30 Ağustos Türk Milletinin makus tarihini değiştiren çok önemli bir dönüm noktasıdır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve beraberindeki silah arkadaşları canlarını ortaya koyarak güçlü Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atmışlardır.
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz ile birlikte Anadolu insanının da büyük silkinişi başlamış oldu. Bu silkiniş adım adım büyüyerek 9 Eylül’de İzmir’in düşman işgalinden kurtulmasıyla zafere erdi.
30 Ağustos büyük bir destan, büyük bir gurur. Bitmiş bir milletin şahlanışının, ayağa kalkışının destanı. Bu gururu bizlere yaşatanlara sonsuz minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.
Tarih kitaplarında da, anılarda da, resmi kayıtlarda da bu destanın ayrıntıları yazılıdır. Her şeyini kayıtsız ve şartsız teslim etmiş bir imparatorluk. Yokluklar içinde tamamen bitmiş bir toplum. Ve bu perişan ortamda yeni Türkiye’yi kuracak olan bir kıvılcım; insanlara özgürlük ruhunu nakış gibi işlemiş bir önder; KEMAL ATATÜRK...
Elbette bugün ilkelerini silmeye, duvardan resimlerini, meydanlardan büstlerini kaldırmaya çalışanlar olabilir. Zaten kendisi de bunları görmüş ve demiş ki; Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!..
Kim ne derse desin aslını inkar eden, şeriat hevesleyen, geçmişini tanımayan küçük bir yobaz kesim her nedense, nereden güç alıyorlarsa cılız seslerini çıkarmaya çalışmaktadırlar. Ancak bizler bu güzel ülkenin fertleri olarak, bu memleketin çocukları olarak ebediyete kadar büyük fazilet CUMHURİYET’in yaşamasını sağlayacağız.
Ve her zaman, her yerde geçmişimizi dualarla, minnetlerle anıyoruz. Bizler için aslolan bu güzel ülkenin, bu güzel bayrağın ebediyete kadar yaşamasıdır. Bunun için de bütün ülkenin fertleri elinden gelen çabayı göstereceklerdir.
Ne Mutlu Türküm Diyene!...