A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

GEZ DÜNYAYI GÖR KONYA’YI

Bu güzel sözü kim söylemişse inanın doğru söylemiş. Bizim de yolumuz geçen hafta KONYA’ya düştü. Geçmişte üstünkörü gezdiğim bu güzel şehrin en müstesna noktalarına ulaştım. Gördüklerim o gün rüyama girdi desem yalan olmaz. Ama bu şehre ilk gelişim değil. Yıllar öncesinde de yolumuz uğramıştı. Babam (rahmetle anıyorum) bir araba almayı planlamıştı. Bu çevrede pek araba olmadığından şehir dışına çıktılar bir arkadaşıyla. Bir iki gün sonra Konya’dan telefon geldi. Tabi o zamanlar öyle cep telefonu falan yoktu.. Orada bir araba beğenmiş ve almaya karar vermişti. Ben de otobüse atlayıp gittim, galeriyi buldum. Ben de taksiye baktım. Beğendim. Almaya karar verdik. Tabii paranın bir kısmını peşin verecek bir kısmını da taksite bağlayacaktık. Anlaştık ve galeri sahibi senetleri düzenledi. İmzaladık. Ama galerici dedi ki; “buradan bir kefil bulup imzalatın”.. Biz duraksadık.. “Nasıl yani?”.. “Bak biz iki imza attık, başkasına gerek var mı?.. Galerici; “kuralımız böyle” dedi.. Ben biraz bozuldum. “Beyefendi biz KONYA’ya ilk geliyoruz. Burada MEVLANA’dan başka tanıdığımız yok. O muhterem de vefat etmiş” diye kızgınlığımı belirttim. Ve babama “Haydi gidelim. Bu aracı alamayız” deyip, imzaladığımız senetleri alarak çıkış doğru ilerledik. Az sonra arkamızdan birini gönderip bizi geri çevirdiler. Galerici dedi ki; “Kusura bakmayın biz sizi tanımıyorduk. Ama size güvendim. Ver şu senetleri alın götürün arabayı” dedi. İşte Konya ile ilk münasebetimiz böyle olmuştu. Sonrasında rahmetli ağabeyim için gittik. Onunda çocukları görev gereği Konya’ya yerleşmişlerdi. Ağabeyimde bir rahatsızlığı için orada hastaneye gitmiş ve bir operasyon geçirmesi gerekmekteymiş. Neticede o operasyon sonrası yaşama veda etmişti. Allah rahmet eylesin. Ve bu haftaki buluşmaya gelince... Eşimle evliliğimizin 50.ci yılını kutluyoruz. Zaman zaman konuşmalarımızda sözü geçen bir BEYŞEHİR vardır. Eşimin ağabeyi Seydişehir alüminyum fabrikasında çalışırken konut sorunu nedeniyle Beyşehir’de ikamet etmiş ve benim eşimde liseyi Beyşehir’de bitirmiş. 75'li yıllarda oradaki sınıf arkadaşı ile ara sıra görüşmekteydi. İçinde bir uhte onunla görüşmek istedi. Bizde rotayı oraya çevirdik. Hem ağabeyimi anmak, hem çocukların görmek ve hem de Beyşehir’deki arkadaşını kısa bir ziyaret ederek görmek için yola çıktık. Her zaman tercih ettiğimiz trenle ulaştık Konya’ya. Güzel bir karşılama.. Öğle sonu uzun yıllar unutamayacağım bir gezi. Konya Kelebekler Bahçesi’ne gittik. Konya tropikal kelebek bahçesi beni ilk görüşte MEST etti. Binlerce KELEBEK. Rengarenk.. Yemyeşil bu ortamda özgürce uçmaktalar. Arada bir başımıza omzumuza konarak bizleri heyecanlandırmaktadırlar. Saatleri bulan ziyaretimiz sonrası inanın çıkmak istemiyorsunuz. Ama bunu önlemek için sık sık uyarılar geliyor. Geri dönmek yok. Lütfen ilerleyin. Zira geri dönüş olursa TRAFİK o kadar karışacak ki. Ziyaretçi sayısı o kadar fazla. Tahmin edemezsiniz. O RENKLER ruhumuzu dinlendirdi. Kim yaptıysa kimin aklına geldiyse içimden gelen duaları yaptım. Helal olsun emeklere.. Teşekkürler... İkinci gün de sabahtan MEVLANA CELALEDDİN RUMİ dergâhına gittik. Yıllar öncesinde kısa bir ziyaretim olmuştu. Şimdi içime sindire sindire gezdim. Yılara önce Şeb-i Arus törenleri için ailece gitmiştik. Spor salonunda tören başladı. Dünyanın bir çok ülkesinden ziyaretçi vardı. O günkü Turizm Derneği Başkanı Feyzi Halıcı bir konuşma yaptı. Sonra bir bayan geldi, konuşmayı İngilizce tekrar etti. Sonra başka bir bayan geldi Almanca sundu, ardından bir bayan daha geldi o da Fransızca tekrar etti. Tabiiki bizler bir miktar sıkıldık. Sonra Semazenler geldi. Ve ney üflenmeye başladı. Öyle güzel öyle mistik bir hava oluştu ki Neredeyse uykumuz gelecek. Ben aileme “haydi kalkalım” dedim. Ne oldu dediler.. Başkanın konuşmasını üç dile çevirdiler şimdi bu çalınan ney müziğini de üç dile çevirecek olurlarsa sabahı buluruz dedik. Gülüştüler. Tabii ki törenleri sonun kadar izledik. Semazenlerin dönüşlerini ibretle ve hayranlıkla izledik. Sonra yolumuz BEYŞEHİR’e... Eşimin arkadaşı bizi çok güzel karşıladı. 52 yıllık bir hasreti saatlerce bakışarak değerlendirdiler. Yılların nasıl akıp gittiğini konuştular. Bize Beyşehir gölüne götürdü. Tarihi yerleri seyreyledik. Gölün nasıl yok olmaya yüz tuttuğunu üzülerek izledik. Göldeki gemilerin umutsuz bekleyişini izledik. Aşıklar adasında genç aşıkların buluşmasına şahit olduk. Çok güzel bir seyahat oldu. Eski dostları görmek buluşmak, koklaşmak akrabalara sarılmak bize bir ilaç gibi geldi. Anladık ki ara sıra böyle buluşmalar yapmak gerçekten güzel oluyor. Misafirperverlikleri için hepsine yürekten teşekkürler. Sonunda yine diyeceğimi söylemek zorundayım. GEZ DÜNYAYI GÖR KONYAYI!...
Ekleme Tarihi: 08 Eylül 2026 -Salı

GEZ DÜNYAYI GÖR KONYA’YI

Bu güzel sözü kim söylemişse inanın doğru söylemiş. Bizim de yolumuz geçen hafta KONYA’ya düştü. Geçmişte üstünkörü gezdiğim bu güzel şehrin en müstesna noktalarına ulaştım. Gördüklerim o gün rüyama girdi desem yalan olmaz. Ama bu şehre ilk gelişim değil. Yıllar öncesinde de yolumuz uğramıştı.
Babam (rahmetle anıyorum) bir araba almayı planlamıştı. Bu çevrede pek araba olmadığından şehir dışına çıktılar bir arkadaşıyla. Bir iki gün sonra Konya’dan telefon geldi. Tabi o zamanlar öyle cep telefonu falan yoktu.. Orada bir araba beğenmiş ve almaya karar vermişti. Ben de otobüse atlayıp gittim, galeriyi buldum. Ben de taksiye baktım. Beğendim. Almaya karar verdik. Tabii paranın bir kısmını peşin verecek bir kısmını da taksite bağlayacaktık.
Anlaştık ve galeri sahibi senetleri düzenledi. İmzaladık. Ama galerici dedi ki; “buradan bir kefil bulup imzalatın”.. Biz duraksadık.. “Nasıl yani?”.. “Bak biz iki imza attık, başkasına gerek var mı?.. Galerici; “kuralımız böyle” dedi.. Ben biraz bozuldum. “Beyefendi biz KONYA’ya ilk geliyoruz. Burada MEVLANA’dan başka tanıdığımız yok. O muhterem de vefat etmiş” diye kızgınlığımı belirttim. Ve babama “Haydi gidelim. Bu aracı alamayız” deyip, imzaladığımız senetleri alarak çıkış doğru ilerledik. Az sonra arkamızdan birini gönderip bizi geri çevirdiler. Galerici dedi ki; “Kusura bakmayın biz sizi tanımıyorduk. Ama size güvendim. Ver şu senetleri alın götürün arabayı” dedi. İşte Konya ile ilk münasebetimiz böyle olmuştu.
Sonrasında rahmetli ağabeyim için gittik. Onunda çocukları görev gereği Konya’ya yerleşmişlerdi. Ağabeyimde bir rahatsızlığı için orada hastaneye gitmiş ve bir operasyon geçirmesi gerekmekteymiş. Neticede o operasyon sonrası yaşama veda etmişti. Allah rahmet eylesin.
Ve bu haftaki buluşmaya gelince...
Eşimle evliliğimizin 50.ci yılını kutluyoruz. Zaman zaman konuşmalarımızda sözü geçen bir BEYŞEHİR vardır. Eşimin ağabeyi Seydişehir alüminyum fabrikasında çalışırken konut sorunu nedeniyle Beyşehir’de ikamet etmiş ve benim eşimde liseyi Beyşehir’de bitirmiş. 75'li yıllarda oradaki sınıf arkadaşı ile ara sıra görüşmekteydi. İçinde bir uhte onunla görüşmek istedi. Bizde rotayı oraya çevirdik. Hem ağabeyimi anmak, hem çocukların görmek ve hem de Beyşehir’deki arkadaşını kısa bir ziyaret ederek görmek için yola çıktık.
Her zaman tercih ettiğimiz trenle ulaştık Konya’ya. Güzel bir karşılama.. Öğle sonu uzun yıllar unutamayacağım bir gezi. Konya Kelebekler Bahçesi’ne gittik. Konya tropikal kelebek bahçesi beni ilk görüşte MEST etti. Binlerce KELEBEK. Rengarenk.. Yemyeşil bu ortamda özgürce uçmaktalar. Arada bir başımıza omzumuza konarak bizleri heyecanlandırmaktadırlar. Saatleri bulan ziyaretimiz sonrası inanın çıkmak istemiyorsunuz. Ama bunu önlemek için sık sık uyarılar geliyor. Geri dönmek yok. Lütfen ilerleyin. Zira geri dönüş olursa TRAFİK o kadar karışacak ki. Ziyaretçi sayısı o kadar fazla. Tahmin edemezsiniz. O RENKLER ruhumuzu dinlendirdi. Kim yaptıysa kimin aklına geldiyse içimden gelen duaları yaptım. Helal olsun emeklere.. Teşekkürler...
İkinci gün de sabahtan MEVLANA CELALEDDİN RUMİ dergâhına gittik. Yıllar öncesinde kısa bir ziyaretim olmuştu. Şimdi içime sindire sindire gezdim. Yılara önce Şeb-i Arus törenleri için ailece gitmiştik. Spor salonunda tören başladı. Dünyanın bir çok ülkesinden ziyaretçi vardı. O günkü Turizm Derneği Başkanı Feyzi Halıcı bir konuşma yaptı. Sonra bir bayan geldi, konuşmayı İngilizce tekrar etti. Sonra başka bir bayan geldi Almanca sundu, ardından bir bayan daha geldi o da Fransızca tekrar etti. Tabiiki bizler bir miktar sıkıldık. Sonra Semazenler geldi. Ve ney üflenmeye başladı. Öyle güzel öyle mistik bir hava oluştu ki Neredeyse uykumuz gelecek. Ben aileme “haydi kalkalım” dedim. Ne oldu dediler.. Başkanın konuşmasını üç dile çevirdiler şimdi bu çalınan ney müziğini de üç dile çevirecek olurlarsa sabahı buluruz dedik. Gülüştüler. Tabii ki törenleri sonun kadar izledik. Semazenlerin dönüşlerini ibretle ve hayranlıkla izledik.
Sonra yolumuz BEYŞEHİR’e...
Eşimin arkadaşı bizi çok güzel karşıladı. 52 yıllık bir hasreti saatlerce bakışarak değerlendirdiler. Yılların nasıl akıp gittiğini konuştular. Bize Beyşehir gölüne götürdü. Tarihi yerleri seyreyledik. Gölün nasıl yok olmaya yüz tuttuğunu üzülerek izledik. Göldeki gemilerin umutsuz bekleyişini izledik. Aşıklar adasında genç aşıkların buluşmasına şahit olduk.
Çok güzel bir seyahat oldu. Eski dostları görmek buluşmak, koklaşmak akrabalara sarılmak bize bir ilaç gibi geldi. Anladık ki ara sıra böyle buluşmalar yapmak gerçekten güzel oluyor. Misafirperverlikleri için hepsine yürekten teşekkürler. Sonunda yine diyeceğimi söylemek zorundayım.
GEZ DÜNYAYI GÖR KONYAYI!...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.