Şu güzel ülkemizde güzel ahlâkı bir türlü sağlam olarak inşa edemedik. Ülkemiz güzel, dinimiz güzel, insanlarımız güzel ama ahlâk konusunda nedense hep sınıfta kalıyoruz.
Bizim insanlarımız her şeyde, her ortamda fırsatçılığı ön planda tutuyorlar. Evet, içinde bulun-duğumuz olumsuz ekonomik şartlardan dolayı bazen gerekse de bizler her konuda bunu hiç düşünmeden, hiç acımadan, haram helal demeden, diğer insanları düşünmeden güzel ahlâğımızı fırsatçılığa kurban ediyoruz.
Gelin şöyle bu konulara bir göz atıp zihin muhasebesi yapalım...
Bizler koronada maskeyi karaborsada, dezenfekteni bakanlık saltanatıyla iki katı fiyatla yurt dışından getirten insanlar değil miyiz?
Koca ülke pandemiyle boğuşurken bazıları üç kuruş maskeden fazla kazanacağım derken bazıları da bakanlık makamını kullandı.
Getirdiği dezenfekteni iki üç katı yüksek fiyata devlete satmanın dolayısıyla vurgun yapmanın derdine düşmüşlerdi. Elbette tarihin sayfalarında yerlerini aldılar.
Bayram pazarında milletin ihtiyacı olan ürünleri astronomik fiyata çıkarıp malı kökten götürmek bizim işimizdir.
Bir bayram arefesinde hatırlıyorum bu memlekette hıyar karaborsaya düşmüştü.
Bir zamanlar hatırladığı olayda araçlarda kullanılan “kar zinciri” afaki fiyatlara satılmıştı. Biraz fazla kar yağdı, yollarda sıkıntı yaşandı. Trafik ekipleri zorunlu koşunca aracın bagajında yüksek fiyatlara araç zincir satıldı.
Yine pandemi dönemine rastlayan günlerde otomobil karaborsaya satıldı. Şaka değil!... O zamanlarda üçyüz beşyüz bin lira olan araçlar (ki bir o zamanlar hayli iyi paralardı bu rakamlar) peynir ekmek gibi, sıraya girerek satılmıştı.
Ne garip değil mi?
Nedense bir kurban bayramı alışverişinde haliye gelen giden, yemeklik kahvaltılık bir şeyler alınacak. Gezindik çarşı pazarı, diğerleri biraz yüksek olsa da “hıyar” yani salatalık az olması sebebiyle üç dört katı fiyata satılıyor. Bir yerde az miktarda bulduğumda o günün parasıyla 80 lira istediler. Pahalı diye almadım, kenara çekildim. Benden sonra gelen birisine 100 lira dedi, adam da ne var ne yok topladı gitti. Bu nasıl bir zihniyettir!...
Malum yarın Kurban Bayramı! İki gün önceki cumartesi şöyle bir bakınalım diye hayvan pazarını gezdik. Kurbanlık küçükbaş fiyatları 20-35 hatta 40 bin liralarda geziyor. Normal zamanda abartmadan en az yüzde 30 altına zor satılıyor. Garip geldi bana... İnsan kızıp “kesmeyeyim” diyebilse inanın yarı fiyata olmasa da çok yakın fiyatlara müşteri ararlar. Bir dini vecibe için de böyle fırsatçılığa ne demeli?...
Pazarda gezerken bir tanıdık denk geldi. Ayak üstü sohbette fiyatların çok yüksek olduğuna değindi. Ben de “normal artık olacak o kadar” dedim. Bana verdiği cevapta; “Abim, aldığın kurbanlığı kiloya vurup hesapladın mı 2 bin, 2 bin 500 liraya kadar çıkıyor kilo fiyatı. Ama kurban diye mecbur kalıyoruz. Oysa kasaba gitsen 700-800 liraya istediğin kadar kuzu etini alabiliyorsun, NEDİR BU YAHUUU!...” dedi. Valla baktım, düşündüm, hesap ettim. Rakamları biraz abartsa da maalesef dedikleri doğru...
Bu liste böylece uzar gider. Bizdeki fırsatçılar fırsatları değerlendirmeye devam eder. Ama insanlık, ahlâk, kul hakkı... Onun ne önemi var ki!...
Diyorum ya!... Bu ülkede hangi ürüne, hangi hizmete talep artsa fırsatçılığı hiç kimseye kaptırmıyoruz. Gerçekten biz neden böyleyiz?...
