A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

YAZA MERHABA DERKEN

Doğrusunu söylemek gerekirse mevsimler de birbirine karıştı. Bizim çocukluğumuzda yaşadığımız dört mevsimi sınıftaki mevsim tablosundan bakarak anlardık. Oradaki her mevsim için bir resim çizilmiş ve o resimlerde bize mevsim içinde yaşanışları anımsatırdı. Dedim ya; artık her mevsimde her şey var ve her mevsimde her türlü sebze ve meyveyi bulabiliyoruz.. Yaz ortasında yağmur, kar, fırtına, dolu... kış mevsiminde de aşırı sıcaklar ile karşılaşabiliyoruz. Kışın karpuz, yaz sıcağında kış meyveleri tezgahlarda yerini alıyor. Domates biber, yaz kış hiç eksik olmadı maşallah!.. Yani anlayacağımız artık dünyanın ŞAKÜLÜ kaymış durumda. Her an her şey yaşanabiliyor. Kimse de bunu yadırgamıyor. Biz de bu durumda yarın ne yaşanacağını bilmeden almış başımızı gidiyoruz. Bunlardan söz ederken ilçemizin havasını da anlatmak gerek. Başka yerlere bakınca oldukça iyidir. Bir çok yerde sabah günlük güneşlik hava, öğle sonu yağmura fırtınaya yerini bırakıyor. Ya da sabah çıkarken çok soğuksa öğle sonu yanıyorsunuz. O nedenle BANAZIMIZ tabiri caizse ERKEK bir hava sunar insanlarına. Soğuksa soğuk sıcaksa sıcaktır. Tarım olarak da oldukça iyiyiz. Kendi kendine yetecek kadar sebze meyve üreten bir yapımız var. Domatesten bibere, patlıcandan kabağa. Karpuz, kavun, elma, armut, kiraz, vişne, fasulye, nohut, mercimek bizim ilçemizde karınca kararınca yetiştirilmektedir. Hatta uzun yıllar görev yaptığım HATİPLER köyü bu işi aşmış ve yurt dışına DOMATES ihraç eder bir duruma gelmişti. İçinden geçen BANAZ çayının bir kolu sayesinde sulu tarım yapılmaktadır. Köye has HATIPLAR BİBERİ ile çevreye nam salmış durumdaydı. Şimdilerde ise köyde kurulan onlarca SERA sayesinde Rusya’ya ihracat yapan bir duruma ulaşmıştır. Yıllar önce Banaz’da tavukçuluğun esamesi yokken babam Yusuf SARIOĞLU 1500 adet civciv getirterek yumurta tavukçuluğuna başlamıştı. Rahmetli ağabeyim askerden geldiğinde işi hazır olacaktı. Tabi o bu işe merak salmadı ve bir fabrikaya girdi. Bu nedenle iş bana ve kardeşlerime kalmıştı. O tavukları büyüttük ve uzun yıllar BANAZ halkına yumurta temin ettik. El arabasına yumurtaları paketler ev ev dağıtırdım. Zamanla Uşak’a da götürüp satardım. O günlerin ünlü pastanesi olan ÖZEN pastanesinin sahibi tonton Hüseyin Salepçi bana ”len sarı olan sen bu yumurtayı kilo ile satsana” deyince aklım karıştı. Nasıl olur diye düşünceler daldım. Uzun denemelerden sonra her tavuk için düşündüğüm yem miktarını ayarladım. Her tavuk için ortalama 80 gram yem ölçerek yemledim. Bir iki gün sonra yumurtalar ortalama 80 grama yükseldi. Daha sonra 90 grama yükselttim. İnanmayacaksınız ama yumurtalar 90 gram civarı oldu. Ve ben de UŞAK’a götürdüğüm yumurtaları seçerek kilo ile satmaya başladım. Benim bu alanda edindiğim en yararlı tecrübelerden biri oldu. Biz tavukçuluğu bıraktık, peşimizden neredeyse 40'a yakın tavuk çiftliği kuruldu. Ve daha fazlası YUMURTA borsası artık BANAZ’da kurulmaktaydı. Ama fazlaca geliştirilemedi ve hatalar zinciri bu sektörü de tarihin tozlu raflarına atılıverdi Banaz’da bir çok evde meyve ağaçları vardır. Ama bunu satmak amacıyla değil de çoluk çocuk yesin diye dikmişlerdir. Çok uzun yıllar önce Banaz köylü ÇÖRÇİL amca mükemmel bir elmalık hazırlamıştı. Bir kaç yıl sonra fidanlar büyüdü ve meyve vermeye başladı. Kırmızı kırmızı oldukça iri ve sulu elmalar (sanırım Starking deniyordu) Banaz’ın sembolü olmuştu. Onun sayesinde adımız elmacı diye kalmıştı. Elma ile ilgili önemli bir anıyı da BANAZSPOR ile yaşamıştık. Uşak liglerinde yer aldığımız ilk yıl şehir stadında BANDIRMASPOR ile UŞAKSPOR’un maçı vardı. Biz o maç öncesinde oynayacaktık. Sepet sepet ELMA dağıtmıştık seyircilere. Gördüğünüz gibi mevsimlerden başlayıp nerelere geldik. Elbette ülkemizin de önemli konuları, sorunları var. Bu günün önemlisi de ENFLASYON. Dinine yandığım enflasyonu bizim maaşların artacağı aralık, ocak ayları ile haziran, temmuz aylarında düştükçe düşüyor. Adeta yerlerde sürünüyor. Bir kaç ay önce 4'lerde gezerken şimdilerde 0.80'lere düşüveriyor. Çevreme soruyorum bu nasıl oluyor diye; “EEE maaşlar artacak ya!” diyorlar. Bildiğim kadarıyla sosyal güvenlik kurumları BİR ÇATI altında toplandı. Hastaneye gidiyoruz hangi kurum diyorlar. Maaş artışları için SSK, Bağkur diyorlar. Yahu sonuçta hepimiz EMEKLİYİZ, kim ne PRİM ödediyse onun karşılığı emekli maaş ZAM alsın. PRİMİNE, yılına göre ne hak ediyorsa o verilsin. Şimdi ayın 3 ünde enflasyon belirlenecek, sonra artışlar mecliste onaylanacak. Ardından hesaplamalar yapılacak derken temmuz ayı sonlarına doğru ele geçecek birkaç kuruş. Ama esnaf öyle demiyor ayın birinde maaşlar arttı deyip basıyorlar zamları!... Her şeye rağmen HAYAT GÜZELDİR. Elbette insanlarda. Toprağıyla suyuyla havasıyla sebzesiyle meyvesiyle BANAZ’da GÜZELDİR...
Ekleme Tarihi: 30 Haziran 2026 -Salı

YAZA MERHABA DERKEN

Doğrusunu söylemek gerekirse mevsimler de birbirine karıştı. Bizim çocukluğumuzda yaşadığımız dört mevsimi sınıftaki mevsim tablosundan bakarak anlardık. Oradaki her mevsim için bir resim çizilmiş ve o resimlerde bize mevsim içinde yaşanışları anımsatırdı. Dedim ya; artık her mevsimde her şey var ve her mevsimde her türlü sebze ve meyveyi bulabiliyoruz.. Yaz ortasında yağmur, kar, fırtına, dolu... kış mevsiminde de aşırı sıcaklar ile karşılaşabiliyoruz. Kışın karpuz, yaz sıcağında kış meyveleri tezgahlarda yerini alıyor. Domates biber, yaz kış hiç eksik olmadı maşallah!..
Yani anlayacağımız artık dünyanın ŞAKÜLÜ kaymış durumda. Her an her şey yaşanabiliyor. Kimse de bunu yadırgamıyor. Biz de bu durumda yarın ne yaşanacağını bilmeden almış başımızı gidiyoruz.
Bunlardan söz ederken ilçemizin havasını da anlatmak gerek. Başka yerlere bakınca oldukça iyidir. Bir çok yerde sabah günlük güneşlik hava, öğle sonu yağmura fırtınaya yerini bırakıyor. Ya da sabah çıkarken çok soğuksa öğle sonu yanıyorsunuz. O nedenle BANAZIMIZ tabiri caizse ERKEK bir hava sunar insanlarına. Soğuksa soğuk sıcaksa sıcaktır.
Tarım olarak da oldukça iyiyiz. Kendi kendine yetecek kadar sebze meyve üreten bir yapımız var. Domatesten bibere, patlıcandan kabağa. Karpuz, kavun, elma, armut, kiraz, vişne, fasulye, nohut, mercimek bizim ilçemizde karınca kararınca yetiştirilmektedir. Hatta uzun yıllar görev yaptığım HATİPLER köyü bu işi aşmış ve yurt dışına DOMATES ihraç eder bir duruma gelmişti. İçinden geçen BANAZ çayının bir kolu sayesinde sulu tarım yapılmaktadır. Köye has HATIPLAR BİBERİ ile çevreye nam salmış durumdaydı. Şimdilerde ise köyde kurulan onlarca SERA sayesinde Rusya’ya ihracat yapan bir duruma ulaşmıştır.
Yıllar önce Banaz’da tavukçuluğun esamesi yokken babam Yusuf SARIOĞLU 1500 adet civciv getirterek yumurta tavukçuluğuna başlamıştı. Rahmetli ağabeyim askerden geldiğinde işi hazır olacaktı. Tabi o bu işe merak salmadı ve bir fabrikaya girdi. Bu nedenle iş bana ve kardeşlerime kalmıştı. O tavukları büyüttük ve uzun yıllar BANAZ halkına yumurta temin ettik. El arabasına yumurtaları paketler ev ev dağıtırdım. Zamanla Uşak’a da götürüp satardım. O günlerin ünlü pastanesi olan ÖZEN pastanesinin sahibi tonton Hüseyin Salepçi bana ”len sarı olan sen bu yumurtayı kilo ile satsana” deyince aklım karıştı. Nasıl olur diye düşünceler daldım. Uzun denemelerden sonra her tavuk için düşündüğüm yem miktarını ayarladım. Her tavuk için ortalama 80 gram yem ölçerek yemledim. Bir iki gün sonra yumurtalar ortalama 80 grama yükseldi. Daha sonra 90 grama yükselttim. İnanmayacaksınız ama yumurtalar 90 gram civarı oldu. Ve ben de UŞAK’a götürdüğüm yumurtaları seçerek kilo ile satmaya başladım. Benim bu alanda edindiğim en yararlı tecrübelerden biri oldu. Biz tavukçuluğu bıraktık, peşimizden neredeyse 40'a yakın tavuk çiftliği kuruldu. Ve daha fazlası YUMURTA borsası artık BANAZ’da kurulmaktaydı. Ama fazlaca geliştirilemedi ve hatalar zinciri bu sektörü de tarihin tozlu raflarına atılıverdi
Banaz’da bir çok evde meyve ağaçları vardır. Ama bunu satmak amacıyla değil de çoluk çocuk yesin diye dikmişlerdir. Çok uzun yıllar önce Banaz köylü ÇÖRÇİL amca mükemmel bir elmalık hazırlamıştı. Bir kaç yıl sonra fidanlar büyüdü ve meyve vermeye başladı. Kırmızı kırmızı oldukça iri ve sulu elmalar (sanırım Starking deniyordu) Banaz’ın sembolü olmuştu. Onun sayesinde adımız elmacı diye kalmıştı.
Elma ile ilgili önemli bir anıyı da BANAZSPOR ile yaşamıştık. Uşak liglerinde yer aldığımız ilk yıl şehir stadında BANDIRMASPOR ile UŞAKSPOR’un maçı vardı. Biz o maç öncesinde oynayacaktık. Sepet sepet ELMA dağıtmıştık seyircilere.
Gördüğünüz gibi mevsimlerden başlayıp nerelere geldik. Elbette ülkemizin de önemli konuları, sorunları var. Bu günün önemlisi de ENFLASYON. Dinine yandığım enflasyonu bizim maaşların artacağı aralık, ocak ayları ile haziran, temmuz aylarında düştükçe düşüyor. Adeta yerlerde sürünüyor. Bir kaç ay önce 4'lerde gezerken şimdilerde 0.80'lere düşüveriyor. Çevreme soruyorum bu nasıl oluyor diye; “EEE maaşlar artacak ya!” diyorlar. Bildiğim kadarıyla sosyal güvenlik kurumları BİR ÇATI altında toplandı. Hastaneye gidiyoruz hangi kurum diyorlar. Maaş artışları için SSK, Bağkur diyorlar. Yahu sonuçta hepimiz EMEKLİYİZ, kim ne PRİM ödediyse onun karşılığı emekli maaş ZAM alsın. PRİMİNE, yılına göre ne hak ediyorsa o verilsin.
Şimdi ayın 3 ünde enflasyon belirlenecek, sonra artışlar mecliste onaylanacak. Ardından hesaplamalar yapılacak derken temmuz ayı sonlarına doğru ele geçecek birkaç kuruş. Ama esnaf öyle demiyor ayın birinde maaşlar arttı deyip basıyorlar zamları!...
Her şeye rağmen HAYAT GÜZELDİR. Elbette insanlarda.
Toprağıyla suyuyla havasıyla sebzesiyle meyvesiyle BANAZ’da GÜZELDİR...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.