Hatay escort Sex hikayeleri Sikiş hikayeleri porno ize

A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

BANAZ’A DAİR

Ben Banaz’da doğmadım ama çocukluğum, gençliğim, belli bir yaşım bu şirin ilçemiz BANAZ’da geçti. Seviyorum ve buralı olduğum için kendimi şanslı addediyorum. Elbette her insan doğduğu, doyduğu yeri mutlaka sever. Oranın özellikleri insanın içine lime lime sinmiştir. Bu durum kolaylıkla üzerimizden atılamıyor. Aklımın erdiği yıllardan bu yana her olayı tamı tamına anımsayamasam da hafızamı belli bir süre zorladığımda bir çok hatırayı göz önüne getirip canlandırabiliyorum. Kuruluşundan bu güne burada yaşayan ya da sonraki yıllarda gelip yerleşmiş olan tüm insanlar biliyorum ki bu küçük ama şirin ilçemizi mutlaka seviyorlardır.. Sevmeyenler olsa da onları kabullenmekte bize düşüyor. İsmimizin nereden geldiği pek çok BANAZ’lı tarafından bilinir. Rivayet o dur ki; geneli Sivas yöresinden geldiği kabul edilen hemşehrilerimiz oradaki Banaz’dan bu ismi aldığını söylerler. Bazıları da yörede arıcılık çok yapıldığından bol bal varmış. Fakat her nasılsa o yıl bal az olmuş. Herkesin dilinde bal az, bal az diye diye sonraları BANAZ denmiş deniliyor. Başka bir rivayete göre bir kaç evladı olan baba ürünleri paylaştırıyormuş. Kıtlık nedeniyle yeterli miktara ulaşmayan ürünler dağıtım sonrasında evlatlar arasında mırıldanmalara neden olmuş. Her evlat “bana az-bana az!” diyerek kelimeyi sonraki yıllarda BANAZ olarak dillerde yerini almıştır. Uzun yıllar nahiye olarak kalan bu yerleşke 1953 yılında ilçe olmayı hak ederek yaşama devam etmiştir. Bizler 60'lı yıllardan sonra yaşamın içine girerek çevreyi tanımaya ve insanlar birlikte yaşamaya başlamıştık, Banaz’ın ilk okulu Şehitler ilkokulu idi ve bizler orada öğretime başladık. Sonraki yıllarda 31 Ağustos ilkokulu yapıldı ve 3.cü sınıfta bu yeni okulda eğitimimize deva ettik. Bu yıllarda ilçemizin içinden geçen MARAŞAL yolu yapımı sürmekteydi. Karadenizli MURTEZAOĞLU firması bu yapımı üslenmiş ve Banaz’ı da kendilerine şantiye seçerek bir kaç yıl süren bu yol yapımını tamamlamışlardı. Onlarca makinalar gece gündüz kamyonlarla hafriyat yapar ve şehrimizin içinden geçen yolu tamamlamaya çalışırlardı.. Rivayet o dur ki, yolun normal güzergahı ilçemize çok uzaktayken, o günlerin siyasileri tarafından Ankara’ya yapılan  müracaatlar sonrasında şehir içinden geçmesinin sağlandığı söylenmekteydi. Yoksa bizler de Sinanpaşa gibi, Dumlupınar gibi yolsuz ve kenarda kalmış bir yerleşke olarak kalacaktık. O gün bunu başaranlara geçte olsa teşekkürler, şükranlar sunuyor minnetle, saygıyla anıyorum. Küçücük bir kasabadan ilçeye dönüşmüş burada herkes birbirini tanırdı. Tren istasyonu da şehrin içinden geçmiş olması nedeniyle merkeze İSTASYON da derlerdi. Kimileri yerel lehçeyle “İSKELE” ismini de kullanırlardı.. Tren yolu yerleşkeyi neredeyse ikiye bölmüş ve kasaba demir altı-demir üstü olarak adlandırılırdı. Bu ayrışma ileriki yıllarda siyasi çekişmelere de neden olmuştur. O günü yönetenler bazı devlet yatırımlarının demir altına yapılması için baskılarını kullanmışlar, hastane-okul ve spor salonu gibi yatırımlar, demir altına yöneltilmiş idi. Oysa ilçemiz bir bütündü ve her karesi herkese hizmet verecek kalitede olmalı ve herkes ulaşabilmeliydi. Şehitler Mahallesi’nde kurulu olan pazaryeri zamanla taşınmak istenmiş, ne var ki kabul görmemiştir. Sonraki yıllarda salı pazarı olarak demir üstüne açılmıştır.. Siyasi sürtüşmeler ne kadar sert olsa da Banazlıların birbirleriyle kucaklaşmaları her daim yaşanılan bir gerçek olmuştur. Dayanışma mükemmeldir. En basit bir örnekle bunu pekiştirmek isterim. O yıllarda Almanya’ya işçi olarak gitmek önemli bir olguydu. Banaz’a belli sayıda bir kontenjan verilmiş ve siyasi parti yönetcilerinden isim istenmişti. Rahmetle andığım Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Halil ÖZTÜRK ile yine rahmetle andığım Adalet Partisi İlçe Başkanı Hakkı ÇETİNKAYA köyleri birlikte dolaşarak isimleri bire bir saptamışlardı.. Bu adil davranış günümüzdeki siyasetçiler tarafından pek uygulanır olmasa da benim için harika bir gerçek olarak belleğimdeki yerini yıllar geçmiş olsa da korumaktadır. İlçemizden Ankara-İzmir karayolunun geçmesi bir çok açıdan gelişmemize, tanınmamıza yardımcı olmuştur. Buna paralel olarakta şehrin gelişimi ekonomik ve kültürel yapısı diğer ilçelere nazaran bir basamak üstte olmuştur. Her şey tam anlamıyla dört dörtlük olmasa da ilçemiz şükür ki sevimli yüzünü korumaktadır. Yaşamın gerçekleri içerisindeki olumlu gelişmeler, küçük bir kasabadan küçük bir kente dönüşümde renkli sayfaların çoğalmasına da sebep olmuştur. Bir tek ilkokul varken orta okul ve lise akabinde yüksek okul çocuklarımız için önemli bir  aşamadır. Küçük bir serzenişle yüksek okulda öğrenim gören gençlerimizin azımsanmayacak kadarlık sayısı yerleşke olarak UŞAK’ı seçtiklerinden ilçemize yeterli katkı sağlanamamaktadır. Bu arada saygı ve hürmetlerimi sunduğum güzel insan Necati  AKIN  belediye başkanı iken bir dilekte bulunmuştu. Uşak gidip gelmek için sabah ve akşam saatlerinde belediye otobüsüne bir sefer düzenletseniz  demiştim.. "Vallahi elimden gelse minibüsleri azaltırım, çünkü bizim insanlarımız bir ekmek almak için bile Uşak’a gidiyorlar.. Oysa bizim esnafımız var burada, önce kendi esnafımız kalkınsın" demişti. O anda hoş karşılamamış olsam da ileride bu fikrin gerçekten ilçemiz için yararlı olduğu kanısına vardım.. Bu günlerde BANAZ’ı seven bazı insanlarımız hatıraları ya da araştırmalarını sosyal medyadan paylaşıyorlar. Banazlı olmak sevdasından asla şüphe etmediğim bu güzel insanların yaptıkları araştırmalar ve yazdıkları elbette değerlidir. Zaten eksik ve yanlışlar kısa sürede okurları tarafından anında anımsatılmakta ve doğruya ulaşılamaktadır. Böyle güzelliklerin sosyal medya yerine kalıcı bir kitaba dönüşmesi tek dileğimdir. Nitekim Süleyman DİLSİZ, Hüseyin YALÇIN ve Sami SAMANCI’nın kitapları kalıcı birer belgeye dönüşmüştür. İlçemizle ilgili bilgisi ve belgesi olan arkadaşlar bunları yazıya döker kitap  haline getirirlerse harika bir belge olarak gelecek kuşaklara bırakılır. Haydi bilgisine, kalemine güvenenler... BANAZ’A DAİR...
Ekleme Tarihi: 15 Eylül 2020 - Salı

BANAZ’A DAİR

Ben Banaz’da doğmadım ama çocukluğum, gençliğim, belli bir yaşım bu şirin ilçemiz BANAZ’da geçti. Seviyorum ve buralı olduğum için kendimi şanslı addediyorum. Elbette her insan doğduğu, doyduğu yeri mutlaka sever. Oranın özellikleri insanın içine lime lime sinmiştir. Bu durum kolaylıkla üzerimizden atılamıyor. Aklımın erdiği yıllardan bu yana her olayı tamı tamına anımsayamasam da hafızamı belli bir süre zorladığımda bir çok hatırayı göz önüne getirip canlandırabiliyorum. Kuruluşundan bu güne burada yaşayan ya da sonraki yıllarda gelip yerleşmiş olan tüm insanlar biliyorum ki bu küçük ama şirin ilçemizi mutlaka seviyorlardır.. Sevmeyenler olsa da onları kabullenmekte bize düşüyor.
İsmimizin nereden geldiği pek çok BANAZ’lı tarafından bilinir. Rivayet o dur ki; geneli Sivas yöresinden geldiği kabul edilen hemşehrilerimiz oradaki Banaz’dan bu ismi aldığını söylerler. Bazıları da yörede arıcılık çok yapıldığından bol bal varmış. Fakat her nasılsa o yıl bal az olmuş.
Herkesin dilinde bal az, bal az diye diye sonraları BANAZ denmiş deniliyor. Başka bir rivayete göre bir kaç evladı olan baba ürünleri paylaştırıyormuş. Kıtlık nedeniyle yeterli miktara ulaşmayan ürünler dağıtım sonrasında evlatlar arasında mırıldanmalara neden olmuş. Her evlat “bana az-bana az!” diyerek kelimeyi sonraki yıllarda BANAZ olarak dillerde yerini almıştır.
Uzun yıllar nahiye olarak kalan bu yerleşke 1953 yılında ilçe olmayı hak ederek yaşama devam etmiştir. Bizler 60'lı yıllardan sonra yaşamın içine girerek çevreyi tanımaya ve insanlar birlikte yaşamaya başlamıştık, Banaz’ın ilk okulu Şehitler ilkokulu idi ve bizler orada öğretime başladık. Sonraki yıllarda 31 Ağustos ilkokulu yapıldı ve 3.cü sınıfta bu yeni okulda eğitimimize deva ettik.
Bu yıllarda ilçemizin içinden geçen MARAŞAL yolu yapımı sürmekteydi. Karadenizli MURTEZAOĞLU firması bu yapımı üslenmiş ve Banaz’ı da kendilerine şantiye seçerek bir kaç yıl süren bu yol yapımını tamamlamışlardı. Onlarca makinalar gece gündüz kamyonlarla hafriyat yapar ve şehrimizin içinden geçen yolu tamamlamaya çalışırlardı.. Rivayet o dur ki, yolun normal güzergahı ilçemize çok uzaktayken, o günlerin siyasileri tarafından Ankara’ya yapılan  müracaatlar sonrasında şehir içinden geçmesinin sağlandığı söylenmekteydi. Yoksa bizler de Sinanpaşa gibi, Dumlupınar gibi yolsuz ve kenarda kalmış bir yerleşke olarak kalacaktık. O gün bunu başaranlara geçte olsa teşekkürler, şükranlar sunuyor minnetle, saygıyla anıyorum.
Küçücük bir kasabadan ilçeye dönüşmüş burada herkes birbirini tanırdı. Tren istasyonu da şehrin içinden geçmiş olması nedeniyle merkeze İSTASYON da derlerdi. Kimileri yerel lehçeyle “İSKELE” ismini de kullanırlardı.. Tren yolu yerleşkeyi neredeyse ikiye bölmüş ve kasaba demir altı-demir üstü olarak adlandırılırdı. Bu ayrışma ileriki yıllarda siyasi çekişmelere de neden olmuştur. O günü yönetenler bazı devlet yatırımlarının demir altına yapılması için baskılarını kullanmışlar, hastane-okul ve spor salonu gibi yatırımlar, demir altına yöneltilmiş idi. Oysa ilçemiz bir bütündü ve her karesi herkese hizmet verecek kalitede olmalı ve herkes ulaşabilmeliydi. Şehitler Mahallesi’nde kurulu olan pazaryeri zamanla taşınmak istenmiş, ne var ki kabul görmemiştir. Sonraki yıllarda salı pazarı olarak demir üstüne açılmıştır..
Siyasi sürtüşmeler ne kadar sert olsa da Banazlıların birbirleriyle kucaklaşmaları her daim yaşanılan bir gerçek olmuştur. Dayanışma mükemmeldir. En basit bir örnekle bunu pekiştirmek isterim. O yıllarda Almanya’ya işçi olarak gitmek önemli bir olguydu. Banaz’a belli sayıda bir kontenjan verilmiş ve siyasi parti yönetcilerinden isim istenmişti. Rahmetle andığım Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Halil ÖZTÜRK ile yine rahmetle andığım Adalet Partisi İlçe Başkanı Hakkı ÇETİNKAYA köyleri birlikte dolaşarak isimleri bire bir saptamışlardı.. Bu adil davranış günümüzdeki siyasetçiler tarafından pek uygulanır olmasa da benim için harika bir gerçek olarak belleğimdeki yerini yıllar geçmiş olsa da korumaktadır.
İlçemizden Ankara-İzmir karayolunun geçmesi bir çok açıdan gelişmemize, tanınmamıza yardımcı olmuştur. Buna paralel olarakta şehrin gelişimi ekonomik ve kültürel yapısı diğer ilçelere nazaran bir basamak üstte olmuştur. Her şey tam anlamıyla dört dörtlük olmasa da ilçemiz şükür ki sevimli yüzünü korumaktadır.
Yaşamın gerçekleri içerisindeki olumlu gelişmeler, küçük bir kasabadan küçük bir kente dönüşümde renkli sayfaların çoğalmasına da sebep olmuştur. Bir tek ilkokul varken orta okul ve lise akabinde yüksek okul çocuklarımız için önemli bir  aşamadır. Küçük bir serzenişle yüksek okulda öğrenim gören gençlerimizin azımsanmayacak kadarlık sayısı yerleşke olarak UŞAK’ı seçtiklerinden ilçemize yeterli katkı sağlanamamaktadır. Bu arada saygı ve hürmetlerimi sunduğum güzel insan Necati  AKIN  belediye başkanı iken bir dilekte bulunmuştu. Uşak gidip gelmek için sabah ve akşam saatlerinde belediye otobüsüne bir sefer düzenletseniz  demiştim.. "Vallahi elimden gelse minibüsleri azaltırım, çünkü bizim insanlarımız bir ekmek almak için bile Uşak’a gidiyorlar.. Oysa bizim esnafımız var burada, önce kendi esnafımız kalkınsın" demişti. O anda hoş karşılamamış olsam da ileride bu fikrin gerçekten ilçemiz için yararlı olduğu kanısına vardım..
Bu günlerde BANAZ’ı seven bazı insanlarımız hatıraları ya da araştırmalarını sosyal medyadan paylaşıyorlar. Banazlı olmak sevdasından asla şüphe etmediğim bu güzel insanların yaptıkları araştırmalar ve yazdıkları elbette değerlidir. Zaten eksik ve yanlışlar kısa sürede okurları tarafından anında anımsatılmakta ve doğruya ulaşılamaktadır. Böyle güzelliklerin sosyal medya yerine kalıcı bir kitaba dönüşmesi tek dileğimdir. Nitekim Süleyman DİLSİZ, Hüseyin YALÇIN ve Sami SAMANCI’nın kitapları kalıcı birer belgeye dönüşmüştür. İlçemizle ilgili bilgisi ve belgesi olan arkadaşlar bunları yazıya döker kitap  haline getirirlerse harika bir belge olarak gelecek kuşaklara bırakılır. Haydi bilgisine, kalemine güvenenler... BANAZ’A DAİR...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.