Orhan Sunal
Köşe Yazarı
Orhan Sunal
 

ÇAĞIMIZIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKESİ

Teknolojinin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldiği günümüzde, belki de en büyük sorunlarımızdan biri internet bağımlılığıdır. Bugün nereye baksak aynı manzarayla karşılaşıyoruz; yaşlısından gencine, çalışanından memuruna, öğrencisinden çocuğuna kadar herkes elindeki ekranla meşgul. Hatta artık bebeklerin bile telefon ve tablet ekranlarıyla tanıştığı bir dönemde yaşıyoruz. Çoğu zaman bunu bir alışkanlık olarak görüyoruz. Oysa gerçek adı bağımlılıktır. Çünkü internet ve sosyal medya, farkında olmadan günlük yaşamımızın merkezine yerleşmiş durumda. Peki bu noktada sorumluluk kime ait? Okullarda yapılan toplantılarda öğretmenlerin en çok dile getirdiği konulardan biri, çocukların internet ve sosyal medya ile olan yoğun ilişkisidir. Öğretmenler, bu konuda ailelerden destek istiyor. Çünkü çocukları yalnızca okulda verilen kurallarla korumak mümkün değil. Okulda öğretmen, evde ise aile aynı bilinçle hareket etmek zorunda. Eskiden hayat farklıydı. Okuldan gelinir, ödevler yapılır, ardından mahalleye çıkılırdı. Sokaklarda oyun oynanır, arkadaşlıklar kurulur, akşam ezanı ya da sokak lambalarının yanması eve dönme vakti olurdu. Bugün ise sokaklar sessiz… Çocuk sesleri yerini telefon ve tablet ekranlarının ışığına bıraktı. Acı da olsa gerçeği kabul etmemiz gerekiyor; bu durumun sorumluluğu biraz da biz yetişkinlere ait. Daha ilkokul çağındaki çocuklara, “Arkadaşlarından geri kalmasın” düşüncesiyle telefonlar alıyoruz. Oysa çocukların yaşına uygun sınırlar koymayı çoğu zaman ihmal ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir haberde dikkatimi çekmişti. Hollanda’da 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren ilk ve orta dereceli okullarda cep telefonu kullanımının tamamen yasaklanmasının planlandığı belirtiliyordu. Dünyanın birçok ülkesinde de çocukların ve gençlerin sosyal medyadan olumsuz etkilenmesini önlemek için çeşitli çalışmalar yapılıyor. Elbette teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün değil. Çünkü artık bilgiye ulaşmak, iletişim kurmak ve birçok işi yürütmek internet üzerinden gerçekleşiyor. Sorun internetin varlığı değil, bilinçsiz ve ölçüsüz kullanımıdır. İnsanlar ilgi duyduğu her şeyi sosyal medyada bulabiliyor; önemli olan onu doğru amaçla ve kararında kullanabilmektir. Son dönemde okullarda yaşanan ve toplumda endişe oluşturan bazı olumsuz olayların temelinde de kontrolsüz sosyal medya kullanımı, yaş sınırı gözetilmeyen oyunlar ve bilinçsiz internet alışkanlıklarının etkisi olduğu sıkça dile getiriliyor. Eğer gelecekte daha büyük toplumsal sorunlarla karşılaşmak istemiyorsak, herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Devlet kurumları, okullar, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları ve en önemlisi aileler bu konuda ortak hareket etmelidir. Çünkü çocuklarımızı teknolojiden tamamen uzaklaştırmak değil, teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmek zorundayız. Unutmayalım; çocuklarımız ekranların esiri olmadan büyümeli, sokakların neşesini, arkadaşlığın değerini ve gerçek hayatın güzelliklerini yaşayabilmelidir. Geleceğimiz olan çocuklarımızı internet bağımlılığından korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Ekleme Tarihi: 09 Ekim 2026 -Cuma

ÇAĞIMIZIN GÖRÜNMEYEN TEHLİKESİ

Teknolojinin hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldiği günümüzde, belki de en büyük sorunlarımızdan biri internet bağımlılığıdır.
Bugün nereye baksak aynı manzarayla karşılaşıyoruz; yaşlısından gencine, çalışanından memuruna, öğrencisinden çocuğuna kadar herkes elindeki ekranla meşgul. Hatta artık bebeklerin bile telefon ve tablet ekranlarıyla tanıştığı bir dönemde yaşıyoruz.
Çoğu zaman bunu bir alışkanlık olarak görüyoruz. Oysa gerçek adı bağımlılıktır. Çünkü internet ve sosyal medya, farkında olmadan günlük yaşamımızın merkezine yerleşmiş durumda.
Peki bu noktada sorumluluk kime ait?
Okullarda yapılan toplantılarda öğretmenlerin en çok dile getirdiği konulardan biri, çocukların internet ve sosyal medya ile olan yoğun ilişkisidir. Öğretmenler, bu konuda ailelerden destek istiyor. Çünkü çocukları yalnızca okulda verilen kurallarla korumak mümkün değil. Okulda öğretmen, evde ise aile aynı bilinçle hareket etmek zorunda.
Eskiden hayat farklıydı.
Okuldan gelinir, ödevler yapılır, ardından mahalleye çıkılırdı. Sokaklarda oyun oynanır, arkadaşlıklar kurulur, akşam ezanı ya da sokak lambalarının yanması eve dönme vakti olurdu. Bugün ise sokaklar sessiz… Çocuk sesleri yerini telefon ve tablet ekranlarının ışığına bıraktı.
Acı da olsa gerçeği kabul etmemiz gerekiyor; bu durumun sorumluluğu biraz da biz yetişkinlere ait. Daha ilkokul çağındaki çocuklara, “Arkadaşlarından geri kalmasın” düşüncesiyle telefonlar alıyoruz. Oysa çocukların yaşına uygun sınırlar koymayı çoğu zaman ihmal ediyoruz.
Geçtiğimiz günlerde bir haberde dikkatimi çekmişti. Hollanda’da 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren ilk ve orta dereceli okullarda cep telefonu kullanımının tamamen yasaklanmasının planlandığı belirtiliyordu. Dünyanın birçok ülkesinde de çocukların ve gençlerin sosyal medyadan olumsuz etkilenmesini önlemek için çeşitli çalışmalar yapılıyor.
Elbette teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün değil. Çünkü artık bilgiye ulaşmak, iletişim kurmak ve birçok işi yürütmek internet üzerinden gerçekleşiyor. Sorun internetin varlığı değil, bilinçsiz ve ölçüsüz kullanımıdır. İnsanlar ilgi duyduğu her şeyi sosyal medyada bulabiliyor; önemli olan onu doğru amaçla ve kararında kullanabilmektir.
Son dönemde okullarda yaşanan ve toplumda endişe oluşturan bazı olumsuz olayların temelinde de kontrolsüz sosyal medya kullanımı, yaş sınırı gözetilmeyen oyunlar ve bilinçsiz internet alışkanlıklarının etkisi olduğu sıkça dile getiriliyor.
Eğer gelecekte daha büyük toplumsal sorunlarla karşılaşmak istemiyorsak, herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Devlet kurumları, okullar, öğretmenler, sivil toplum kuruluşları ve en önemlisi aileler bu konuda ortak hareket etmelidir.
Çünkü çocuklarımızı teknolojiden tamamen uzaklaştırmak değil, teknolojiyi doğru kullanmayı öğretmek zorundayız.
Unutmayalım; çocuklarımız ekranların esiri olmadan büyümeli, sokakların neşesini, arkadaşlığın değerini ve gerçek hayatın güzelliklerini yaşayabilmelidir. Geleceğimiz olan çocuklarımızı internet bağımlılığından korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Murat Demir
(09.10.2026 17:44 - #917)
Güncel ve çok önemli bir konuyu dile getirmişsiniz Orhan Bey. Kalemine sağlık. İnternet bağımlılığı ile ilgili toplumun her kesimi topyekün mücadele etmesi gerekir. Ancak bu konuda pozitif veya negatif etki en çok aileye aittir.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.