A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

ANNEM ANNEM

Yine “Anneler Günü” geldi ve ben yine hüzünlerle başbaşayım. Beni dünyaya getiren annemi özledim. Nasıl özlemeyeyim doğuştan ayaklarım yere basana kadar benim çilemi çekmiş, beslemiş büyütmüş bu değerli insanı yitirmiş olmanın hüznünü yaşamayayım. Ona en samimi duygularımla Yüce Allah’tan rahmetler diliyor ışıklarda kalsın inşallah diyor ve bütün ANNE’lerin gününü kutluyor, ellerinden öpüyorum. Mayıs geldi işte, bahardan yaza geçiş ayı. Ama biliyorsunuz ki ilçemize bahar sonu Hazirandır, yaza da Temmuzda ulaşırız. Ama Mayısın bereketi her zaman önemlidir. Yağan yağmurlarla nanelerin en güzel koktuğu günleri yaşıyoruz. Ve geçmişte BAHAR Bayramı olarak aklımızda yer edinmiş olan 1 Mayıs’ı artık “İşçinin Emekçinin Bayramı” olarak kutluyoruz. Bayram dediğime bakmayın aslında işçide BAYRAM kutlayacak hal mi kaldı. Patronlar yüzlerce işçiyi kapı dışı bırakabiliyor. Üstüne üstlük ücretlerini de ödemeyip sokaklara atıyorlar. Bu işçi nasıl bayram yapsın. Emeklerinin karşılığını alamayan insanlar nasıl bayram yapsınlar. Mayısın en güzel günlerinden birinde de HIDIRELLEZ yapıyor insanlarımız. Geleneksel olarak kutlanan bu güzel günler insanlara huzur veriyor, onlarca dert arasında. Mayısın yedisi de bizim için bir hüzün günü. Daha önce de defalarca dile getirdiğim gibi hayat bize böyle günler yaşatıyor. Biz anneler gününde babamı, babalar gününde de annemi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadık ailece. Hepsini rahmetle anıyorum. Annesini babasını atasını kaybetmiş tüm dostlara da sabırlar diliyorum. Bir gerçek var ki; onlarla yaşadığımız günlerin lezzetine güzelliğine şimdilerde ulaşmamız asla mümkün değil. Yoklukta olsa şartlar ne kadar olumsuz olsa da o günleri yeniden yaşamak mümkün değil! Ama anılarımızı tazelemek şimdilik yetiyor bize. Acısıyla tatlısıyla harika günlerdi o günler. Asla geri gelmeyecek olan. Ve Mayıs’ta 3 fidanı kaybetmenin de acısı var içimizde. Unutulmayan o günlerde darağacındaki üç fidan yıllar geçse de unutulmayacak, içimizde yaşayacaklar. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor ve rahmetler diliyorum. Ülkesini seven ve emperyalizme yürekleriyle karşı çıkan bu değerler yaşayacak.. Bir kaç kelime de EĞİTİM hakkında yazmak istiyorum. Okullardaki çocuklarımız kaybıyla geçen günlerde ne kadar çok hüzünlenmiş, sarsılmıştık. Milli eğitim müdürü istifa etti bakan yardımcısı görevden alındı da işin asıl sahibi bakan hala orada oturuyor. İçimizdeki sıkıntı sona ermiyor bir türlü. Şimdi de sayın bakanın derdi ara tatillermiş. Yıllardır yaz boz tahtasına dönmüş olan EĞİTİM sistemimiz bir türlü gerçek kimliğine ulaşamadı. Nasıl ulaşsın bakan işine gücüne bakacağına sivil toplum kuruluşlarına sarılıyor. Sayın bakan fikrinizi çözemedik. Eğer milli eğitimi çağdaş düzeye çıkarmak istiyorsanız ülkemizin eğitim alanındaki deneyimli insanlarını bir araya getirip yıllarca değişmeyecek gerçek bir MİLLİ EĞİTİM sistemi kurmaya yönelseniz ne kadar güzel olur. Sağdan soldan değil ortadan eğitimcilere bırakın, bu sorunu onlar size çözüm önerileri ve bir program hazırlasınlar. İçinde yıllarca görev yaptığım bu eğitim sistemimiz YAZ-BOZ olmaktan kurtulsun.. İnanıyorum ki EĞİTİME verilecek her türlü katkı ve emek ülkemizin kısa sürede düzlüğü çıkmasına büyük yararlar sağlayacaktır. Geçtiğimiz 16 Mart’ta öğretmen okullarının kuruluş gününde ANITKABİR’de ATAMIZIN huzurundaydık. Ve doğrusu o gün kutlamasında aklıma düşen KÖY ENSTİTÜLERİ idi. Oradan yetişmiş onlarca öğretmenim beynimde bir film şeridi gibi aktı geçti. Ne güzel eğitilmişler ve bizleri ne güzel eğitmişler. On parmaklarında on marifet. İnsan sevgisi, bitmek tükenmek bilmeyen azimleri topluma örnek yaşam biçimleri üretkenlikleri. Yaşayanlara uzun ömürler dilerken ebediyete göçmüşlere rahmetler diliyorum. Eğitimle ilgili önemli bir şey daha söylemek istiyorum. TAŞIMALI eğitime son verilmeli ve KÖY okulları yeniden açılmalı. Tabi eğer uygun görülürse çağa uygun KÖY ENSTİTÜLERİ yeniden canlandırılmalı. Ben kendi adıma söz vermiştim; Milli Eğitim Bakanlığı köy okullarını açarsa bir yıl bilaücret (ücret talep etmeden) görev yapabilirim demiştim. Hala sözümde duruyorum. Haydi açın da bizde sözümüzü yerine getirelim. Çevremiz yangın yeri!.. SAVAŞ durmuş gibi görünse de hala sıcaklığını koruyor. Nerede bir sorun çıkarsa zararı bize dokunuyor. En kısa sürede savaşların sona ermesi ve BARIŞ’ın dünyamız hakim olmasın bekliyorum. Bizlerle uğraşmasınlar gitsinler aya, yıldızlara oralarda mutlu olsunlar. Bize sessiz sakin bir dünya bıraksınlar. Biz ülkemizde mutlu olmak istiyoruz. Son söz. Kayıplarımız için dualarımızı eksik etmiyor yaşamda olanlara sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum. Bahar günlerinde adına uygun günler sizlerle olsun.. ANNELER GÜNÜ kutlu olsun...
Ekleme Tarihi: 06 Mayıs 2026 -Çarşamba

ANNEM ANNEM

Yine “Anneler Günü” geldi ve ben yine hüzünlerle başbaşayım. Beni dünyaya getiren annemi özledim. Nasıl özlemeyeyim doğuştan ayaklarım yere basana kadar benim çilemi çekmiş, beslemiş büyütmüş bu değerli insanı yitirmiş olmanın hüznünü yaşamayayım. Ona en samimi duygularımla Yüce Allah’tan rahmetler diliyor ışıklarda kalsın inşallah diyor ve bütün ANNE’lerin gününü kutluyor, ellerinden öpüyorum.
Mayıs geldi işte, bahardan yaza geçiş ayı. Ama biliyorsunuz ki ilçemize bahar sonu Hazirandır, yaza da Temmuzda ulaşırız. Ama Mayısın bereketi her zaman önemlidir. Yağan yağmurlarla nanelerin en güzel koktuğu günleri yaşıyoruz. Ve geçmişte BAHAR Bayramı olarak aklımızda yer edinmiş olan 1 Mayıs’ı artık “İşçinin Emekçinin Bayramı” olarak kutluyoruz. Bayram dediğime bakmayın aslında işçide BAYRAM kutlayacak hal mi kaldı. Patronlar yüzlerce işçiyi kapı dışı bırakabiliyor.
Üstüne üstlük ücretlerini de ödemeyip sokaklara atıyorlar. Bu işçi nasıl bayram yapsın. Emeklerinin karşılığını alamayan insanlar nasıl bayram yapsınlar.
Mayısın en güzel günlerinden birinde de HIDIRELLEZ yapıyor insanlarımız. Geleneksel olarak kutlanan bu güzel günler insanlara huzur veriyor, onlarca dert arasında.
Mayısın yedisi de bizim için bir hüzün günü. Daha önce de defalarca dile getirdiğim gibi hayat bize böyle günler yaşatıyor. Biz anneler gününde babamı, babalar gününde de annemi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadık ailece. Hepsini rahmetle anıyorum. Annesini babasını atasını kaybetmiş tüm dostlara da sabırlar diliyorum.
Bir gerçek var ki; onlarla yaşadığımız günlerin lezzetine güzelliğine şimdilerde ulaşmamız asla mümkün değil. Yoklukta olsa şartlar ne kadar olumsuz olsa da o günleri yeniden yaşamak mümkün değil! Ama anılarımızı tazelemek şimdilik yetiyor bize. Acısıyla tatlısıyla harika günlerdi o günler. Asla geri gelmeyecek olan.
Ve Mayıs’ta 3 fidanı kaybetmenin de acısı var içimizde. Unutulmayan o günlerde darağacındaki üç fidan yıllar geçse de unutulmayacak, içimizde yaşayacaklar. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor ve rahmetler diliyorum. Ülkesini seven ve emperyalizme yürekleriyle karşı çıkan bu değerler yaşayacak..
Bir kaç kelime de EĞİTİM hakkında yazmak istiyorum. Okullardaki çocuklarımız kaybıyla geçen günlerde ne kadar çok hüzünlenmiş, sarsılmıştık. Milli eğitim müdürü istifa etti bakan yardımcısı görevden alındı da işin asıl sahibi bakan hala orada oturuyor. İçimizdeki sıkıntı sona ermiyor bir türlü. Şimdi de sayın bakanın derdi ara tatillermiş. Yıllardır yaz boz tahtasına dönmüş olan EĞİTİM sistemimiz bir türlü gerçek kimliğine ulaşamadı. Nasıl ulaşsın bakan işine gücüne bakacağına sivil toplum kuruluşlarına sarılıyor. Sayın bakan fikrinizi çözemedik. Eğer milli eğitimi çağdaş düzeye çıkarmak istiyorsanız ülkemizin eğitim alanındaki deneyimli insanlarını bir araya getirip yıllarca değişmeyecek gerçek bir MİLLİ EĞİTİM sistemi kurmaya yönelseniz ne kadar güzel olur. Sağdan soldan değil ortadan eğitimcilere bırakın, bu sorunu onlar size çözüm önerileri ve bir program hazırlasınlar. İçinde yıllarca görev yaptığım bu eğitim sistemimiz YAZ-BOZ olmaktan kurtulsun.. İnanıyorum ki EĞİTİME verilecek her türlü katkı ve emek ülkemizin kısa sürede düzlüğü çıkmasına büyük yararlar sağlayacaktır.
Geçtiğimiz 16 Mart’ta öğretmen okullarının kuruluş gününde ANITKABİR’de ATAMIZIN huzurundaydık. Ve doğrusu o gün kutlamasında aklıma düşen KÖY ENSTİTÜLERİ idi. Oradan yetişmiş onlarca öğretmenim beynimde bir film şeridi gibi aktı geçti. Ne güzel eğitilmişler ve bizleri ne güzel eğitmişler. On parmaklarında on marifet. İnsan sevgisi, bitmek tükenmek bilmeyen azimleri topluma örnek yaşam biçimleri üretkenlikleri. Yaşayanlara uzun ömürler dilerken ebediyete göçmüşlere rahmetler diliyorum.
Eğitimle ilgili önemli bir şey daha söylemek istiyorum. TAŞIMALI eğitime son verilmeli ve KÖY okulları yeniden açılmalı. Tabi eğer uygun görülürse çağa uygun KÖY ENSTİTÜLERİ yeniden canlandırılmalı. Ben kendi adıma söz vermiştim; Milli Eğitim Bakanlığı köy okullarını açarsa bir yıl bilaücret (ücret talep etmeden) görev yapabilirim demiştim. Hala sözümde duruyorum. Haydi açın da bizde sözümüzü yerine getirelim.
Çevremiz yangın yeri!.. SAVAŞ durmuş gibi görünse de hala sıcaklığını koruyor. Nerede bir sorun çıkarsa zararı bize dokunuyor. En kısa sürede savaşların sona ermesi ve BARIŞ’ın dünyamız hakim olmasın bekliyorum. Bizlerle uğraşmasınlar gitsinler aya, yıldızlara oralarda mutlu olsunlar. Bize sessiz sakin bir dünya bıraksınlar. Biz ülkemizde mutlu olmak istiyoruz.
Son söz. Kayıplarımız için dualarımızı eksik etmiyor yaşamda olanlara sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum. Bahar günlerinde adına uygun günler sizlerle olsun.. ANNELER GÜNÜ kutlu olsun...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.