Hatay escort Sex hikayeleri Sikiş hikayeleri porno ize

A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

ORMANI SEV YEŞİLİ KORU

Son yıllarda bir çok felaketle karşı karşıya kaldık. Allah sonumuzu hayır etsin diyelim. Depremler, seller, fırtınalar ve son yaşadığımız büyük orman yangınları. Oluşumunu çok iyi çözemesekte ülkemiz adına dünyamız adına yaşanması istenmeyen felaketler bunlar. Diyelim depremi önleyemiyoruz, o halde yapıları sağlam yapalım. Diyelim sellerin önüne geçemiyoruz, daha sağlam sistem oluşturalım. Haydi fırtınayı engelleyemiyoruz o halde koruyucu önlemlere dikkat edelim. Ama orman yangınlarını önlemek bizim elimizde. İşte en başta dediğim gibi ormanı sever, yeşil korumayı amaç edinirsek yangınların üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum. Aslında korumayı sadece ormancılara bırakmak doğru değildir. Orman hepimizin ise korumakta hepimize düşer. Toroslar, menteşe ormanları ve yurdun bir çok bölgesinde sanki planlanmışcasına yangınlara maruz kaldık. Uzun sürdü ve çok fazla alanda ormanlarımızı yitirdik. Yüzyıllara varan süreç içinde ilmek ilmek işlenerek büyütülen bu güzelim ağaçlarımız bir kıvılcım ile küle dönüşüverdi. İçinde milyonlarca canlıyı barındıran bu eşsiz topraklar kapkara önümüze düşüverdi. Oraların karası içimizi kararttı. Elbette yeşerecek, yeşerteceğiz ama şimdiye kadar harcanmış emekler, akan terler ne yazık ki boşa gitmiş oldu. Çaresi var elbet. Ölümden başka her şeyin çaresi var da neden yok olsun. Başta tüm ülkemize ve yangına maruz kalan yöre insanına büyük geçmiş olsun. Buralarda da münferit küçük çaplı orman yangınlarına maruz kalsakta fazla büyütmeden alınan önlemlerle söndürülebildi. Yangınların çıkış nedenleri elbette uzmanlar tarafından enine boyuna irdelenecek ve gerekleri yapılacaktır. Yangınların çıkmasına neden olan sebeplerden biri saydığımız aşırı sıcaklarında bu yangınları tetiklediği ve en başta gelen sebeplerinden olduğu kanısındayım. Tabii ki diğer ihtimallerde mutlaka en ufak ayrıntısına kadar araştırılıp varsa suçlular cezalandırılmalıdır. Her ne kadar içimizi ferahlatmasa da ufak bir teselli olacak. Geçmiş olsun TÜRKİYEM. Bu gün yeni bir dönem ilk adımı atıyoruz. 23 yıldır aralıksız sürdürdüğüm gazetemizin sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini gazetemiz çalışanı, uzun yıllar birlikte görev yaptığımız evladımız Orhan SUNAL’a devrediyorum. Elbette tası tarağı toplayıp koşar adımlarla gazeteyi bırakmış değilim. Bu gazete var oldukça ve bizlerde bu yaşamın içinde oldukça yazmaya, haber yapmaya ve gazetemizi temsile devam edeceğiz. Resmiyette olmaması bizler için sorun teşkil etmeyecek. Nefesimiz yettikçe yazacağız. Gazetemizin yayın ilkeleri yeni sorumlu müdürümüz ile aynı çizgide sürecek ve halkımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz. Hayırlı olsun. Aylardır kafamızı kurcalayan BANAZ stadının yenilenme çalışmalarında tartışmaların sürdüğünü görmekteyim. Oysa ilk günden belirttiğim üzere “YAKIŞIR” yazımda üstüne basa basa kalın çizgilerle belirttiğim gibi bu yatırım Banazımıza gelmeli ve kısa süre içinde gerçekleşmeli. Sunni çim, doğal çim tartışmaları en başta yapılmalıyıdı. Gençlik ve Spor Bakanlığının projeleri içinde yer alan bu tesisin kazandırılması uzun zamandır ara vermiş olan BANAZSPOR futbol takımının ve Banazlının spor yapma imkanlarını zenginleştirecektir. Bu zaman gelen kadar topu bir o tarafa bir bu tarafa, yok onun elinde, yok bunun elinde elden ele geziyor. Yani topun da başı döndü. Bırakın top kendi mecrasını bulsun. Spor salonunun çay kenarına yapılmasına şiddetle karşı çıktık ama siyasiler her ne pahasına olursa olsun buraya yapılacak dediler yaptılar. Şimdi suni mi doğal mı diye tartışırken elimizdeki imkanı kaçırmayalım. Unutanlara anımsatayım bu stad yapılırken yer temin edemediğimizden adımıza gelen ödenek anında başka yerlere kaydırılmıştı ve bize bir yıl sonra gelebilmişti. Neredeyse iki yıla yakındır bu pandemi belasıyla uğraşıyoruz. Kurban bayramı öncesine kadar öldük, bittik mahvolduk diye feryat figan inlerken, yasakların kalkması için avazımız çıktığı kadar bağırırken gelen serbestlikler sonrasında neredeyse başa dönmek üzereyiz. Yetkililerimiz ısrarla AŞI olunmasını isterken ve daha da önemlisi aşının az bulunduğu zamanlarda “neden aşı yok, haydi getirsenize!” diye bağıranlar şimdi aşı olmamak için direniyorlar. Bilinmelidir ki bu işin en başından beri şakası yok. Ya aşı ya da musalla taşı.. Üçüncü şık yok. Tercih sizin. Tabiki tercih sizin derken siz aşı olmazsanız bizim olduğumuz aşının da fazlaca bir önemi olmuyor. Aşı olmayanlar bu mikrobun yayılmasına birinci dereceden katkı sağlıyor, sadece kendilerini değil bizleri de tehlikeye maruz bırakıyorlar. Geçmişte yaşanan salgınlarda “haydi çocuklar aşıya” diye slogan üretmiştik. Yeni sloganımız “YEDİDEN YETMİŞE HERKES AŞIYA!..” ve “OLMAZSAN AŞI GÖRÜRSÜN MUSALLA TAŞI” Ey güzel insanlar; ormanı sevelim yeşili koruyalım. Sağlığımız ve yaşantımıza çeki düzen verelim. Sağlıklı günler...
Ekleme Tarihi: 10 Ağustos 2021 - Salı

ORMANI SEV YEŞİLİ KORU

Son yıllarda bir çok felaketle karşı karşıya kaldık. Allah sonumuzu hayır etsin diyelim. Depremler, seller, fırtınalar ve son yaşadığımız büyük orman yangınları. Oluşumunu çok iyi çözemesekte ülkemiz adına dünyamız adına yaşanması istenmeyen felaketler bunlar. Diyelim depremi önleyemiyoruz, o halde yapıları sağlam yapalım. Diyelim sellerin önüne geçemiyoruz, daha sağlam sistem oluşturalım. Haydi fırtınayı engelleyemiyoruz o halde koruyucu önlemlere dikkat edelim. Ama orman yangınlarını önlemek bizim elimizde. İşte en başta dediğim gibi ormanı sever, yeşil korumayı amaç edinirsek yangınların üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum. Aslında korumayı sadece ormancılara bırakmak doğru değildir. Orman hepimizin ise korumakta hepimize düşer.
Toroslar, menteşe ormanları ve yurdun bir çok bölgesinde sanki planlanmışcasına yangınlara maruz kaldık.
Uzun sürdü ve çok fazla alanda ormanlarımızı yitirdik. Yüzyıllara varan süreç içinde ilmek ilmek işlenerek büyütülen bu güzelim ağaçlarımız bir kıvılcım ile küle dönüşüverdi. İçinde milyonlarca canlıyı barındıran bu eşsiz topraklar kapkara önümüze düşüverdi.
Oraların karası içimizi kararttı. Elbette yeşerecek, yeşerteceğiz ama şimdiye kadar harcanmış emekler, akan terler ne yazık ki boşa gitmiş oldu. Çaresi var elbet. Ölümden başka her şeyin çaresi var da neden yok olsun.
Başta tüm ülkemize ve yangına maruz kalan yöre insanına büyük geçmiş olsun.
Buralarda da münferit küçük çaplı orman yangınlarına maruz kalsakta fazla büyütmeden alınan önlemlerle söndürülebildi.
Yangınların çıkış nedenleri elbette uzmanlar tarafından enine boyuna irdelenecek ve gerekleri yapılacaktır. Yangınların çıkmasına neden olan sebeplerden biri saydığımız aşırı sıcaklarında bu yangınları tetiklediği ve en başta gelen sebeplerinden olduğu kanısındayım. Tabii ki diğer ihtimallerde mutlaka en ufak ayrıntısına kadar araştırılıp varsa suçlular cezalandırılmalıdır. Her ne kadar içimizi ferahlatmasa da ufak bir teselli olacak. Geçmiş olsun TÜRKİYEM.
Bu gün yeni bir dönem ilk adımı atıyoruz. 23 yıldır aralıksız sürdürdüğüm gazetemizin sorumlu yazı işleri müdürlüğü görevini gazetemiz çalışanı, uzun yıllar birlikte görev yaptığımız evladımız Orhan SUNAL’a devrediyorum. Elbette tası tarağı toplayıp koşar adımlarla gazeteyi bırakmış değilim. Bu gazete var oldukça ve bizlerde bu yaşamın içinde oldukça yazmaya, haber yapmaya ve gazetemizi temsile devam edeceğiz. Resmiyette olmaması bizler için sorun teşkil etmeyecek. Nefesimiz yettikçe yazacağız. Gazetemizin yayın ilkeleri yeni sorumlu müdürümüz ile aynı çizgide sürecek ve halkımızı bilgilendirmeye devam edeceğiz. Hayırlı olsun.
Aylardır kafamızı kurcalayan BANAZ stadının yenilenme çalışmalarında tartışmaların sürdüğünü görmekteyim. Oysa ilk günden belirttiğim üzere “YAKIŞIR” yazımda üstüne basa basa kalın çizgilerle belirttiğim gibi bu yatırım Banazımıza gelmeli ve kısa süre içinde gerçekleşmeli. Sunni çim, doğal çim tartışmaları en başta yapılmalıyıdı. Gençlik ve Spor Bakanlığının projeleri içinde yer alan bu tesisin kazandırılması uzun zamandır ara vermiş olan BANAZSPOR futbol takımının ve Banazlının spor yapma imkanlarını zenginleştirecektir. Bu zaman gelen kadar topu bir o tarafa bir bu tarafa, yok onun elinde, yok bunun elinde elden ele geziyor. Yani topun da başı döndü. Bırakın top kendi mecrasını bulsun. Spor salonunun çay kenarına yapılmasına şiddetle karşı çıktık ama siyasiler her ne pahasına olursa olsun buraya yapılacak dediler yaptılar. Şimdi suni mi doğal mı diye tartışırken elimizdeki imkanı kaçırmayalım. Unutanlara anımsatayım bu stad yapılırken yer temin edemediğimizden adımıza gelen ödenek anında başka yerlere kaydırılmıştı ve bize bir yıl sonra gelebilmişti.
Neredeyse iki yıla yakındır bu pandemi belasıyla uğraşıyoruz. Kurban bayramı öncesine kadar öldük, bittik mahvolduk diye feryat figan inlerken, yasakların kalkması için avazımız çıktığı kadar bağırırken gelen serbestlikler sonrasında neredeyse başa dönmek üzereyiz. Yetkililerimiz ısrarla AŞI olunmasını isterken ve daha da önemlisi aşının az bulunduğu zamanlarda “neden aşı yok, haydi getirsenize!” diye bağıranlar şimdi aşı olmamak için direniyorlar. Bilinmelidir ki bu işin en başından beri şakası yok. Ya aşı ya da musalla taşı.. Üçüncü şık yok. Tercih sizin. Tabiki tercih sizin derken siz aşı olmazsanız bizim olduğumuz aşının da fazlaca bir önemi olmuyor. Aşı olmayanlar bu mikrobun yayılmasına birinci dereceden katkı sağlıyor, sadece kendilerini değil bizleri de tehlikeye maruz bırakıyorlar. Geçmişte yaşanan salgınlarda “haydi çocuklar aşıya” diye slogan üretmiştik. Yeni sloganımız “YEDİDEN YETMİŞE HERKES AŞIYA!..” ve “OLMAZSAN AŞI GÖRÜRSÜN MUSALLA TAŞI”
Ey güzel insanlar; ormanı sevelim yeşili koruyalım. Sağlığımız ve yaşantımıza çeki düzen verelim. Sağlıklı günler...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.