83 YILIN TECRÜBESİNİ YAŞATIYOR

  İlçemizin Ulupınar köyünde ikamet eden Şerafettin dede 83 yıllık tecrübesini minyatür eşyalar üreterek sürdürüyor.

Ulupınar köyünde yaşayan 83 yaşındaki Şerafettin Çelik ahşaptan yaptığı çalışmalarla vatandaşın ilgi odağı oldu.

Köy halkı tarafından Şerafettin dede, babadan kalma arabacılığı tekerci ve demirci ünvanı ile onca yıldır yaşatmaya çalışıyor.

Şerafettin dedenin eski yıllarda köy halkının kullandığı kağnı, semer, tarım aleti olan annat, dirgen, yabaltı, tırmık, yeni yürümeye başlayan bebekler için yürü arabası ve daha birçok aleti ahşaptan yaparak geçimi sağladığı belirtiliyor. Şerafettin Çelik 1998 yılında hayat arkadaşı olan Mürüvvet Çelik’i kaybetti. Sonrasında evlenme girişiminde bulunmayan Şerafettin Dede, emekli de olduktan sonra köyünde takılıp kaldı. Babadan kalma tekercilik, arabacılık ve demircilik sayesinde bu işlerle oyalanmayı amaçladı. Evinin geniş balkonunda kendisine tezgah kurup, tarımın modernleşmesiyle kullanımı sona eren tarım aletleri ve birçok malzemenin minyatürlerini yapmaya başladı. Bu işi ticaret için yapmadığını belirten Şerafettin Dede, ilk yıllarda ürettiği ürünleri almak isteyenlerin olduğunu fakat çok düşük fiyat teklif ettiklerini belirtirken, “ben bunları vakit geçirmek için yapıyorum, yaşım olmuş 82 bu yaştan sonra parayı ne yapayım” şeklinde konuştu.

Yaptığı el emeği ürünleri yine evinin köşesine kendisinin yaptığı cam kapaklı dolaplara yerleştirip sakladığını belirtti. Şerafettin Dede’nin evi küçük bir müze havasına göre düzenlenmiş. 7 çocuk babası, 18 torun sahibi olan ve hepsinin dışarılarda olması sebebiyle yalnız yaşayan Şerafettin Dede bu işleri sevdiğini, bu mesleğin yanında sıcak demir ustalığı yaptığını, bu mesleğinin de baba mesleği olduğunu belirtti. “Ben bu işlerle uğraşmasaydım şimdiye kadar yaşamazdım. Bu işe kafa yorduğum için sağlıklıyım. Çalışan demir paslanmaz atasözünün çok doğru olduğuna inanıyorum. Gençlere tavsiyem budur. Benim yaşımda olan insanlar da kahve köşelerinde vakitlerini öldürmesinler, kendilerine göre becerebildikleri kadar bir uğraş bulsunlar. O zaman benim ne demek isteğimi anlarlar” dedi.