A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

BAYRAM

Bizim milli ve dini bayramlarımız var. Onları kutlarken ulusça kenetlenir bir oluruz. Yarın da yine dini bir bayramı kutlayacağız. Kurban Bayramı... Ne güzel, bu güne erişenlere kutlu olsun derim. Dayanışmanın, yardımlaşmanın, kenetlemenin en güzel örneklerinden biri olan Kurban bayramında hali vakti yerinde olan, imkanları geniş olan insanlarımız bir koyun veya danayı hakka kurban ederler. Ve bunun en önemli aksiyonlarından biri ise kesilen o kurbanının çevresindeki imkanı olmayan, kurban kesemeyen konu komşu ve akrabalara pay ederek değerlendirmesidir.. Evet, kim keser kim kesemez bilemiyorum. Ama bizim geleneklerimizde mümkün oldukça kurban kesmek vardır. Kurbanın nasıl var olduğu herkesçe malum olsa da son yıllarda esas olan aylarca et yemeyen ailelere, çoluk çocuğa et yedirebilme mutluluğuna erişmektir. Dinimiz basit kurallarla insanlara görev vermiştir. Kestiğiniz kurbanı üçe bölün, bir payını eşle dostla akrabalarla yiyin, bir payını konu komşudan kurban kesemeyenlere dağıtın. Geri kalanını da ailenizle birlikte yemelisiniz demiş. Biz ise işin kolayına kaçıp “pay verecek insan bulamıyoruz” bahanesine sarılıp derin donduruculara depoluyoruz. Şöyle bir etrafa bakıp pay verecek aile insan aramıyoruz. Sevabı işte bunun içinde. İllaki birilerini sevindirecek aksiyonlarda bulunmalısınız. Yoksa hak için kurban, küp için kavurma deyip hep bana Rabbena düşüncesi asla doğru değildir. Şu cümleleri de pek çok duymaktayız. “danaya girdik pek çok et geldi, her taraf yığıldı kaldı”.. Dağıt!.. Ey müslüman sen aylardır et yemeyen bir kişi değilsin ki.. Hiç olmasa bile haftada bir mangalını yakıp ya da güvecini tıka basa doldurup et yiyebiliyorsun. Ama çevrende bulunan onlarca aile ne et yiyebiliyor ne de yanına yaklaşabiliyor. İşte mesele onları sevindirmek. Tabidir ki yıl yıldan kötü geliyor. Ülkemizde yaşam koşulları daha da kötüye gidiyor. Bu gün asgari ücrete göre insanlarımız değil kurban almak eve bir kilo et alabilmenin zorluğunu yaşıyor. Kira, elektrik, su, gaz derken elde avuçta bir şey kalmıyor. Emeklilere verilen 4000 TL’lik bayram parasıyla da kurban almak olası değil. Et fiyatları ise 1500'e yaklaşmış. Ne yapsın garibim. Olanla yetinmeye çalışıyor. . Bazı insanlar ise latife olsun diye “hocam tavuk kessek kurban yerine geçer mi” diye absürt sorularla gündemi meşgul ediyor. Kurban olacak hayvanın nasıl olması gerektiği belli. Şöyle eti butu yerinde semiz ve gösterişli olmalı diyor bilenlerimiz. Ve içinde bazı şartları da uygun olmalı. Hiç unutmuyorum bir keresinde aldığım kurban hamile çıkmıştı ve o gün bize ZEHİR olmuştu. Tabidir ki biz bilemeyiz ama onu yetiştirenler bu konulara titizlik göstermeliler. Günah olduğunu biliyorum ama benim günahım var mı inanın bilemiyorum. Gelelim şimdi de kurbanın derisine. Geçmişte Türk Hava Kurumu bu işi gayet güzel yapıyor ve kesilen kurbanların derilerini değerlendiriyorduk. Ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor ve Hava Kurumumuzun güçlenmesine yardımcı oluyordu. Her ne olduysa art arda çıkan birkaç kötü olay bu kurumun sektörden çekilmesine neden oldu. Sonra deriler yurtlar, tarikatlar, dernekler ve bazı yasa dışı kuruluşlar tarafından toplanmaya başladı. Yaşanan bu olumsuzluk hem ekonomiye zarar verdi ve hem de bir takım sürtüşmelerin yaşanmasına neden oldu. Herkes birbirinden deri kaçırmaya başladı. Bu durumun yeniden ele alınıp kapsamlı bir çalışma ile düzenlenmesi yarar getirir diye düşünüyorum. Uzun bayramda tatil yapmak bir çok insan için bulunmaz nimet olarak görülüyor. Belki de doğru ama.. Yaşanan TRAFİK sıkışıklığı ve kaybedilenler canlar içimizi acıtıyor. Biz hala gelişmekte olan bir ülkeyiz. O nedenle bizim 24 saatleri daha iyi değerlendirmemiz ve daha çok çalışmamız gerekiyor. Bakınız okullarda eğitim öğretim günü en az 180'dir. Ve 365 günün 104 günü cumartesi pazar tatili. Milli ve dini bayramlarımız için de en az 20 gün tatil derken iş günü neredeyse yarı yarıya düşüyor. Öncelikle okullarda uygulanan “ARA TATİL” kavramı kaldırılmalı.. Eğitime daha çok süre ayrılmalı. Buna şiddetle ihtiyacımız var. Sayın bakanın eğitimi kısaltalım düşünüşü hem yanlış hem de ülkeye zarar verici bir durumdur. Biz EĞİTİM sayesinde yukarılara tırmanıp çıkabiliriz. Evet bu güzel 9 gün sürecek uzunca tatili en iyi şekliyle değerlendirelim. Eş dost ve akrabaları ziyaret edelim. Büyüklerin ellerini öpüp gönüllerini alalım, küçükleri eldeki imkanlarla sevindirelim.. Bayramın tadına varalım. Bakın bu güzel bayram günlerinde büyük şehirler boşaldı tatil yöreleri ağzına kadar doldu. Haliyle oradaki ortamda da birtakım sorunların yaşanabileceği gerçeği akıldan çıkarılmamalı.. Tedbirli olmak ve zamanı iyi değerlendirmek esas olmalı. Herkese iyi bayramlar, gönlünüzce bir bayram yaşamanız dileğiyle...
Ekleme Tarihi: 26 Mayıs 2026 -Salı

BAYRAM

Bizim milli ve dini bayramlarımız var. Onları kutlarken ulusça kenetlenir bir oluruz. Yarın da yine dini bir bayramı kutlayacağız.
Kurban Bayramı...
Ne güzel, bu güne erişenlere kutlu olsun derim. Dayanışmanın, yardımlaşmanın, kenetlemenin en güzel örneklerinden biri olan Kurban bayramında hali vakti yerinde olan, imkanları geniş olan insanlarımız bir koyun veya danayı hakka kurban ederler. Ve bunun en önemli aksiyonlarından biri ise kesilen o kurbanının çevresindeki imkanı olmayan, kurban kesemeyen konu komşu ve akrabalara pay ederek değerlendirmesidir..
Evet, kim keser kim kesemez bilemiyorum. Ama bizim geleneklerimizde mümkün oldukça kurban kesmek vardır. Kurbanın nasıl var olduğu herkesçe malum olsa da son yıllarda esas olan aylarca et yemeyen ailelere, çoluk çocuğa et yedirebilme mutluluğuna erişmektir.
Dinimiz basit kurallarla insanlara görev vermiştir. Kestiğiniz kurbanı üçe bölün, bir payını eşle dostla akrabalarla yiyin, bir payını konu komşudan kurban kesemeyenlere dağıtın. Geri kalanını da ailenizle birlikte yemelisiniz demiş. Biz ise işin kolayına kaçıp “pay verecek insan bulamıyoruz” bahanesine sarılıp derin donduruculara depoluyoruz. Şöyle bir etrafa bakıp pay verecek aile insan aramıyoruz. Sevabı işte bunun içinde. İllaki birilerini sevindirecek aksiyonlarda bulunmalısınız. Yoksa hak için kurban, küp için kavurma deyip hep bana Rabbena düşüncesi asla doğru değildir. Şu cümleleri de pek çok duymaktayız. “danaya girdik pek çok et geldi, her taraf yığıldı kaldı”.. Dağıt!.. Ey müslüman sen aylardır et yemeyen bir kişi değilsin ki.. Hiç olmasa bile haftada bir mangalını yakıp ya da güvecini tıka basa doldurup et yiyebiliyorsun. Ama çevrende bulunan onlarca aile ne et yiyebiliyor ne de yanına yaklaşabiliyor. İşte mesele onları sevindirmek.
Tabidir ki yıl yıldan kötü geliyor. Ülkemizde yaşam koşulları daha da kötüye gidiyor. Bu gün asgari ücrete göre insanlarımız değil kurban almak eve bir kilo et alabilmenin zorluğunu yaşıyor. Kira, elektrik, su, gaz derken elde avuçta bir şey kalmıyor. Emeklilere verilen 4000 TL’lik bayram parasıyla da kurban almak olası değil. Et fiyatları ise 1500'e yaklaşmış. Ne yapsın garibim. Olanla yetinmeye çalışıyor. .
Bazı insanlar ise latife olsun diye “hocam tavuk kessek kurban yerine geçer mi” diye absürt sorularla gündemi meşgul ediyor. Kurban olacak hayvanın nasıl olması gerektiği belli. Şöyle eti butu yerinde semiz ve gösterişli olmalı diyor bilenlerimiz. Ve içinde bazı şartları da uygun olmalı.
Hiç unutmuyorum bir keresinde aldığım kurban hamile çıkmıştı ve o gün bize ZEHİR olmuştu. Tabidir ki biz bilemeyiz ama onu yetiştirenler bu konulara titizlik göstermeliler. Günah olduğunu biliyorum ama benim günahım var mı inanın bilemiyorum.
Gelelim şimdi de kurbanın derisine. Geçmişte Türk Hava Kurumu bu işi gayet güzel yapıyor ve kesilen kurbanların derilerini değerlendiriyorduk. Ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor ve Hava Kurumumuzun güçlenmesine yardımcı oluyordu. Her ne olduysa art arda çıkan birkaç kötü olay bu kurumun sektörden çekilmesine neden oldu. Sonra deriler yurtlar, tarikatlar, dernekler ve bazı yasa dışı kuruluşlar tarafından toplanmaya başladı. Yaşanan bu olumsuzluk hem ekonomiye zarar verdi ve hem de bir takım sürtüşmelerin yaşanmasına neden oldu. Herkes birbirinden deri kaçırmaya başladı. Bu durumun yeniden ele alınıp kapsamlı bir çalışma ile düzenlenmesi yarar getirir diye düşünüyorum.
Uzun bayramda tatil yapmak bir çok insan için bulunmaz nimet olarak görülüyor. Belki de doğru ama.. Yaşanan TRAFİK sıkışıklığı ve kaybedilenler canlar içimizi acıtıyor. Biz hala gelişmekte olan bir ülkeyiz. O nedenle bizim 24 saatleri daha iyi değerlendirmemiz ve daha çok çalışmamız gerekiyor. Bakınız okullarda eğitim öğretim günü en az 180'dir. Ve 365 günün 104 günü cumartesi pazar tatili. Milli ve dini bayramlarımız için de en az 20 gün tatil derken iş günü neredeyse yarı yarıya düşüyor. Öncelikle okullarda uygulanan “ARA TATİL” kavramı kaldırılmalı.. Eğitime daha çok süre ayrılmalı. Buna şiddetle ihtiyacımız var. Sayın bakanın eğitimi kısaltalım düşünüşü hem yanlış hem de ülkeye zarar verici bir durumdur. Biz EĞİTİM sayesinde yukarılara tırmanıp çıkabiliriz.
Evet bu güzel 9 gün sürecek uzunca tatili en iyi şekliyle değerlendirelim. Eş dost ve akrabaları ziyaret edelim. Büyüklerin ellerini öpüp gönüllerini alalım, küçükleri eldeki imkanlarla sevindirelim.. Bayramın tadına varalım. Bakın bu güzel bayram günlerinde büyük şehirler boşaldı tatil yöreleri ağzına kadar doldu. Haliyle oradaki ortamda da birtakım sorunların yaşanabileceği gerçeği akıldan çıkarılmamalı.. Tedbirli olmak ve zamanı iyi değerlendirmek esas olmalı.
Herkese iyi bayramlar, gönlünüzce bir bayram yaşamanız dileğiyle...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.