Dünyanın en gözde spor aktivitesi, en fazla ilgi duyulan, en çok seyircisi ve en büyük ekonomik potansiyeline sahip olan dalı futbol! Ve dünyanın en büyük organizasyonlarının adresi futbol sahaları...
Bu günlerde dünyanın gözü kulağı da dünyanın en büyük organizasyonu olan ABD'deki 2026 Dünya Kupası’nda.
Biz de ülke olarak aylardan beri bu organizasyona katılıp katılamama merakının ardından 24 yıl sonrasında tekrar yer almanın sevincini yaşıyoruz. Gerçekten katılabilmek, bu başarıyı elde edip 48 ülkenin arasında yer almak güzel bir duygu...
Bu doğrultuda haftalardır heyecanla bekleyişi-mizi sürdürürken televizyon ekranlarında, sosyal medyada sanatçıların milli takıma yeni yazdığı şarkıları yıllar önceki şarkılarla harmanlayarak doya doya dinledik. Öylesine yoğun bir coşku seli yaşandı ki televizyonlardaki reklamların adeta hepsi milli takım temalı şarkı ve videolarla doldu taştı.
Bizler bu doğrultuda kendimizi bu organizasyonun en büyük ve en başarılı takımı olarak görmeye başladık.
Sonunda beklenen gün geldi. Pazar günü erken saatlerde bizler de milyonlar gibi televizyonların başında yerimizi aldık. Bir çoğumuz uykusunu açmaya çalışırken bazıları da 90 dakika boyunca maça adapte bile olamadı.
Dünya kupasında ilk rakibimiz Avustralya oldu. Rakibimiz spor otoritelerince dünyanın futbol merkezi Avrupa'ya göre daha zayıf oynayan bir ekip, kimilerine göre de gizemli bir oyuna sahip olan rakibin sahada neler yapabileceğinin belli olmamasıydı.
Maç başladı, bütün Türkiye tek yürek! Pür dikkat maçı izliyoruz. Benim şahsi değerlendirme göre Avustralya oynadığı Avrupai futbolla gayet iyi, oldukça başarılı ve çetin ceviz bir rakip çıktı. Zira rakip bunu 27. dakikada kalemize gönderdiği topla açık şekilde gösterdi.
Millilerimiz bir hayli yoğun uğraşmasına, topa daha fazla sahip olmasına rağmen, kaleye daha çok giderek daha çok gol pozisyonuna girerek durumu önce beraberliğe, sonrasında da galibiyete çevirerek iyi bir başlangıç yapma fikrindeydi. Bu düşünceyle 45 dakikayı tamamlayarak ilk yarıya girildi.
Hep birlikte dedik ki, soyunma odasında gerekli önlemler alınır, değerlendirmeler yapılır, galibiyetin imkansız olmadığı bu maçtan en azından 2-1 üstün ayrılırız. Böylece aynı heyecanla ikinci yarıya başladık. Ama bu yarıda da istediğimiz olmadı. Biz ısrarla gol ararken rakip 75. dakikada sürpriz bir şekilde ikinci golü buldu. Umutlarımız yerle bir oldu. Çünkü herşeyin sırrı sanki "iyi bir başlangıç yapmak" idi. Olmadı, maç bu skorla bitti.
Evet, istediğimiz olmadı, iyi bir başlangıç yapamadık. Umutları sonraki maça bıraktık. Ancak sanki eksik bir şeyler vardı. Sanki bir adaptasyon eksikliği, öz güven zayıflığı, motivasyonsuzluk mu vardı bilemiyorum. Ancak kesin olarak bir şeyler eksikti. Milyonlarca Türk insanı tam teşekkül adapte olurken acaba oyuncular mı bu özgüveni sağlayamadı. Dünya sıralamasında başarı listesine giren onca oyuncumuz neden etkisiz kaldı.
Neyse!... Elbette kolay değil ama belki bir şeyler olur, silkeleniriz de guruptan çıkarız. Ancak ABD, Paraguay da boş takımlar değil. Bizler 20 Haziran 2026 cumartesi günü aynı ruhla, aynı motivasyonla ekranların karşısında Paraguay maçında takımımızı destekleyeceğiz. Acaba bu büyüklük konusunda biz mi çok abartıyoruz yoksa kendimizi mi kandırıyoruz bilemiyorum. Biz yine de Milli Takımımızı destekleyeceğiz bakalım oyuncularımız bizi destekleyecekler mi, yoksa 24 yıllık hevesi boş bir şekilde geçiştirip gidecek miyiz, izleyip göreceğiz.
