A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

60 YILI GERİDE BIRAKIRKEN

Değerli okurlarımız; okuduğunuz Banazımızın tek Gazetesi YEŞİL BANAZ, sizlerle iyisiyle, kötüsüyle 60 yıldır birlikte olmanın gururuyla mutlandık. Sağolasınız. Zaten siz varsanız biz varız. Ve bu saygımız sevgimiz olabildiğince sürecek. Ve bunu taçlandırmak için sizlerin de katılımı ile küçük bir buluşma tertip ederek sizlerle birlikte olduk. Bizzat katılan ve çeşitli vasıtalarla bizlere ulaşan tüm okurlarımıza yürekten teşekkürler.. 60 yılın hikayesi şöyle: Yeşil BANAZ Gazetesi’nin kurucusu babam Yusuf SARIOĞLU’dur Rahmetle anıyorum. 1953 yılında BANAZ ilçe olunca buraya taşınmış ve dava vekilliği yaparak yaşamını kazanmayı sürdürmüştür. İçindeki gazete aşkı birkaç yıl sonra depreşmiş, Afyon’daki bir matbaa ile görüşerek hafta hafta hazırladığı yazıları bastırarak gazeteyi oluşturmuş ve okurlarla buluşturmuş. Tek sayfa olarak basılan bu gazeteyi bazıları destan sanıp parayla satın almak bile istemişler. Bu düzenli olmayan yayın birkaç yıl sürmüş. Sonraki yıllarda yani 1967'de düzenli olarak her hafta yayınlanmaya başlamış. Ve 1972 yılında benim de isteğimle ilk matbaayı BANAZ’da kurduk. İçimizde bir sevinç, bir mutluluk anlatamam. Sanki Gutenberg, sanki İbrahim Müteferrika idik. İşte böyle, Vecihi Güngör ustamızın önderliğinde gazetemizi taze taze sizlere ulaştırmanın kıvancını yaşadık. Uzun yıllar ben ve ustalarımız Orhan, Şahin, Fahrettin, Çetin ile kardeşimin işin başına geçmesiyle yıllar birbirine ulandı ve bu günlere Aydın ile Orhan’ın katkılarıyla ulaştık. Ve sizlerle olmayı sürdüreceğiz. Şartlar elverdiği ölçüde. Yayın hayatımızda oldukça zorlandığımız, bir satır olsun haber bulamadığımız ya da sığdıramadığımız haberler oldu. Ama gazetemizin prensibi ve babamızın öğütleriyle her zaman DOĞRU haber ve insanları rencide etmeyen yazılarımızla yayınladık. Bazı zamanlar yanıldığımız da olmadı değil. Onları, TEKZİP yayınlayıp kişilerden ÖZÜR dilemeyi de bildik. Hatalarımız da oldu. İlk yıllarımızda acemilikten ya da bilgi noksanlığından oluşan haber hatalarımız da oldu. Örneğin bir çok Banazlının maskotu olmuş Comburt köyünden olup (Ayrancı), EFENDİ lakaplı YILMAZ EFE diye bilinen bir tanıdığımız vardı. Her gün üşenmeden köy otobüsüne biner, ilçeye gelir, akşama kadar ayak basmadık yer bırakmaz. Kim ne verirse yer ve hatta bulursa içkisini de içen biriydi. Pejmurde giyimi ile tanımayanlar tarafından giydirilir ama o bu giysileri bir şekilde satarak parasıyla içki alır içer keyiflenirdi. Ara sıra otobüste yolcu dolu olursa şöfor onu araca almazmış o da kestirim yollardan otobüsten önce UŞAK’a ulaştığı tevatür edilirdi. Günlerden bir gün Banaz çıkışında bir kaza olur ve alkollü birinin öldüğü saptanır. Meftanın yüzü tanınmayacak haldedir. Görenler uzun araştırmalar sonunda bu meftanın Yılmaz Efe’ye ait olduğu kanısına varırlar. Ve cenaze defnolur. Tabii ki biz de bunun haberini gazetede yaparız. Aradan 5-10 gün geçmişken matbaanın kapısında YILMAZ EFE belirir.. “Lenn Sarolu, beni öldü demişin aha ben burdayım” der. Görenler şaşkın. Durumu yetkililere ilettik. Ve yapılan hatayı düzelttik. Babam matbaada iken gelen giden çok olurdu. Yurt dışından gelenlerden biri Avusturya’daki bir trafik kazasından söz ederek Banazlı bir aileden 4 kişinin vefatını anlatır. Babam da bu olayı not alır ve bir haber yazar. İsimleriyle birlikte. Ve bizler basım sırasında gazetemizin tarihini değiştirmeyi unutarak gazeteyi basarız. Aradan bir süre geçince vefat eden hemşehrilerimizin akrabaları bizim gazeteyi HÜRRİYET gazetesine ulaştırır. Bir de bakıyoruz gazetede manşet olmuşuz. “Yeşil BANAZ Gazetesi trafik kazasını bir hafta önceden yayılıyor”. Yerin dibine girdik. Aileden özür diledik, Hürriyet’e açıklama gönderdik. Tabi olay yıllar sonra unutuldu. Ama bizim arşivlerde hala yerini alıyor. Unutmuyoruz!. Buna benzer yayın hatalarımız, basım hatalarımız olmuştur. Ama hepsine zamanında müdahale ederek bertaraf etmeyi de ihmal etmedik. Özür dilemek erdemdir diye düşünüyoruz İşimiz öyle dışarıdan görüldüğü pek de kolay değil. Ama zevkli olduğunu da söylememem gerek. Ama işin en başında kim ne iş yapıyorsa önce o işi sevmeli ve işini severek yapmalı. Biz de öyle yaptık ve işimizi 60 yıldır sürdürüyoruz.. Dile kolay!. İşin doğrusu bu işin emekliliği yoktur. Nasıl ki bazı mesleklerde emeklilik yoktur bizde de öyle. Biz bu mürekkep kokusunu ciğerlerimize doldurduk. Kolay çıkmıyor desem yeridir. Sizlerle birlikte 60. yıla ulaştık... Kuruluş günümüzde bizzat bizlerle birlikte olan değerli okurlarımıza, değerli Banazlılara ve yurdumuzun çeşitli illerinde bizleri izlemeyi sürdüren abonelerimize yürekten teşekkür ediyoruz.. İnternetten yayını sürdüren BANAZ sayfasına ve sayın Abdurrahman Yavuz ile sayın Ahmet Bilge Özkutlu’ya. Katılım sağlayan tüm siyasi parti, dernek, sendika ve oda temsilcilerine de TEŞEKKÜRLERİMİZİ iletiyoruz.
Ekleme Tarihi: 06 Ekim 2026 -Salı

60 YILI GERİDE BIRAKIRKEN

Değerli okurlarımız; okuduğunuz Banazımızın tek Gazetesi YEŞİL BANAZ, sizlerle iyisiyle, kötüsüyle 60 yıldır birlikte olmanın gururuyla mutlandık. Sağolasınız. Zaten siz varsanız biz varız. Ve bu saygımız sevgimiz olabildiğince sürecek. Ve bunu taçlandırmak için sizlerin de katılımı ile küçük bir buluşma tertip ederek sizlerle birlikte olduk. Bizzat katılan ve çeşitli vasıtalarla bizlere ulaşan tüm okurlarımıza yürekten teşekkürler..
60 yılın hikayesi şöyle:
Yeşil BANAZ Gazetesi’nin kurucusu babam Yusuf SARIOĞLU’dur Rahmetle anıyorum. 1953 yılında BANAZ ilçe olunca buraya taşınmış ve dava vekilliği yaparak yaşamını kazanmayı sürdürmüştür.
İçindeki gazete aşkı birkaç yıl sonra depreşmiş, Afyon’daki bir matbaa ile görüşerek hafta hafta hazırladığı yazıları bastırarak gazeteyi oluşturmuş ve okurlarla buluşturmuş. Tek sayfa olarak basılan bu gazeteyi bazıları destan sanıp parayla satın almak bile istemişler. Bu düzenli olmayan yayın birkaç yıl sürmüş. Sonraki yıllarda yani 1967'de düzenli olarak her hafta yayınlanmaya başlamış.
Ve 1972 yılında benim de isteğimle ilk matbaayı BANAZ’da kurduk. İçimizde bir sevinç, bir mutluluk anlatamam. Sanki Gutenberg, sanki İbrahim Müteferrika idik.
İşte böyle, Vecihi Güngör ustamızın önderliğinde gazetemizi taze taze sizlere ulaştırmanın kıvancını yaşadık. Uzun yıllar ben ve ustalarımız Orhan, Şahin, Fahrettin, Çetin ile kardeşimin işin başına geçmesiyle yıllar birbirine ulandı ve bu günlere Aydın ile Orhan’ın katkılarıyla ulaştık. Ve sizlerle olmayı sürdüreceğiz. Şartlar elverdiği ölçüde.
Yayın hayatımızda oldukça zorlandığımız, bir satır olsun haber bulamadığımız ya da sığdıramadığımız haberler oldu. Ama gazetemizin prensibi ve babamızın öğütleriyle her zaman DOĞRU haber ve insanları rencide etmeyen yazılarımızla yayınladık. Bazı zamanlar yanıldığımız da olmadı değil. Onları, TEKZİP yayınlayıp kişilerden ÖZÜR dilemeyi de bildik.
Hatalarımız da oldu. İlk yıllarımızda acemilikten ya da bilgi noksanlığından oluşan haber hatalarımız da oldu.
Örneğin bir çok Banazlının maskotu olmuş Comburt köyünden olup (Ayrancı), EFENDİ lakaplı YILMAZ EFE diye bilinen bir tanıdığımız vardı. Her gün üşenmeden köy otobüsüne biner, ilçeye gelir, akşama kadar ayak basmadık yer bırakmaz. Kim ne verirse yer ve hatta bulursa içkisini de içen biriydi. Pejmurde giyimi ile tanımayanlar tarafından giydirilir ama o bu giysileri bir şekilde satarak parasıyla içki alır içer keyiflenirdi. Ara sıra otobüste yolcu dolu olursa şöfor onu araca almazmış o da kestirim yollardan otobüsten önce UŞAK’a ulaştığı tevatür edilirdi. Günlerden bir gün Banaz çıkışında bir kaza olur ve alkollü birinin öldüğü saptanır. Meftanın yüzü tanınmayacak haldedir. Görenler uzun araştırmalar sonunda bu meftanın Yılmaz Efe’ye ait olduğu kanısına varırlar. Ve cenaze defnolur. Tabii ki biz de bunun haberini gazetede yaparız. Aradan 5-10 gün geçmişken matbaanın kapısında YILMAZ EFE belirir.. “Lenn Sarolu, beni öldü demişin aha ben burdayım” der. Görenler şaşkın. Durumu yetkililere ilettik. Ve yapılan hatayı düzelttik.
Babam matbaada iken gelen giden çok olurdu. Yurt dışından gelenlerden biri Avusturya’daki bir trafik kazasından söz ederek Banazlı bir aileden 4 kişinin vefatını anlatır. Babam da bu olayı not alır ve bir haber yazar. İsimleriyle birlikte. Ve bizler basım sırasında gazetemizin tarihini değiştirmeyi unutarak gazeteyi basarız. Aradan bir süre geçince vefat eden hemşehrilerimizin akrabaları bizim gazeteyi HÜRRİYET gazetesine ulaştırır. Bir de bakıyoruz gazetede manşet olmuşuz. “Yeşil BANAZ Gazetesi trafik kazasını bir hafta önceden yayılıyor”. Yerin dibine girdik. Aileden özür diledik, Hürriyet’e açıklama gönderdik. Tabi olay yıllar sonra unutuldu. Ama bizim arşivlerde hala yerini alıyor. Unutmuyoruz!.
Buna benzer yayın hatalarımız, basım hatalarımız olmuştur. Ama hepsine zamanında müdahale ederek bertaraf etmeyi de ihmal etmedik. Özür dilemek erdemdir diye düşünüyoruz
İşimiz öyle dışarıdan görüldüğü pek de kolay değil. Ama zevkli olduğunu da söylememem gerek. Ama işin en başında kim ne iş yapıyorsa önce o işi sevmeli ve işini severek yapmalı. Biz de öyle yaptık ve işimizi 60 yıldır sürdürüyoruz.. Dile kolay!.
İşin doğrusu bu işin emekliliği yoktur. Nasıl ki bazı mesleklerde emeklilik yoktur bizde de öyle. Biz bu mürekkep kokusunu ciğerlerimize doldurduk. Kolay çıkmıyor desem yeridir.
Sizlerle birlikte 60. yıla ulaştık...
Kuruluş günümüzde bizzat bizlerle birlikte olan değerli okurlarımıza, değerli Banazlılara ve yurdumuzun çeşitli illerinde bizleri izlemeyi sürdüren abonelerimize yürekten teşekkür ediyoruz.. İnternetten yayını sürdüren BANAZ sayfasına ve sayın Abdurrahman Yavuz ile sayın Ahmet Bilge Özkutlu’ya. Katılım sağlayan tüm siyasi parti, dernek, sendika ve oda temsilcilerine de TEŞEKKÜRLERİMİZİ iletiyoruz.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.