Hatay escort Sex hikayeleri Sikiş hikayeleri porno ize

A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

BAYRAM BAYRAM

Hele şükür yine yeni bir bayramı kutlamaya hazırlanıyoruz. Ramazan ayının ardından iki ay on gün sonra gelen Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Tüm İslam alemine hayırlı olsun. Bayramlar insanları birbirlerine kavuşturan, küsleri barıştıran, birlikte olmanın huzuruna vardıran müstesna günlerdir. Bizlerin milli ve dini bayramlar olarak ikiye ayırdığımız güzel günlerimiz vardır. Milli bayramlarımızı ayrı bir renk ve ahenk içinde coşkuyla kutlarken dini bayramlarımızı da dostça kardeşçe kutlamanın telaşı içinde oluruz. Günümüzde BAYRAM denildiğinde bir çok kişinin iç çekerek “nerede o eski bayramlar” dediğini duyar gibi oluyorum. Evet, nerede o eski bayramlar. Çocukluk, gençlik yıllarımızın tadına doyamadığımız bayramları. Elbette o günlere geri dönmek, aynısını yaşamak olası değil ama yine de şöyle anımsamak gerekir. Evimizin önü neredeyse iki futbol sahası büyüklüğünde boşluk alan. Orada her türlü oyun imkanı var. Kimi zaman kazık oynuyoruz. Kimi zaman top oynuyoruz. Seksek, körebe, yakan top hep bu alanda gerçekleşiyor. Ekildiği zamanları da olmuştu. Genelde boş kalan bu tarla bizim için tam bir oyun kompleksi idi. Mahalleli burada şenlenirdi. Ve Küçük Hasan Amca oğullarıyla birlikte bu alana getirdiği uzun sırıklar ilk anda bize yakında bayram olduğunu müjdelerdi. Hasan Amca elinde keser, yanında balyoz ölçer biçer kazıkları monte ederdi. Doğru! Sizin anlayacağınız o günün imkanlarıyla tam bir lunapark oluverirdi. Beşikler, cıngırdıklar, salıncaklar, tahtaravellilerle sevincimiz dışarılara taşardı. Bayram geliyordu. Yapacağımız ilk iş bol bol bahşiş toplayıp bu oyun alanından yararlanmaktı. Gerçi o zamanlar kulakları yırtarcasına çalınan plaklar yoktu. Müzik nidaları havayı dövmüyordu ama oyuncaklardan yararlanan çocukların çığlıkları gökyüzüne neşe saçıyordu. Hızlı sallanınca korkanların feryatları o an onları üzse de izleyenler kahkahalarla gülerken sessiz havayı çınlatıyordu. Tertemiz elbisler zamanla toprakla buluşup toz içinde kalınca annelerin, “gözü kör olmayasıca üstünü başını berbat ettin daha yepyeni elbiseyi batırdın” diyerek tehditlerini savurmadan duramazlardı. Oysa biz çocuktuk ve bizim için aslolan o anın keyfini çıkarmaktı. Elbise batmış pabuç kirlenmiş umurumuzda olmazdı. Sonra paramız varsa bu kerede Yamyam lakaplı Şükrü Amca’nın bisiklet alanına giderdik. Neden bu lakap takılmış bilemedim ama suratı ve davranışlarıyla bizlere saldığı korkunun her zaman esiriydik. Üç tekerli, iki tekerli bisikletlerini sıraya dizer ve karşı tarafa da kaç kuruşluk bir sınır ise onu çizerek bisiklete binmemizi sağlardı. Rakamlar on kuruş, yirmibeş kuruş ve elli kuruşluk olurdu. Onun sınırladığı çizgiyi geçene ceza verir ve bir müddet parasıyla da olsa bindirmezdi. Bisiklete binenler yani o mertebeye ulaşanlar iş bitince Avrupayı fethetmiş cengaverler gibi daha alımlı yürüyüşleriyle; “hey bakın ben de bisiklete bindim” görünümündeydiler. Tabii ki bu aktiviteler için en önemli olan şey bahşişlerdi. Sabah namazından hemen sonra başlayan komşu ziyaretleri toplanacak bahşişler için en uygun zamandı. Hangi aileden hangi amca çocuklara para veriyorsa hemen haberleşilir ve o aile öncelikli olarak ziyaret edilirdi. Bazı durumlarda bozuk para olmasa da şeker ya da lokum verilirdi. Bu durum biraz infial yaratsa da çaresiz kabul edilirdi. Bu kadar harika olayları yineleyince “nerede o eski bayramlar” denmez mi?.. İşin doğrusu dinimizin güzel geleneklerinden biridir bayramlar. Dostluk, kardeşlik, akrabalıkları pekiştirmek, küsleri barıştırmak; şimdilerde onu bile yapamıyoruz. İnsanlar kısır sebeplerden dolayı küslükleri sürdürmeye devam ediyorlar. Yazıktır günahtır. Hele bu insanlar İslamiyeti doya doya yaşamayı seçmişlerse onların bir dakika bile küs durmaya hakları yoktur diye düşünüyorum. Her yerde her zaman barışı ön planda tutup kardeşçe yaşamaya bakmalı bence. Günümüzde o eski bayramları anımsamak önemli ama bizler bu gün bayramları hep tatil olarak düşünüyor ve yıl içindeki bunaldığımız günlerin acısını bayram tatillerinde çıkarıyoruz. Yani bayram genellikle 9 günlük tatil olarak biliniyor ve uygulanıyor. Bakın şimdiden büyük şehirler boşalamaya başladı. Tatil yörelerine, yazlıklara, memlekete gidişler öylesine arttı ki ulaşım araçları yollara sığmıyor. Elbette insanların dinlenmeye hakları de var. Onu yadsıyamayız. Ama bizlerin asla vazgeçemeyeceği dini bayramlarımızı da bir kenara bırakmamalı. Dinimiz yardımlaşma ve kaynaşmayı öneriyor. Kurban kesmeye hali vakti uygun olanlar kurbanlarını kesip eşe dosta fakir fukaraya dağıtacaklar. Bazılarının dediği gibi “yahu pay verecek aile bulamıyorum” diyenlere… pay verecek çok yer var aslında. Gidin çocuk yurtlarına, huzur evlerine, aile bakım yerlerine, kadın sığınma evlerine! Oralar aylardır et yiyememenin sancısın çekiyor. Bayramınız kutlu, yaşamınız mutlu olsun. Daha nice bayramları birlikte kutlayabilmek dileği ve ümidiyle iyi bayramlar.
Ekleme Tarihi: 05 Temmuz 2022 - Salı

BAYRAM BAYRAM

Hele şükür yine yeni bir bayramı kutlamaya hazırlanıyoruz. Ramazan ayının ardından iki ay on gün sonra gelen Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Tüm İslam alemine hayırlı olsun. Bayramlar insanları birbirlerine kavuşturan, küsleri barıştıran, birlikte olmanın huzuruna vardıran müstesna günlerdir. Bizlerin milli ve dini bayramlar olarak ikiye ayırdığımız güzel günlerimiz vardır. Milli bayramlarımızı ayrı bir renk ve ahenk içinde coşkuyla kutlarken dini bayramlarımızı da dostça kardeşçe kutlamanın telaşı içinde oluruz.
Günümüzde BAYRAM denildiğinde bir çok kişinin iç çekerek “nerede o eski bayramlar” dediğini duyar gibi oluyorum. Evet, nerede o eski bayramlar. Çocukluk, gençlik yıllarımızın tadına doyamadığımız bayramları. Elbette o günlere geri dönmek, aynısını yaşamak olası değil ama yine de şöyle anımsamak gerekir.
Evimizin önü neredeyse iki futbol sahası büyüklüğünde boşluk alan.
Orada her türlü oyun imkanı var. Kimi zaman kazık oynuyoruz. Kimi zaman top oynuyoruz. Seksek, körebe, yakan top hep bu alanda gerçekleşiyor. Ekildiği zamanları da olmuştu. Genelde boş kalan bu tarla bizim için tam bir oyun kompleksi idi. Mahalleli burada şenlenirdi. Ve Küçük Hasan Amca oğullarıyla birlikte bu alana getirdiği uzun sırıklar ilk anda bize yakında bayram olduğunu müjdelerdi. Hasan Amca elinde keser, yanında balyoz ölçer biçer kazıkları monte ederdi. Doğru! Sizin anlayacağınız o günün imkanlarıyla tam bir lunapark oluverirdi. Beşikler, cıngırdıklar, salıncaklar, tahtaravellilerle sevincimiz dışarılara taşardı. Bayram geliyordu. Yapacağımız ilk iş bol bol bahşiş toplayıp bu oyun alanından yararlanmaktı. Gerçi o zamanlar kulakları yırtarcasına çalınan plaklar yoktu. Müzik nidaları havayı dövmüyordu ama oyuncaklardan yararlanan çocukların çığlıkları gökyüzüne neşe saçıyordu. Hızlı sallanınca korkanların feryatları o an onları üzse de izleyenler kahkahalarla gülerken sessiz havayı çınlatıyordu. Tertemiz elbisler zamanla toprakla buluşup toz içinde kalınca annelerin, “gözü kör olmayasıca üstünü başını berbat ettin daha yepyeni elbiseyi batırdın” diyerek tehditlerini savurmadan duramazlardı. Oysa biz çocuktuk ve bizim için aslolan o anın keyfini çıkarmaktı. Elbise batmış pabuç kirlenmiş umurumuzda olmazdı.
Sonra paramız varsa bu kerede Yamyam lakaplı Şükrü Amca’nın bisiklet alanına giderdik. Neden bu lakap takılmış bilemedim ama suratı ve davranışlarıyla bizlere saldığı korkunun her zaman esiriydik. Üç tekerli, iki tekerli bisikletlerini sıraya dizer ve karşı tarafa da kaç kuruşluk bir sınır ise onu çizerek bisiklete binmemizi sağlardı. Rakamlar on kuruş, yirmibeş kuruş ve elli kuruşluk olurdu. Onun sınırladığı çizgiyi geçene ceza verir ve bir müddet parasıyla da olsa bindirmezdi. Bisiklete binenler yani o mertebeye ulaşanlar iş bitince Avrupayı fethetmiş cengaverler gibi daha alımlı yürüyüşleriyle; “hey bakın ben de bisiklete bindim” görünümündeydiler.
Tabii ki bu aktiviteler için en önemli olan şey bahşişlerdi. Sabah namazından hemen sonra başlayan komşu ziyaretleri toplanacak bahşişler için en uygun zamandı. Hangi aileden hangi amca çocuklara para veriyorsa hemen haberleşilir ve o aile öncelikli olarak ziyaret edilirdi. Bazı durumlarda bozuk para olmasa da şeker ya da lokum verilirdi. Bu durum biraz infial yaratsa da çaresiz kabul edilirdi. Bu kadar harika olayları yineleyince “nerede o eski bayramlar” denmez mi?..
İşin doğrusu dinimizin güzel geleneklerinden biridir bayramlar. Dostluk, kardeşlik, akrabalıkları pekiştirmek, küsleri barıştırmak; şimdilerde onu bile yapamıyoruz. İnsanlar kısır sebeplerden dolayı küslükleri sürdürmeye devam ediyorlar. Yazıktır günahtır. Hele bu insanlar İslamiyeti doya doya yaşamayı seçmişlerse onların bir dakika bile küs durmaya hakları yoktur diye düşünüyorum. Her yerde her zaman barışı ön planda tutup kardeşçe yaşamaya bakmalı bence.
Günümüzde o eski bayramları anımsamak önemli ama bizler bu gün bayramları hep tatil olarak düşünüyor ve yıl içindeki bunaldığımız günlerin acısını bayram tatillerinde çıkarıyoruz. Yani bayram genellikle 9 günlük tatil olarak biliniyor ve uygulanıyor. Bakın şimdiden büyük şehirler boşalamaya başladı. Tatil yörelerine, yazlıklara, memlekete gidişler öylesine arttı ki ulaşım araçları yollara sığmıyor. Elbette insanların dinlenmeye hakları de var. Onu yadsıyamayız. Ama bizlerin asla vazgeçemeyeceği dini bayramlarımızı da bir kenara bırakmamalı. Dinimiz yardımlaşma ve kaynaşmayı öneriyor. Kurban kesmeye hali vakti uygun olanlar kurbanlarını kesip eşe dosta fakir fukaraya dağıtacaklar. Bazılarının dediği gibi “yahu pay verecek aile bulamıyorum” diyenlere… pay verecek çok yer var aslında. Gidin çocuk yurtlarına, huzur evlerine, aile bakım yerlerine, kadın sığınma evlerine! Oralar aylardır et yiyememenin sancısın çekiyor.
Bayramınız kutlu, yaşamınız mutlu olsun. Daha nice bayramları birlikte kutlayabilmek dileği ve ümidiyle iyi bayramlar.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.