Bize çok uzak bir yer Venezuela. Hem mesafe olarak, hem yaşam, hem de kültür olarak. Güney Amerika'da yer alan bu ülkenin toprakları bizden fazla ama nüfusu da 28 milyon kadar. Bu ülkenin en büyük şansı dünyanın en fazla petrol ve değerli maden rezervine sahip olması. Zaten olanların bütün sebebi de bu!...
Biliyorsunuz üç gün önce Emperyalist güç Amerika bu ülkeye operasyon düzenleyerek buranın devlet başkanı Maduro ve eşini evinden alarak bilinmeyen bir yere götürdü. Düşünebiliyor musunuz, birisi çıkıyor ve size; "Sen evini iyi yönetemiyorsun, seni ailenin reisliğinden alıyorum ve senin evini bundan sonra ben yöneteceğim" diyor. VAR MI BÖYLE BİR ŞEY?...
Böyle bir şey yok elbette, olmaz da. Ama dünyanın hakimi olan bu ülke ve başındaki garip kişi böyle bir şeye kalkışıyor. İşin ilginç tarafı da özgürlükçü, medeniyetin timsali dediğimiz Amerikalılar da başlarındaki dengesiz bir idarecinin yaptığı akıl almaz olaylara tık çıkarmıyorlar.
Hakikaten akıl almaz bir şey!...
Nicolás Maduro!
2013'ten bu yana Venezuela'yı yöneten kişi yani buranın devlet başkanı. Bu isim tüm dünyayı neredeyse ikiye böldü. Birinci kesim; "Bu kişi ülkeyi çok kötü yönetiyor, daha doğrusu yönetemiyor. Onun için iyi oldu, hak etti" derken, diğer taraf da; "Maduro iyi bir sendikacı, iyi bir devlet adamıdır. Otobüs şoförlüğünden gelerek devlet başkanı olması suç mu? Hem bu duruma ülkesindeki vatandaşlar karar verir. Ülkeyi kötü yönetmesi hiç kimseyi ilgilendirmez. Ayrıca da Venezuela’nın ekonomisi zaten yıllardır çok kötü" görüşündedir.
Buradaki yanlış şudur. Her ne olursa olsun bazı bahaneler uydurarak bir ülkenin içişlerine karışmak kesinlikle yanlış bir girişimdir, suçtur. Takip edenler bilirler. Trump bir süredir bazı şeyleri bahane ederek böyle bir girişimde bulunacağının sinyalini adeta vermişti. Ve her ne iş yapıyor, neye yarıyorsa "Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi" ya da adı her ne ise başka oluşumlar böyle bir şeye nasıl göz yumarlar. Şayet gerçekten ortada yanlış olan, hukuksuz, kanunsuz bir şey varsa bunun değerlendirilip bütün ülkelerin kararıyla bir yaptırım uygulanması gerekmez mi? Tabii ki öyle olmalı ama ilk başta verdiğimiz bilgiyi lütfen yabana atmayın, Venezuela'nın dünyanın en büyük petrol ve değerli maden rezervine sahip olduğunu. Ve dengesiz birinin ve ülkesinin o delikopuk hareketlerinin altında gözünü kırpmadan petrol uğruna böyle bir girişimde bulunduğunu unutmayın. Ayrıca da ABD’nin bu yıl içinde tam 7 ülkeye saldırı düzenlediğini de bir kenara not edin.
Bütün bunlar olup biterken ben yine gözümü o 1923'te bu ülkeyi kuran büyük lider Mustafa Kemal Atatürk'e çeviriyorum. Gerçekten dünyanın gelmiş geçmiş liderlerinden en büyüğü olan bu insan kurduğu Cumhu-riyet'te neredeyse her şeyi teminat altına almış. Tam 100 yıl önce herşeyi düşünüp muhasebesini yapıp değerlendir-dikten sonra çok isabetli bir karar vermiştir. Düşünsenize bir ülke kuruyorsunuz, bir devlet oluşturuyorsunuz insanlarını, yaşamlarını, geleceği güvenli ve garantili bir ulus oluşuyor. Atalarının Kurtuluş Savaşı'nda kaybedenler hariç tüm ülke Cumhuriyetine, devletine sıkı sıkı sahip çıkıyor. Yoksa öyle olmasa bu ülke nasıl bir asırı aşıp ebediyete kadar nasıl var olacaktır.
Yine bir konunun sonunda bu ülkenin kurucusu yaptıklarıyla, yapmadıklarıyla yine böyle haklı çıkıyor. Boşa demiyoruz, “BÜYÜKSÜN ATATÜRK” diye!...
