Avni Erdal Sarıoğlu
Köşe Yazarı
Avni Erdal Sarıoğlu
 

DÜNYAYA KAFA TUTUYORUZ

Bir insan 24 yıl görmediği anasına babasına, akrabasına kavuştuğunda nasıl coşkuyla sevinir. Ya 24 yıl okuyup iyi bir meslek sahibi olan birisi nasıl sevinçten gururlanır. Elbette çok büyük bir duygu selinin yaşanmasına vesile olur. Öyleyse 24 yıldır beklenen Dünya Kupası heyecanına niye bu kadar motivasyonsuz bir ekiple katılıp neden ruhsuz bir anlayışla sahada öylesine zaman geçirdik? Evet, aynen de böyle oldu. Bütün Türkiye özellikle Milli Takımı destekleyen, yücelten reklamlarla havalara yükseltirken, hatta daha ileriye gidip "24 Yıl Sonra Dünyaya Kafa Tutuyoruz" gibi ifadeler kullanırken bizim sevgili oyuncularımız sahada ne yapıyor? Sadece dolanıyorlar!... İşin gerçeği biraz ağır kaçar diye bu "ruhsuzluk" cümlesini kullanmak istemesem de maalesef başka bir ifade şeklini bulamıyorum. Ruhsuzluk!... Dünya Kupası organizasyonunun altındaki başarısızlığın tek sebebi bence ruhsuzluktur. Bakınız, katılın ya da katılmayın ama benim fikrime göre takımımızdaki oyuncuların büyük bir bölümü Avrupa'da oynuyor. Tabii ki milli ruha sahipler ama maalesef bunu sahaya yansıtmakta sıkıntı çektiler. Örneğin futbolun "f"si ile hiç adını duymadığımız Fildişi Sahili, Almanya karşısında yenilse de öylesine mücadele etti ki; gerçekten şaşırdım kaldım. Ama bizim oynadığımız 2 maçta da böylesine bir mücadeleye şahit olamadık. Şimdi biraz da temel doğru inelim. Ülkemizdeki Süper ligde genellikle büyük takımlarda neredeyse takımın tamamı yabancı oyunculardan oluşuyor. Sanırım Futbol Federasyonu elinden gelse takımın tamamıyla yabancılarla oynamasını serbest bırakacak. İlk mantıkla takımda bir kaç yabancı oyuncu oynasın, aynı zamanda dünyanın farklı futbol sistemlerine, ekolünün yabancı kalmayalım diye böyle bir yola başvuruldu. Sonradan bu sayı 7 kişiye çıkarılınca işin suyu çıktı. Ancak bu sınır da delinince neredeyse takımın kadrosunu yabancılardan kurmaya başladık. Artık sahada bizim takımımız değil de başka bir takım oynuyor gibi geldi. Bir de karşı takım da aynı anlayışla yabancıları doldurduysa ülkemiz liglerinde adı yerli kendisi yabancılardan oluşan bir lig futbolumuza hakim hale geliyor. Bu sorunu iyi değerlendirip ona göre çözümler bulmalıyız. Bu konuda benim acizane önerilerim şunlardır; 1- TFF Başkanı ülkeye dönünce istifa etmelidir. 2- Yeni ve bağımsız bir federasyon başkanı seçilmeli ama bu da gerçek anlamda 4 büyük takımın ve diğer takımların da müdahale edemeyeceği birisi olmalıdır. 3- Ülkemiz futbolunda yabancı oyuncu sayısı acilen 4'e, hatta 3'e düşürülmelidir. Bu sayıya istisnasız uyulmalıdır. 4- Türk Milli Takımı sil baştan yeniden oluşturulmalı, oyuncular şımarmayacak, burnu havaya kalkmayacak genç yeteneklerden oluşmalı, başına da kesin olarak bir Türk hoca getirilmelidir. 5- Bu takım gerekirse liglerden bağımsız olarak adeta ayrı bir takım gibi birlikte hazırlıklar yapabilmelidir. Ki başarı böyle sağlanır diye düşünüyorum. Yoksa hep böyle heveslenip heveslenip boynu bükük kalmaya mahkum olacağız.
Ekleme Tarihi: 26 Haziran 2026 -Cuma

DÜNYAYA KAFA TUTUYORUZ

Bir insan 24 yıl görmediği anasına babasına, akrabasına kavuştuğunda nasıl coşkuyla sevinir. Ya 24 yıl okuyup iyi bir meslek sahibi olan birisi nasıl sevinçten gururlanır.
Elbette çok büyük bir duygu selinin yaşanmasına vesile olur. Öyleyse 24 yıldır beklenen Dünya Kupası heyecanına niye bu kadar motivasyonsuz bir ekiple katılıp neden ruhsuz bir anlayışla sahada öylesine zaman geçirdik?
Evet, aynen de böyle oldu. Bütün Türkiye özellikle Milli Takımı destekleyen, yücelten reklamlarla havalara yükseltirken, hatta daha ileriye gidip "24 Yıl Sonra Dünyaya Kafa Tutuyoruz" gibi ifadeler kullanırken bizim sevgili oyuncularımız sahada ne yapıyor? Sadece dolanıyorlar!...
İşin gerçeği biraz ağır kaçar diye bu "ruhsuzluk" cümlesini kullanmak istemesem de maalesef başka bir ifade şeklini bulamıyorum.
Ruhsuzluk!...
Dünya Kupası organizasyonunun altındaki başarısızlığın tek sebebi bence ruhsuzluktur.
Bakınız, katılın ya da katılmayın ama benim fikrime göre takımımızdaki oyuncuların büyük bir bölümü Avrupa'da oynuyor. Tabii ki milli ruha sahipler ama maalesef bunu sahaya yansıtmakta sıkıntı çektiler. Örneğin futbolun "f"si ile hiç adını duymadığımız Fildişi Sahili, Almanya karşısında yenilse de öylesine mücadele etti ki; gerçekten şaşırdım kaldım. Ama bizim oynadığımız 2 maçta da böylesine bir mücadeleye şahit olamadık.
Şimdi biraz da temel doğru inelim.
Ülkemizdeki Süper ligde genellikle büyük takımlarda neredeyse takımın tamamı yabancı oyunculardan oluşuyor. Sanırım Futbol Federasyonu elinden gelse takımın tamamıyla yabancılarla oynamasını serbest bırakacak. İlk mantıkla takımda bir kaç yabancı oyuncu oynasın, aynı zamanda dünyanın farklı futbol sistemlerine, ekolünün yabancı kalmayalım diye böyle bir yola başvuruldu. Sonradan bu sayı 7 kişiye çıkarılınca işin suyu çıktı. Ancak bu sınır da delinince neredeyse takımın kadrosunu yabancılardan kurmaya başladık. Artık sahada bizim takımımız değil de başka bir takım oynuyor gibi geldi. Bir de karşı takım da aynı anlayışla yabancıları doldurduysa ülkemiz liglerinde adı yerli kendisi yabancılardan oluşan bir lig futbolumuza hakim hale geliyor.
Bu sorunu iyi değerlendirip ona göre çözümler bulmalıyız. Bu konuda benim acizane önerilerim şunlardır;
1- TFF Başkanı ülkeye dönünce istifa etmelidir.
2- Yeni ve bağımsız bir federasyon başkanı seçilmeli ama bu da gerçek anlamda 4 büyük takımın ve diğer takımların da müdahale edemeyeceği birisi olmalıdır.
3- Ülkemiz futbolunda yabancı oyuncu sayısı acilen 4'e, hatta 3'e düşürülmelidir. Bu sayıya istisnasız uyulmalıdır.
4- Türk Milli Takımı sil baştan yeniden oluşturulmalı, oyuncular şımarmayacak, burnu havaya kalkmayacak genç yeteneklerden oluşmalı, başına da kesin olarak bir Türk hoca getirilmelidir.
5- Bu takım gerekirse liglerden bağımsız olarak adeta ayrı bir takım gibi birlikte hazırlıklar yapabilmelidir. Ki başarı böyle sağlanır diye düşünüyorum.
Yoksa hep böyle heveslenip heveslenip boynu bükük kalmaya mahkum olacağız.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.