Hayatın gerçeklerini aktardığımızda, söylediğimizde, yazdığımızda bizleri felaket tellalı olarak adlandırıyorlar. Sanki sorumlusu bizlermişiz gibi suçluyorlar. Ancak gerçeklerden kaçmak ve saklamak maalesef sorunu çözmüyor.
Savaşlar, hastalıklar, yoksulluklar ve her türlü kötülükler kapımızda. Adeta her bir tarafımız kötü gelişmelerle sarılmış gibi...
Hemen yanımızda bir Amerika-İran kaosu var. Saçma sapan sudan bahanelerle ABD İran’a saldırmak istiyor. Bunları yaparken hem tehdit ediyor hem de komşu ülkeleri de tedirgin ediyor. İşin aslına baktığımızda ise aslında konunun çok önemli olmadığı da ortaya çıkıyor. Sağolsunlar bizim ulusal basın kuruluşları da her gün programlarına konukları çağırarak “ABD İran’a saldıracak mı, ne zaman saldıracak, bu gece operasyon yapacak mı?” gibi saatlerce aynı konuyu saatlerce konuşuyorlar.
Başka bir tarafta ise birileri hiç yorulmadan ve sürekli olarak bağırıyor.
“Salgın hastalıklar geliyor” diye kaos ve psikolojik baskılar süregelmektedir. Dünya bilindiği gibi çok büyük ve korkunç bir Corona olayı yaşandı. İnsanlar evlerine hapis oldu. Şakası bir tarafa 50 binler bu salgına kurban verildi. Bu sebepledir ki insanlara “salgın hastalık” deyince akan sular duruyor. Ne diyelim, yalan da değil!...
Depremler, tayfunlar, seller, yangınlar, yoğun ve seri olarak yaşanıyor. Bizde depremler, Uzakdoğu’da seller, Amerika ve çevresinde tayfunlar, fırtınalar, kasırgalar ve daha nice karışık olaylar oluyor. Bizler depremlerden tedirgin olsak, korksak da onların yaşadıkları da az değil...
Ekonomiye bakıyoruz; bambaşka bir gerçek yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Kardeşim, çarşı pazar ateş pahası!... Marketlerde fiyatlar otomatiğe bağlanmış, günlük ve haftalık olarak tıkır tıkır yükseliyor. Pazarda akıl almaz fiyatlar dar gelirlinin canına tak ediyor.
Şöyle fiyatları özetle sıralayalım. Biber 200, domates 100, salatalık 130, limon 120, ıspanak 70 liralarda geziyor. Çalışan ve emekli, “Aldığımız maaş farkı misliyle eridi gitti” diyor. Pazara gittiğinizde elinizdeki iki-üç poşet 700-800 liradan aşağı düşmüyor. Yani dört başı mahmur bir pazar alışverişiniz kısadan 4-5 bin liraya çıkıyor. Bunun elektrik, su, gaz, kira, market, okul masraflarını, temizlik malzemelerini saydığınızda, “NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ” diye bir soru ortaya çıkıyor.
Yani açıkçası bir çok insanın gelecekten umudu kalmadı. Sosyal olsun, siyasi olsun, ekonomik olsun geleceğimiz pek parlak değil. Bazı konularda kimileri krallar gibi yaşarken, bazıları da evine ekmek götürmek için kırk takla atıyor. Gerçekten de ister istemez soruyoruz, Ne olacak bu memleketin hali, diye!...
