kardeşimiz.
        Prag'a masal şehri diyorlar. Google'den Prag yazıp görsellere girdiğinizde ne denmek istendiği hemen anlaşılır. Gerçekten masal gibi bir şehir, tarihi doku muhteşem. Tarihi doku diyorum, zira İkinci dünya savaşında bombalanmayan nadir şehirlerden birisi, açık şehir diyorlar. Bu tür gezilerde hava şartlarındaki şans çok önemli. Yine berrak bir 5 günde güzel bir gezi yaptık, gezi tarzı tatiller çok daha doyurucu, dinlendirici.
           Masal şehri Prag'da otelimiz Olşanka Namesti mevkiinde bulunan Olşanka. Tramvayla merkeze 5 durak uzaklıkta. Tramvay Prag'ın tamamını örmüş. Tramvaylar bizdeki İstiklal caddesindeki gibi değil tabii, son derece modern ve konforlu. Şehrin her yerine her dakika tramvayla gidebilirsiniz. Demirperde döneminden modernleşmenin geçiş sürecini görüyorsunuz. Milyonlarca turist akıyor, parasal olarak da iyi değerlendiriyorlar.
          Şehir temiz, şehir içi yollar asfalt ve genel olarak parke taş, ancak toz olmasın diye parke taşın arasına zift dökmüşler, hem toz önlenmiş hem de ulaşım konforlu hale gelmiş, aynı olay Roma'da da yapılmıştı. Her ikisini fotoğrafladım. Uşak Belediyesi’ne de aynı tavsiyede yazılı olarak bulundum, ama nedeni malum yeterince ilgi gösterilmedi, allerjik astımı olanlar, biz, sizler ve kendileri hala toz yutmaya devam, sebebini araştırmayan veya akıllarına gelmeyen işyeri sahipleri cam tozlarını temizlemeye devam etsinler bakalım. Pilot uygulama yapılsa anlaşılır ama hayret verici şekilde anlanmak istenmiyor herhalde. Zift dökülse dahi yol tamiratında aynı rahatlık ve kolaylık var, bunu bahane edemezler. Ama bu iş Uşak'ta oto yıkamacılara yarıyor. Arabayı yıkatın 10 dakika sonra bir bakın. Bizdeki korozyon ve yıpranmayı, solukluğu hiç Almanya'dan gelen arkadaşlarımızın araçlarında gördünüz mü? Araçların yıpranmadan değerinin azaldığının dahi farkında değiliz.
          Prag'ta Charles köprüsü başta olmak üzere eski şehir meydanında uzun uzun vakit geçirmek olmazsa olmazlardan. Mutlaka Ulu Önder Atatürk'ün de birkaç ay kaldığı ve böbreklerinden tedavi gördüğü termal şehrin en güzel örneklerinden Karlovy Vary şehrini de görmelisiniz. Prag'a 2,5 saat mesafede. Kendinizi çocukluğumuzda okuduğumuz Ayşegül kitaplarındaki sevimli şehirlerde sanırsınız. Otel girişine Atatürk'ün konakladığı dönemi de güzel bir yazı ile sergilemişler. Yolda bol bol şerbetçiotu tarlalarını görüyorsunuz. Efes Pilsen'in Pilsen adının biranın merkezi olarak kabul edilen Pilzen şehrinden geldiğini burda rehberimiz aktarıyor.
Yine söylüyorum, çay ve simiti Prag'da da aradık. Çay-simit-peynir üçlüsünü hala keşfedememişler. Bizdeki simit sarayları Avrupa'da bir yayılsa döner olayından çok daha fazla olay yaratır eminim. Ama iki tane Türk lokantası gördük, döner başta olmak üzere karnıyarık dahil tüm ünlü Türk yemeklerini satıyorlar, porsiyonu 5 ila 8 Euro arasında. İstanbul adını verdikleri lokantanın ikinci katında bir tarafa İstanbul Boğazı’nın resmini, bir tarafına Charles köprüsünü çizmişler ve dekor vermişler, duygulandık, özellikle müşterileri Alman turistler ve Çek Cumhuriyeti vatandaşları.
            Çok şey var anlatılacak ama ORTAÇAĞ GÖSTERİSİNİ izlemeden gelmek Prag'ı yaşamadan gelmek demek. Yerin birkaç kat altına yapılmış bir lokanta ve gösteri merkezi, sahne yok zira her yer sahne, masalar arasındaki boşluklardan savaşçı ve göstericiler geçerek herkes şovlardan eşit şekilde yararlanıyor. Masa öndü, arkaydı sıkıntısı yok. O ses düzeni, kıyafetler, o sempati, o tempo hala kulaklarımda. Herşey ortaçağ şartlarında hazırlanmış, kaşıklar, tabaklar, bardaklar ahşap. Devamlı servis var, ördek eti ve börekler dahil her şey düşünülmüş, alınan parayı sonuna kadar helal ettirdiler.
        Bir de ALBERT olayından ve sonundaki espriden bahsedeyim. ALBERT bizdeki MİGROS çapında çok yaygın bir süpermarketler zinciri. Hemen her yerde sarı-lacivert tabelalı dikkat çekici ALBERT yazısını görüyorsunuz. (Sarı-Kırmızı olsa daha iyiydi ama neyse!) Bi tane de otelimizin karşısında var. Sabah saatlerinde Karlovy Vary turuna çıkacağız, Kappa Tour'un minibüsündeyiz. Rehberimiz Adil Bey çok beyefendi ve sempatik, samimi. Hareket etmek üzereyiz, rehberimiz ön koltukta. Turumuzda bir de ailesiyle emekli Albayımız var. O anda anlık bir düşünceyle doğaçlama aklıma gelen bir benzetmeyi Albay'a hitaben aktardım, ama ciddi bir eda ile. Dedim ki "Albayım siz tatil yapıyorsunuz ama sizin meslektaş ticarete atılmış, Prag'ta da süpermarketleri kapmış" dedim. Albay "ne gibi anlayamadım" dedi. Ben de "baksanıza Albay Ertuğrul süpermarketler açmış" dedim. Tabii ben Albay'ın ALB si ile Ertuğrul'un ERT'ini kafamda birleştirdim bir anda oldu ALBERT. Tabii sayın Albayımız "şaşkınlıkla yok yaa, Allah Allah" diyerek şaşırdı. Bu arada  rehberimiz Adil bey "Vadi bey Albay Ertuğrul bey'le ilgili bir konu geçti konu neydi? Albay Ertuğrul bey benim çok samimi arkadaşım ve Türkiye'nin Prag Askeri Ateşesidir" dedi. Ben de ALB-ERT benzetmesini anlattım, Albayıma takıldığımı anlattım. Bir anda herkeste bir kahkaha patladı. Rehberimiz Adil bey de çok güldü. Bunu akşama mutlaka Askeri Ateşe Albay Ertuğrul Bey'e ve bundan sonraki tura geleceklere aktaracağını söyledi. Tesadüfün bu kadarı olur diye biz de çok şaşırdık. Albay Ertuğrul  ve ALBERT olayının patenti bende.
            İstanbul'a geldiğimizde tabii simit ve çayımıza kavuştuk. Elbette havaalanlarında simit ve çayın bu kadar pahalı olmasını da kabullenmek mümkün değil. Bu arada Uşak simitiyle gurur duymalıyız. Farklı bir lezzeti ve hamuru var, fabrikasyon simitlere benzemez. Ancak bir eksik var Uşak'ta simitin yanında tulum peyniri alışkanlığı yok. Tulum peyniri hem dayanıklı hem de simit ve çayla en iyi örtüşen peynir. Yatılı lise yıllarımda İzmir Atatürk Lisesi bahçesinde de teneffüste simit, tulum peyniri ve turşu çok ünlü idi, çok içerdik, herhalde İzmir sıcak olduğu için tuzlu turşu ünlenmiş. Turgutlu'da ünlü Bulvar pasta salonunda ve birçok simitçide 50 kuruşluk poşetlere konulmuş, parmak büyüklüğündeki tulum peynirlerini halk çok alır. Bize de gerekli. Bunu niçin belirtiyorum biliyor musunuz? Birkaç dönem önceki Valilerimizden Sayın Ali Fuat Güven bey döneminde asılan şehir girişindeki KEŞFEDİN yazısını hala anlaşılmadığını belirtmek için. Uşak'ta farkına varılmayan ama şehre küçük parçalar halinde döviz girdisi sağlayan simitçilik. Sabahları çok yola çıkarım il dışındaki duruşmalarım için. Dörtyol’dan başlamak üzere Dikilitaş mevkiine kadar İzmir yolunda 50'ye yakın simitçi görürsünüz. Hepsi de çok iyi satış yapar. Yanında tulum peyniri de koysalar kazançlarını ikiye katlarlar. Bu küçük bir örnek. Uşak'ın yolu değerlendiremediğini, yemek merkezi haline gelmesi gerektiğini, Uşak'a özel bir et yemeğinin hala keşfedilmediğini ve ünlenemediğini, Tarhana'nın yetmediğini defalarca yazdım. Ama mücadelemiz sürecek. Bu arada yukarıda adı geçen Vali Ali Fuat Güven'i saygıyla anıyorum. Şimdi emekli olan kendileri son derece duyarlıdır, şimdiye kadar benzer rahatsızlıklarda duyarlı davranıp bizzat şahsıma telefon açan tek isimdir. Uşak Ulucami - Burma cami arasındaki yolun açılması çabamdan dolayı Belediye Başkanı Ali Erdoğan teşekkür yazısı yazmıştır, Trafik konularında da sayın Emniyet Müdüdürü İbrahim Ergüder’de son derece duyarlı bir şekilde şahsımı arayarak teşekkür etmiştir. Ben de kendilerine teşekkür ediyorum. Uşak şartlarında yaşıyoruz, Ege bölgesinde olsak da havamız İzmir'e göre sert, bir defasında yaklaşık 15 yıl önce 23 Nisan gösterileri için stadyumdayım, hava soğuk, herkeste palto var, protokoldaki sevgili idareciler paltolu, koltuklarında rahat, ama çocuklara seçilen kıyafetler sıcak iklime sahip 900 metre aşağıdaki İzmir okullarından kopya edilmiş, çocuklar üşümemek için yerlerinde zıplıyor, ama çoğu eminim ki ertesi gün hasta oldu. Sayın Vali Ali Fuat Güven'e durumu ilettim. Beni telefonla aradı ve bu konuda inceleme başlattığını, kendisinin de rahatsız olduğunu iletti.
           Unutmayalım, Uşak bizim, yaşam kalitemizi artırmak başta idarecilerin olmak üzere herkesin görevi, çok daha duyarlı olunmalı. İdarecilerin caddelere, çarşıya varana değin sorunları yakından görmeleri ve yaşamaları işin ciddiyetini daha da gösterecektir. 20.08.2019
 
Av. H.Vadi Dalkılıç
 
Etiketler: PRAG’DAN, UŞAK, SİMİTİNE, GÖZLEMLER,
Yorumlar
Haber Yazılımı