Milli bayramlar bizim için çok önem verdiğimiz özel günlerdir. Tabii ki her birinin ayrı bir değeri, her birinin ayrı bir manevi gururu vardır.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günleri bu ülkeyi seven, “vatan” olarak görenlerin gurur kaynağıdır. Sanırım içimizde böyle düşünmeyen yoktur. Varsa da o kişilerin gerçek bir vatansever olduğundan söz edemeyiz, değil mi?..
Bayramlar zaten büyük bir sıkıntının, çok önemli dönemlerin atlatılmasından sonra ilan edilmiştir. Bunun içindir ki; yüz yıllarca, bin yıllarca aynı hassasiyette bütün halkın katılımıyla kutlanmaktadır.
Şimdi gelelim 15 Temmuz’a!...
15 Temmuz 2016 tarihinde ülkemizde garip şeyler oldu. Kimse tam olarak ne olduğunu anlayamadı. Ülkemizde neredeyse 50 yıla yakındır faaliyet gösteren “Fetullah Gülen Cemaati” çok fazla selahiyete sahip olunca darbeye kalkıştı. Bunun sebebi de daha çok yetki, pastadan daha çok pay ve ülke yönetiminde daha etkili rol olduğu belirtiliyor.
Elbette ki daha sonraları FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ olarak adlandırılan bu yapı, ülkenin yönetiminde önemli yerleri, köşe başlarını kapmış; başta askeri kesim olmak üzere hukuk, sağlık, emniyet teşkilatları işgal edilmiştir.
Nasıl oluyorsa milli eğitim kurumlarına çok rahat yerleştirilmişlerdir. Bu cemaatin üyeleri bütün ülke yönetiminde en önemli kararlara da kendi menfaatleri yönünde istenilen doğrultuda alabiliyorlardı.
Her istediklerini yapabilen bu oluşum her nedense bir darbeye kalkışıyor ve ülkede skandal nitelikte bir olaya imza atıyorlardı.
Tarihler 15 Temmuz 2016 gününü gösteriyordu. Akşam erken saatlerde birden hareketlilik başladı ve ülkemizde askeri bir hareketlilik olduğu belirtiliyordu.
Yaklaşık saat 18.00 civarlarında Ankara’da bazı askeri hareketliliğin olduğu, uçakların havalandığı belirtildi. Sonrasında da İstanbul’da Boğaz Köprüsü önünde askeri araçlarla birlikte köprü girişine, sonrasında havaalanı önüne tanklarla askerlerin geldiği belirtildi. İlerleyen saatlerde “Yurtta Sulh Konseyi” adını verdikleri ve askerlerden oluşan bir gurup devlet televizyonunu işgal ederek kendilerinin bir askeri darbe yaparak yönetime el koyduklarını açıkladılar.
Tabii ki ilk anlarda vatandaşlar bunu tüm Silahlı Kuvvetler birliğinin yaptığı yönünde bir düşünceye kapıldılar. Ancak ilerleyen saatlerde durumun açığa çıkması üzerine bu olmayacak ve saçma girişime dur denildi.
Burada değinilmesi gereken ve Türk Milleti’nin vicdanını yaralayan iki ayrıntıya dikkat çekilmesi gerektiği iddia ediliyor. Çünkü ilki gerçekten insanların duygularını da alt üst etmiştir.
15 Temmuz 2016 günü oraya birileri tarafından emir zoru ile bir şekilde gönderilen suçsuz günahsız askerlerin boğazlarının kesilerek katledilmesi, bunları kimlerin ve neden yaptığı hala bir açıklığa kavuşmamıştır.
Diğer olay ise bazılarının; “15 Temmuz benim bayramım değil! Zira tarihe altın harflerle geçen 19 Mayıs’ı, 23 Nisan’ı, 30 Ağustos’u, 29 Ekim’i çeşitli bahanelerle kutlamayanlar 15 Temmuz’u birilerine görüneceğim diye koşa koşa kutlayanların iki yüzlülüğünün konuşulması gerekiyor” diye eleştiriler yapılıyor.
Vatandaş ayrıca hiç bir şeyden habersiz askerlerin, FETÖ ile alakası olmayan kınalı kuzuların çıplak olarak soyulup bir salona gerçekten de balık istifi halinde doldurulmasının nasıl bir düşüncenin ürünü olduğunu öğrenemediklerini iddia ediyorlar.
Bu tarih kayıtlara ;
“15 Temmuz Darbe Girişimi veya 2016 Türkiye Askerî Darbe Teşebbüsü, darbe metninde yer aldığı isimle Yurtta Sulh Harekâtı, 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından Türkiye'de düzenlenen başarısız bir askerî darbe girişimidir” diye geçmiştir.
Sonuç olarak; 27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980 darbelerinden ders alınmadığı için yenilerinin olması çok büyük talihsizliktir. Böyle girişimlerin bir daha olmamasını diliyoruz tabii ki!
Her şeyden önce birliğimizi, dirliğimizi bozacak; ülkemizde uydurma çeşitli bahanelerle ikilik yaratmaya çalışan fitne fesat düşüncelerden bir an önce kurtulmamız gereklidir.
