İnsanoğlunun yaşama koşulları için üç önemli unsur öne çıkar; hava, su ve ekmek. Canlı havasızlığa 5-6 dakika, susuzluğa 5-6 gün ve açlığa da 40-50 gün dayanabilirmiş. Ben bu gün size “SU”yu anlatmaya çalışacağım.
Yaşamımdan bir anekdot ile başlayayım...
Yıl 1970, taze öğretmenim. Eşme’nin Karaahmetli Köyü ARAPLAR Mahallesi’ne tayinim çıkmış ve tek öğretmenli bir okulda müdür, yetkili öğretmen olarak bismillah dedim. Herkese hava atıyorum, “müdür oldum” diye. Hemen ardından soruyorlar; “Kaç öğretmen var?”... Cevap olarak; “Bir tek ben!”... deyince gülümsüyorlar.
Neyse 45 öğrencim var. 1'den 5'e kadar her sınıftan çocuklarım. Açıkcası birleştirilmiş sınıfa pek aşina değilim. İlk günler bocalıyorum. Ama sağolsun yakın köylerde abilerim var.
Ali Osman Gültekin ve Kudret Yazgan bana ellerinden geldiğince yardımcı oluyorlar. Hafta içi yaşadığım sorunları not edip soluğu onlardan birinin yanında alıyorum. Gençlik yürümeme engel olmuyor. Derken bir süre sonra bir motosiklet edinip daha kolay ulaşıma kavuştum.
Çocuklarımla iç içe güzel bir ortam oluştu. Okul çıkışı bahçede birlikte oyun oynuyoruz. Yanlarında ben olduğum zamanlar küfür edemiyorlar. Ben de özellikle aralarında bulunuyorum. Bir gün birlikte top oynadık. Terledim ve susadım. Bir öğrenciye;
- “Lojmana git, bardağa su doldur getir de içeyim” dedim. Bekle Allah bekle, çocuk gelemedi. Sonunda başka bir öğrenciyi gönderdim. O da;
“Kimse yok öğretmenim” deyip geri geldi. Dakikalar sonra bizim su getirecek öğrenci oflaya puflaya elinde testi çıka geldi.
- “Oğlum nerede kaldın” diye sordum.
- “Öğretmenim bardağa su doldur dediniz ya!... Ben de bardağı alıp suvata (suvat pınar demek) gittim. O zaman iş anlaşıldı. Buradaki insanlar testiye bardak, bardağa da kupa diyorlarmış. Öğrendik ama uzun süre susuz kaldık..
Banaz; içinden geçen ve adını ilçemizin adından alan bir çay ile “Banaz Çayı” ile su yönünden şanslı yerleşim yerlerindendir. Çocukluk yıllarımızda her kış sel gelir, zararlar yaşatır ama zararından çok yararı vardır çiftçimize. Tarlaların sulanmasında önemlidir. İçme suyumuz genellikle Murat Dağı’ndan gelir. Yönetenlerimizin gayreti ile su bulunan yerlere depolar yapılmış ve içme suyu temin edilmiş. Elbette o yıllarda Banaz’ın nüfusu 3-5 bin olduğundan yeterli gelmekteydi. Nüfus arttıkça sıkıntı başlamıştı. Yeni kaynaklar bulup ilave edilmeliydi.
Murat Dağı eteklerinde ÇOKRAĞAN oldukça fazla ve önemli bir bölüme yetecek suya sahipti. Bu arada Uşak il merkezi olarak da sıkıntı çekmekteydi. Çokrağan suyunu UŞAK’a getirmek için çabalar hızla sürmekteyken dönemin belediye başkanları Şanal ÖZTOP ve Necati AKIN (rahmetle anıyorum) sık sık karşı karşıya gelir ve suyu paylaşma konusunda şiddetli tartışmalar yaparlardı. Son noktayı başkanımız Necati AKIN koydu:
- “Buradan 300-350 cl. su akıyor. Siz bize yaz kış 100 litre verin gerisi her zaman size aksın”.
Bu öneri kabul ediliyor ve tutanaklara geçirilip imzalanıyor. Yazın ortasında kaynaktaki su 160 litreye kadar düşüyor. Tabidir ki sözleşme gereği Banaz’a 100 litresi Uşak’a da 60 litresi akıyor. Ve Uşak su sorunuyla yaşamaya devam ediyor.
Bu günlere gelince tabidir ki artan nüfus için su yetmiyor. Onlarca kuyu açılıyor ama yaşanan iklim koşulları ve kuraklık nedeniyle istenilen amaca ulaşılamıyor. Günü kurtarmak için yapılan çabalar ilerde çaresizliğe dönüşüyor.
Bir de suyun ekonomik kullanılması önemlidir. Biz çeşmeye dayandığımızda suyun uzun süre akmasını engellemiyoruz. O anda aklımız sadece kendi sorunumuzu çözmekten başka bir şey düşünmüyoruz. Oysa boşa akan her su bizim gelecekte susuz kalmamızın bir göstergesidir.
Suyu daha ekonomik değerlendirmek için son yılların en büyük çalışması GÖLETLER olmuştur. Banaz’ımızda bir çok gölet yapılmış. Gerek sulamada ve gerekse balık üretmede kullanılmaya devam edilmektedir. Ülkemiz haritasına baktığımda hemen her bölgede yeterli akarsularımız bulunmaktadır. Bu kadar bol su kaynaklarımız olmasına rağmen bu akarsularla, barajlarla susuzluk çekmemiz kabullenilemez. Göletlerle kontrol altına alıp uzun süre yararlanmak zorundayız.
FIRAT ve DİCLE en önemli su kaynağımızdır. Bizim toprak-larımızdan çıkıp başka ülkelere ulaşmaktadır. Üzerine yapılan barajlar ve santrallar çok yönlü yararlanmamızı sağlamaktadır. Keban Barajı ürettiği elektrik ile ülkemiz için önemli yatırımdır. Kızılırmak havzasını yeşile boyamıştır. Seyhan ve Ceyhan Çukurova’nın can damarıdır. Küçük ve büyük Menderesler geçtiği yerlere bereket getirmektedir.
Üç kenarımız denizlerle çevrili ve ülkemizin her bölgesi akarsularımızla bu ülkeyi cennete dönüştürmüştür. Bakınız Amerika insanlarının geleceği için % 80'i buzullarla kaplı Grönland’ı alarak küresel ısınma sonunda eriyecek olan buzullardan kalacak topraklarda yaşamayı planlamaktadır.
Su hayattır. Bir damla suyu bile boşa akıtmamak için gayretli olmalıyız. Su gibi aziz olasınız.
