Hatay escort Sex hikayeleri Sikiş hikayeleri porno ize

Necati Ertuğrul
Köşe Yazarı
Necati Ertuğrul
 

FIKRALAR

Konusunu yaşamsal olaylardan alan; bir sonuç çıkarma, ders verme amacında olan; nükte, hiciv, mizah özelliklerini taşıyan kısa, özgün halk anlatılarıdır. Herkes, fıkra anlatamaz. Fıkra anlatmak; yetenek, geniş bir kültürü gerektirir. Ağırbaşlı yazılardır. Yoksa; benim burada sözünü ettiğim, belden aşağı vuran fıkralar değildir. Okurken, düşündüren, ders verirken de gülümseten fıkralardır. Aşağıda anlattıklarım bunlardan birkaç tanesidir: Ağanın biri; “haftanın belirli gününde çok önemli bilgiler vereceğim” diye bütün köy halkını meydanda toplarmış. Yine öyle yapar, kendisi de yüksekçe bir yere çıkar. Köylüler, merakla acaba ne söyleyecek diye sessizce ağaya odaklanırlar. Ağa; Elindeki asasıyla gökyüzünü göstererek “Köylülerim, uşaklarım, işte görüyorsunuz hava çok kararmıştır. Birazdan ya yağmur yağır, ya kar yağır.” Köylüler; elleri patlayıncaya kadar”“Bravo ağam sen çok yaşa” diye alkış tufanına tutarlar. Hızını alamayan ağa devam eder. “Köylülerim; aha bu taş yuvarlanır, ya çalıya takılır orada durir, ya da varır derede duriiiir.” Köylüler yine aynı coşkuyla; “Bravo ağam, sen çok yaşaaa” diyerek çılgınca alkışlarlar. Ağa durur mu hiç, fırsat bu fırsat deyip devam eder konuşmasına. Hamile bir kadını asasıyla işaret ederek ”Köylülerim, aha bu karı gebedir, ya kız doğurir ya da erkek”… Köylüler; ağayı hararetle alkışlarken aralarında şöyle konuştukları duyulur. “Helal olsun bizim ağaya, ne kadar da çok bilgili. Adam, boşuna ağa olmamış. ABD, İngiliz ve bizim Kayserili biraraya gelmişler, asgari ücret konusunu konuşurlar. ABD maliye bakanı demiş ki; “Bizde asgari ücret bin dolardır. Ama biz, 1500 dolar veriyoruz. Çalışanlarımız, bu ücretin 1000 dolarını ihtiyaçları için harcıyorlar, ancak; geriye kalan 500 dolarını ne yapıyorlar bilmiyoruz”der. Söz alan İngiliz bakan ise, “Biz, asgari ücretlilere 1000 sterlin vermemiz gerekirken 1400 sterlin veriyoruz. Bu ücretin 1000 sterlinini aylık ihtiyaçlarında harcıyorlar ama 400 sterlini ne yaptıklarını bilmiyoruz” der. Söz, bizim Kayserili’ye gelir ve şunları söyler “Biz, kamu çalışanlarına 1000 lira vermemiz gerekirken 500 TL. veriyoruz. Gerisini nereden buluyorlar bilemiyoruz.” Bir zamanlar, meclis odalarından birinin kapısı bozulur. Tamir edilmesi için iki marangoz çağrılır. Konuyla ilgilenen vekil, birinci marangoza sorar “Kaç liraya yaparsın?” O da 500 TL’ye yaparım”der. Sonra; ikinci marangoza sorar “Sen kaça yaparsın?” 3000 liraya yaparım” demiş. Vekil “Nasıl yani, bak bu usta 1000 liraya yaparım diyor, sen neden 3000 lira istiyorsun” diye sorar. Usta da şöyle açıklama yapmış “Sayın vekilim; 1000 lira ben alacağım, 1000 lira da sen alacaksın, kalan 1000 lirayı da kapının masrafında kullanacağım” der. (Not: Kapının tamiri ikinci marangoza verilir). İş gereği, sürekli yurt dışı seyahatinde bulunan adamın, memleketindeki eşi doğum yapar. Kocasına müjdeli haberi vermek için şöyle mesaj yazar “Kocacığım; bebeğimiz doğdu ama sütüm gelmediği için bir tane süt anne tuttum. Kadın zenciydi. Çocuğumuz; ona benzemiş, yani zenci oldu.” Adam; bu müjdeli haberi kendi annesine vermek ister ve şöyle mesaj yazar “Sevgili anneciğim, eşim doğum yapmış, ancak; sütü gelmediği için zenci bir dadıya emzirtmiş. Bu yüzden torunun zenci olmuş. Bilgin olsun, sonra şaşırma “Annesi de oğluna şöyle mesaj gönderir” Sevgili oğlum; ben de seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti. Ben seni, inek sütüyle büyütmüştüm. Yıllar sonra şimdi anlıyorum, senin neden bu kadar öküz kafalı olduğunu”...                             Necati ERTUĞRUL
Ekleme Tarihi: 04 Kasım 2021 - Perşembe

FIKRALAR

Konusunu yaşamsal olaylardan alan; bir sonuç çıkarma, ders verme amacında olan; nükte, hiciv, mizah özelliklerini taşıyan kısa, özgün halk anlatılarıdır. Herkes, fıkra anlatamaz. Fıkra anlatmak; yetenek, geniş bir kültürü gerektirir. Ağırbaşlı yazılardır. Yoksa; benim burada sözünü ettiğim, belden aşağı vuran fıkralar değildir. Okurken, düşündüren, ders verirken de gülümseten fıkralardır. Aşağıda anlattıklarım bunlardan birkaç tanesidir:
Ağanın biri; “haftanın belirli gününde çok önemli bilgiler vereceğim” diye bütün köy halkını meydanda toplarmış. Yine öyle yapar, kendisi de yüksekçe bir yere çıkar. Köylüler, merakla acaba ne söyleyecek diye sessizce ağaya odaklanırlar.
Ağa; Elindeki asasıyla gökyüzünü göstererek “Köylülerim, uşaklarım, işte görüyorsunuz hava çok kararmıştır. Birazdan ya yağmur yağır, ya kar yağır.” Köylüler; elleri patlayıncaya kadar”“Bravo ağam sen çok yaşa” diye alkış tufanına tutarlar. Hızını alamayan ağa devam eder. “Köylülerim; aha bu taş yuvarlanır, ya çalıya takılır orada durir, ya da varır derede duriiiir.” Köylüler yine aynı coşkuyla; “Bravo ağam, sen çok yaşaaa” diyerek çılgınca alkışlarlar. Ağa durur mu hiç, fırsat bu fırsat deyip devam eder konuşmasına. Hamile bir kadını asasıyla işaret ederek ”Köylülerim, aha bu karı gebedir, ya kız doğurir ya da erkek”… Köylüler; ağayı hararetle alkışlarken aralarında şöyle konuştukları duyulur. “Helal olsun bizim ağaya, ne kadar da çok bilgili. Adam, boşuna ağa olmamış.
ABD, İngiliz ve bizim Kayserili biraraya gelmişler, asgari ücret konusunu konuşurlar. ABD maliye bakanı demiş ki; “Bizde asgari ücret bin dolardır. Ama biz, 1500 dolar veriyoruz. Çalışanlarımız, bu ücretin 1000 dolarını ihtiyaçları için harcıyorlar, ancak; geriye kalan 500 dolarını ne yapıyorlar bilmiyoruz”der.
Söz alan İngiliz bakan ise, “Biz, asgari ücretlilere 1000 sterlin vermemiz gerekirken 1400 sterlin veriyoruz. Bu ücretin 1000 sterlinini aylık ihtiyaçlarında harcıyorlar ama 400 sterlini ne yaptıklarını bilmiyoruz” der. Söz, bizim Kayserili’ye gelir ve şunları söyler “Biz, kamu çalışanlarına 1000 lira vermemiz gerekirken 500 TL. veriyoruz. Gerisini nereden buluyorlar bilemiyoruz.”
Bir zamanlar, meclis odalarından birinin kapısı bozulur. Tamir edilmesi için iki marangoz çağrılır.
Konuyla ilgilenen vekil, birinci marangoza sorar “Kaç liraya yaparsın?” O da 500 TL’ye yaparım”der.
Sonra; ikinci marangoza sorar “Sen kaça yaparsın?” 3000 liraya yaparım” demiş. Vekil “Nasıl yani, bak bu usta 1000 liraya yaparım diyor, sen neden 3000 lira istiyorsun” diye sorar. Usta da şöyle açıklama yapmış “Sayın vekilim; 1000 lira ben alacağım, 1000 lira da sen alacaksın, kalan 1000 lirayı da kapının masrafında kullanacağım” der. (Not: Kapının tamiri ikinci marangoza verilir).
İş gereği, sürekli yurt dışı seyahatinde bulunan adamın, memleketindeki eşi doğum yapar. Kocasına müjdeli haberi vermek için şöyle mesaj yazar “Kocacığım; bebeğimiz doğdu ama sütüm gelmediği için bir tane süt anne tuttum. Kadın zenciydi. Çocuğumuz; ona benzemiş, yani zenci oldu.”
Adam; bu müjdeli haberi kendi annesine vermek ister ve şöyle mesaj yazar “Sevgili anneciğim, eşim doğum yapmış, ancak; sütü gelmediği için zenci bir dadıya emzirtmiş. Bu yüzden torunun zenci olmuş.
Bilgin olsun, sonra şaşırma “Annesi de oğluna şöyle mesaj gönderir” Sevgili oğlum; ben de seni doğurduğumda benim de sütüm gelmemişti. Ben seni, inek sütüyle büyütmüştüm. Yıllar sonra şimdi anlıyorum, senin neden bu kadar öküz kafalı olduğunu”...                             Necati ERTUĞRUL
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
vadi Dalkılıç
(28.01.2023 16:51 - #196)
Hocam fıkralar süper, keşke siz gibi anıları ve hayat derslerini aktaranlar daha da çok olsa.Saygılarımla...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.