Geçenlerde bir tanıdık işyerimize uğradı, bir kaç hal hatır muhabbetinden sonra; "Yaw İstanbul'a gitmişsin, hiç haberimiz olmadı. Eminönü'de balık yemişsinizdir, bir de yolda güzel bir restoran açıldı, oraya da uğramışsınızdır" dedi. "Evet uğradık" dedim. "Hiç haberimiz olmadı" dedi. Ben de safiyane şekilde; "Nasıl olacak ki?" dedim. O da. "Sosyal medyaya falan koymadın sanki, seni takip ediyorum, oralarda göremedim" dedi. "Ben o tür şeyleri, gezdiğim yerleri, yediklerini, yemek masalarını asla paylaşmam, bana sanki görgüsüzlük gibi geliyor" dedim, dudaklarını büktü gitti...
Bu konularda geçmiş zamanlarda da bir iki yazı yazmıştım. Böyle şeyler bana yanlış geliyor. Zira vatandaş piknik alanında yakmış mangalı, etleri tavukları kiraz gibi kızartmış veyahut saca atmış bolca kuzu kuşbaşıları, cızıl cızıl kavuruyor. Tüm açılardan çekmiş fotoğraflarını, "PİKNİKTEYİZ!"... Bazen de evde döşemiş masayı tam teşekküllü, herkese de "buraya bakın!" deyip bastığı gibi telefonun tuşuna, "DOSTLARLAYIZ" yazıp atmış sosyal medyaya!...
Ya da çocuğunun doğum günü, yine masa Döşenmiş, pastalar, börekler, kekler, içecekler; "Paşamın doğum gününden kareler, misafirlerimizle çok eğlendik!"...
Çok güzel abi, doğum gününü kutla, mangal keyfi yap, dostlarını ağırla kime ne abiii. Sen mangal yakıyorsun, çoğu kişinin alıp da yapamayacağı etleri pişirip yiyorsun kime ne bundan. Dostlarını evine misafir ediyorsun, yemekler ikram ediyorsun, çok güzel bir şey. Eşe dosta da duyurmanda da bir sıkıntı yok! Ya da çocuğunun doğum gününü kutluyorsun, dostlarını, çocuğunun arkadaşlarını da davet ediyorsun. Bu da çok güzel bir şey. Fotoğraflarınızı da bir anı olarak çekip paylaşıyorsun ancak masada yiyecekler, ellerde bardaklar ne gerek var bunlara?...
Toplum olarak çok garip bir hal aldık. Neredeyse görgümüzü, tevazumuzu, edebimizi, hayamızı hatta bir bakıma insanlığımızı kaybettik. Neden bunları korumaya, sürdürmeye, çaba harcamıyoruz ki?
Markette bir paket kahve en fazla 80-100 lira iken ve bu paketten en az 20-30 kişilik kahve yapılıp içilebilecekken (bir yıl önce falan en son duyduğum fiyata göre) 150-200 liraya bir fincan kahve içmek zenginlik midir, marifet midir yoksa gösteriş midir? Tabii ki bunun şartı da kahveni eline alacaksın, üzerindeki o kafenin ismini de ön tarafa çevireceksin ya da o işyerinin tabelası görünecek şekilde fotoğrafını çekip sosyal medyaya veya hikayene atacaksın. Bunun anlamı nedir, hava atmak mı,görgüsüzlük mü nedir yani!... Ama bir taraftan da bana aptallık gibi geliyor. Çünkü yukarıda belirttiğim gibi bu gösteriş için en az 20 kişinin kahve içebileceği paraya bu hava için bir kahve içip gururlanarak oradan ayrılıyorsun. Havamız bassın!...
Halk arasındaki bir sözde "sevap da gizli, kabahat da" derler ya!... Bana göre de öyle olması lazım. Hiç kimsenin yediği, içtiği, gezdiği kimseyi ilgilendirmez. Ancak yediklerini göstermek, paylaşmak biraz görgüsüzlüğe girer diye düşünüyorum. Bir çok kişi de öyle düşünüyordur: zaten görgüsüzlük. Ama bunları yapıp yapmamak size bağlı. Çünkü bu görgü SİZLİK!....
