Hatay escort Sex hikayeleri Sikiş hikayeleri porno ize

A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

MURAT DAĞININ GÖZ YAŞLARI

        2017 yılının Ağustos ayında aşağıdaki yazıyı yazmıştım. Neredeyse 2 yıl geçti. Hala sonuç yok. Hala DİRENÇ var. Bu direniş, tüm Ege’ye hatta tüm yurda yayılmalı. Bu güzelim topraklar heba edilmemeli. Yakında bir keşif yapılacak. Duyarlı insanların MURAT DAĞINA sahip çıkması gerekiyor. Yoksa gelecek... GELEMEYECEK…. İşte o yazı..        “Murat Dağı, Uşak ile Kütahya illerini birbirine bağlayan, çok yüksek olmasa da yazın bize soğuk sular sağlayan, kışın kar sevincimize ortak olan, başı duman, içi yaman güzel bir dağımız. İçinden çıkardığı o güzelim dereler, çaylar, nehirler taaa Ege’ye kadar ulaşırken geçtiği bir çok ovaya hayat veren güzel dağım Murat        Dağı. Senin de çanına ot tıkamak üzereler. Bunun için duyarlı insanlara duyarlı yöneticilere gereksinim var. Hatırlar mısınız? Eşme’nin köylüleri ufo taşlamışlardı.        Günlerce ulusal kanallarda meşhur olmuştuk, “Ufo’ya taş atanlar” diye. İşte o günleri anımsayın… Ardından Kışladağ’da altın arama ve çıkarma çalışmaları hız kazanmıştı... Direndik olmadı. Yazdık olmadı, çizdik olmadı. Sonunda altın çıkarılmakta ve çevrenin halini gidin bir görün. Banaz’da çok yakında aynı Kışladağ gibi olacak.          Olmaması mümkün değil. Daha şimdiden her yaka köstebeğin tarlaları kazdığı gibi kazılmış. O günlerde ufo görenler gibi bizim çocuklar da Evrendede’de piknik yaparken “ufo gördük!” deyip heyecanla bizlere anlatmışlardı. Biz o gün çocuklarımızı ikna edebilmek adına, “Olmaz öyle şey” deyip geçiştirmek istemiştik. Puzzlenin parçalarını birleştirince anlıyoruz ki Eşmelinin ufo dediği ve bizim çocukların Evrendede’de gördükleri dronlar yani ufolar o zaman için altın avına çıkmış aparatlar imiş galiba… İlki Kışladağ’da gerçekleştirildi, şimdi de sıra Banaz’da...         Konuya en duyarlı kişiler çevreciler. Hassasiyetleri üst noktada. Tek söyledikleri şu. Doğa katledilecek ve çocuklarımıza yaşam hakkı tanınmayacak. Siyanür sularımızı zehirleyecek ve içenler eninde sonunda kanser denen lanet hastalıkla tanışacak ve nihayet ona esir olacağız. Kısacası bu olan hikaye insanlık adına bir ayıp olacak. Ne yenen, ne içilen bir tutam altın için bilmem kaç binlerce insan, canlı ve bitki telef olacak değer mi dersiniz?         CHP Uşak Milletvekili Sayın Özkan Yalım haftalar öncesinde facebookta paylaşımlar yaptı. "Ey insanlar Murat Dağı’nda yapılacak olan altın madeni arama çalışmaları ve kazılarını yerinde görmek ve çevreyi incelemek için herkesi Murat Dağı’na davet ediyorum". Biz de makinamızı alıp katıldık. Bir otobüs duyarlı insan dağa tırmandı. Araç Gediz’in Karaağaç köyüne kadar gidebildi. Oradan yaya olarak kazı mahalline ulaşılacaktı. Ben ve benim gibi bir kaç arkadaş kafileyi yalnız bıraktık. Yani açıkcası bizim motorlar su kaynattı. Sonrasını gazeteci arkadaşlarımdan bire bir dinledim. Orada yapılan konuşmaları videodan izledim.          Konuşmalar sadece oradakiler tarafından dinlenmiş olsa da biz bu konuşmaları gerek sosyal medya üzerinden gerekse yerel ve ulusal basın aracılığı ile tüm duyarlı insanların bilgisine sunmaya çalıştık. Ne kadar başarılı olacağımızı karşılık bulduğunda anlayacağız.         Hayal ederek çıktım dağlara... O yemyeşil Murat Dağı’nın içten içten ağladığını, şırıl şırıl akan küçük derelerin iniltilerini duydum yüreğimin derinliklerinde. Çektiğim bir kaç kare fotoğrafın yıllar sonra nasıl değerli olacağını tasavvur etmeye çalıştım. Murat Dağı’nın o yalvaran göz yaşlarını htim.        Darağacına giden bir mahkumun sessizliğini htim oralarda. En çok üzüldüğüm de oradaki köylülerin pek fazla duyarlı olmadıkları beni kahretti. Koca köyden iki kişi kafilemize katılabilmişti. Ve ilk başta onlar zarar göreceklerdi... Kaderlerine razı olmuş bir yapıya rastladım Karaağaç köyünde.       Üniversiteyi yeni kazanmış iki gençle tanıştırıldım dönüşümüzde… “Biz siyanürü bilmiyoruz” dediler. Anlatmaya çalıştım ama onların üniversiteye gidecek olmaları beni daha da üzmüştü. Bu iki genç ne yazık ki siyanürü bilmiyorlardı... Ama Niyagara Şelalesini, ABD’nin başşehrini iyi biliyorlardı. Üzüldüm. İşte dağlarımız, işte gençlik...         Milletvekilimiz yaptığı konuşmalar sırasında "bu bir siyasi mücadele değil, bu; insanlık adına yapılan bir çalışmadır" diye üzerine basa basa anlatmaya çalışıyordu. Karaağaç köyünde çeşme başına toplanıldığında yapılan konuşmaları dinlerken arkamdaki çeşmelerin hepsinin açık olduğunu ve şırıl şırıl akmakta olduğunu gördüm. Köylünün birine seslendim. Niye açık... O da dedi ki burada çeşmeler yaz kış hiç kapanmaz… İçimden kıskandım. Keşke bizde de olsa... Ama sanırım bir süre sonra o seslere hasret kalacaklar. Tabii ki bizler de.         Ne diyeceğim ya da bunun sonu nereye varacak bilemiyorum. Sayın vekilimin dediği gibi buradaki kazılardan vazgeçileceğini umuyorum sadece.        Mümkün olur mu bilemem. Örnekleri ortada. İşte Bergama, işte Kışladağ ve Cerattepe... Ve Murat Dağı’da istenmeyen sona yakın durumda. “Su aramaya geldik” diye köylüleri ikna etmiş olan bu altın arayıcıları bakalım çevrecileri nasıl ikna edecekler. Çed raporu var mı, yok mu belli olamayan bu aramalar nasıl sonuçlanacak.        Kısacası Murat Dağı’nın göz yaşlarını sizde hissediyorsunuzdur. Ağlamasına razı olabilecek misiniz?....
Ekleme Tarihi: 30 Temmuz 2019 - Salı

MURAT DAĞININ GÖZ YAŞLARI

        2017 yılının Ağustos ayında aşağıdaki yazıyı yazmıştım. Neredeyse 2 yıl geçti. Hala sonuç yok. Hala DİRENÇ var. Bu direniş, tüm Ege’ye hatta tüm yurda yayılmalı. Bu güzelim topraklar heba edilmemeli. Yakında bir keşif yapılacak. Duyarlı insanların MURAT DAĞINA sahip çıkması gerekiyor. Yoksa gelecek... GELEMEYECEK…. İşte o yazı..
       “Murat Dağı, Uşak ile Kütahya illerini birbirine bağlayan, çok yüksek olmasa da yazın bize soğuk sular sağlayan, kışın kar sevincimize ortak olan, başı duman, içi yaman güzel bir dağımız.
İçinden çıkardığı o güzelim dereler, çaylar, nehirler taaa Ege’ye kadar ulaşırken geçtiği bir çok ovaya hayat veren güzel dağım Murat        Dağı. Senin de çanına ot tıkamak üzereler. Bunun için duyarlı insanlara duyarlı yöneticilere gereksinim var.
Hatırlar mısınız? Eşme’nin köylüleri ufo taşlamışlardı.
       Günlerce ulusal kanallarda meşhur olmuştuk, “Ufo’ya taş atanlar” diye. İşte o günleri anımsayın… Ardından Kışladağ’da altın arama ve çıkarma çalışmaları hız kazanmıştı... Direndik olmadı. Yazdık olmadı, çizdik olmadı. Sonunda altın çıkarılmakta ve çevrenin halini gidin bir görün. Banaz’da çok yakında aynı Kışladağ gibi olacak.
         Olmaması mümkün değil. Daha şimdiden her yaka köstebeğin tarlaları kazdığı gibi kazılmış. O günlerde ufo görenler gibi bizim çocuklar da Evrendede’de piknik yaparken “ufo gördük!” deyip heyecanla bizlere anlatmışlardı. Biz o gün çocuklarımızı ikna edebilmek adına, “Olmaz öyle şey” deyip geçiştirmek istemiştik. Puzzlenin parçalarını birleştirince anlıyoruz ki Eşmelinin ufo dediği ve bizim çocukların Evrendede’de gördükleri dronlar yani ufolar o zaman için altın avına çıkmış aparatlar imiş galiba… İlki Kışladağ’da gerçekleştirildi, şimdi de sıra Banaz’da...
        Konuya en duyarlı kişiler çevreciler. Hassasiyetleri üst noktada. Tek söyledikleri şu. Doğa katledilecek ve çocuklarımıza yaşam hakkı tanınmayacak. Siyanür sularımızı zehirleyecek ve içenler eninde sonunda kanser denen lanet hastalıkla tanışacak ve nihayet ona esir olacağız. Kısacası bu olan hikaye insanlık adına bir ayıp olacak. Ne yenen, ne içilen bir tutam altın için bilmem kaç binlerce insan, canlı ve bitki telef olacak değer mi dersiniz?
        CHP Uşak Milletvekili Sayın Özkan Yalım haftalar öncesinde facebookta paylaşımlar yaptı. "Ey insanlar Murat Dağı’nda yapılacak olan altın madeni arama çalışmaları ve kazılarını yerinde görmek ve çevreyi incelemek için herkesi Murat Dağı’na davet ediyorum". Biz de makinamızı alıp katıldık. Bir otobüs duyarlı insan dağa tırmandı.
Araç Gediz’in Karaağaç köyüne kadar gidebildi. Oradan yaya olarak kazı mahalline ulaşılacaktı. Ben ve benim gibi bir kaç arkadaş kafileyi yalnız bıraktık. Yani açıkcası bizim motorlar su kaynattı. Sonrasını gazeteci arkadaşlarımdan bire bir dinledim.
Orada yapılan konuşmaları videodan izledim. 
        Konuşmalar sadece oradakiler tarafından dinlenmiş olsa da biz bu konuşmaları gerek sosyal medya üzerinden gerekse yerel ve ulusal basın aracılığı ile tüm duyarlı insanların bilgisine sunmaya çalıştık. Ne kadar başarılı olacağımızı karşılık bulduğunda anlayacağız.
        Hayal ederek çıktım dağlara... O yemyeşil Murat Dağı’nın içten içten ağladığını, şırıl şırıl akan küçük derelerin iniltilerini duydum yüreğimin derinliklerinde. Çektiğim bir kaç kare fotoğrafın yıllar sonra nasıl değerli olacağını tasavvur etmeye çalıştım. Murat Dağı’nın o yalvaran göz yaşlarını htim.
       Darağacına giden bir mahkumun sessizliğini htim oralarda. En çok üzüldüğüm de oradaki köylülerin pek fazla duyarlı olmadıkları beni kahretti. Koca köyden iki kişi kafilemize katılabilmişti. Ve ilk başta onlar zarar göreceklerdi... Kaderlerine razı olmuş bir yapıya rastladım Karaağaç köyünde.
      Üniversiteyi yeni kazanmış iki gençle tanıştırıldım dönüşümüzde… “Biz siyanürü bilmiyoruz” dediler. Anlatmaya çalıştım ama onların üniversiteye gidecek olmaları beni daha da üzmüştü. Bu iki genç ne yazık ki siyanürü bilmiyorlardı... Ama Niyagara Şelalesini, ABD’nin başşehrini iyi biliyorlardı. Üzüldüm. İşte dağlarımız, işte gençlik...
        Milletvekilimiz yaptığı konuşmalar sırasında "bu bir siyasi mücadele değil, bu; insanlık adına yapılan bir çalışmadır" diye üzerine basa basa anlatmaya çalışıyordu. Karaağaç köyünde çeşme başına toplanıldığında yapılan konuşmaları dinlerken arkamdaki çeşmelerin hepsinin açık olduğunu ve şırıl şırıl akmakta olduğunu gördüm. Köylünün birine seslendim. Niye açık... O da dedi ki burada çeşmeler yaz kış hiç kapanmaz… İçimden kıskandım. Keşke bizde de olsa... Ama sanırım bir süre sonra o seslere hasret kalacaklar. Tabii ki bizler de.
        Ne diyeceğim ya da bunun sonu nereye varacak bilemiyorum. Sayın vekilimin dediği gibi buradaki kazılardan vazgeçileceğini umuyorum sadece.
       Mümkün olur mu bilemem. Örnekleri ortada. İşte Bergama, işte Kışladağ ve Cerattepe... Ve Murat Dağı’da istenmeyen sona yakın durumda. “Su aramaya geldik” diye köylüleri ikna etmiş olan bu altın arayıcıları bakalım çevrecileri nasıl ikna edecekler. Çed raporu var mı, yok mu belli olamayan bu aramalar nasıl sonuçlanacak.
       Kısacası Murat Dağı’nın göz yaşlarını sizde hissediyorsunuzdur. Ağlamasına razı olabilecek misiniz?....
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.