Hatay escort Sex hikayeleri Sikiş hikayeleri porno ize

Vadi Dalkılıç
Köşe Yazarı
Vadi Dalkılıç
 

ADLİYE ANILARI HALİL AĞA VE İSTANBUL’LU AVUKAT

         2000’li yıllara birkaç yıl kala Uşak Adliyesinde yaşadığım, yanlış ve aceleci yorumla Halil Ağabey (Namı diğer Halilağa) olarak andığımız bir icra memuru dostumuzun nasıl başı ağrıdığını/ağrıtıldığını anlatan anımı paylaşmak istiyorum.            Esasen kelimelerin iyi niyetle başlayan bir cümlenin nasıl yanlış anlamalara yol açabildiğini ve dikkatli olunması gerektiğini de gösteren anımız Uşak 1.İcra Dairesinde geçmekte.          Saf ve temiz kişilikli Halil bey’in yaşam tarzını yıllardan beri biliyoruz, dini vecibelerini gördüğümüz kadarı ile çok da harfiyen yerine getirememekte, her zaman namaza gidememekte ancak Cuma namazına çok ama çok önem verirdi. Özellikle Cuma günleri evine gider, gusül abdesti dahi alır, kış mevsimi sebebiyle 12.30 sularında Cuma namazına giderdi.         Yine kış mevsimi bir Cuma günü, saat 12.00'ye birkaç dakika kalmış, artık öğle arasına girilmekte iken İcra memurumuz Halil bey her zamanki gibi tertip ve düzeni ile masasını toplamıştı. Sadece ben ve Halil bey vardı dairede, diğerleri Cuma günü de olması nedeniyle yemek veya Cuma namazı amacıyla çıkmıştı daireden. Ben de incelediğim dosyalarımı yerine koydum, tam Halil bey ile beraber çıkacakken bankonun önünde uzun saçlı, deri montlu bir kişi belirdi. Biraz havalı bir eda ile Avukat olduğunu, İstanbul’dan geldiğini, haciz talimatı getirdiğini, hacze gitmek istediğini söyledi. O yıllarda icralardan randevu alınması uygulaması yoktu. Halil bey Avukatın tavrı ve bir anlamda soğuk davranışı sonrasında bir bana baktı, bir İstanbul’dan gelen Avukat beye baktı, bir saatine baktı ve uzun saçlı, deri montlu Avukat beye hitaben aynen ve öğüt verircesine “Avukat bey sen şimdi git güzelce bir abdest al, Cuma namazına git, namazını güzelce kıl, ondan sonra saat 13.30’da gel, hacze gidelim” dedi. Aslında Halil bey kendi yapacaklarını sıralıyordu. Evine gidecek, güzelce abdest alacak, Cuma namazına gidecek, güzelce namazını kılacak ve mesaisine tekrar devam edecekti. Halil beyin demek istediği aslında kısaca şu anda mesai bitti, saat 13.30’da gelin cümlesiydi. Böyle dese Avukat beyin diyecek sözü yoktu, tamam deyip dönecekti. Bu cümle üzerine Avukat bey son derece sert bir algılama ve tepki ile “sen ne diyorsun, sen benim haczime gitmek için Cuma namazına gitme şartını mı ileri sürüyorsun, Başsavcı’nın odası nerde?” dedi ve bana dönerek “siz de şahitsiniz dediklerine” diye hitap etti. Ben Halil beyin ne demek istediğini anlatmak istesem de hışımla 3.kata Başsavcı beye gitti. Biraz sonra Başsavcılıktan gelen telefon ile Halil bey Başsavcının yanına gitti, dönüşünde morali çok bozuktu. Ben bir sorun olursa senin gerçek niyetinin ne olduğunu söylerim merak etme dediysem de moraller bozulmuştu, olayı anlattık arkadaşlarına, çok gülündü. Sonrasında başka bir icra memuru ile öğleden sonra İstanbul’lu Avukat beyin haczine gidilmiş, ama iş işten geçti, hatırlar kırıldı. Halil bey eğer “arkadaş şu an saat 12.00 mesai bitti, 13.30’da gelin” dese bir şey olmayacak,Avukat beyin de diyecek bir şeyi olamazdı.             Dün Halil bey 20 yıl önce emekli olduktan sonra ilk defa geldi büroma, ağırladık. Uşak Derbent köyünde bal üretimi yapıyormuş, bal aldık, çok da güzel balı. Avukatlığa ilk başladığımız dönemlerde çok yakın ilgisine ve emeklerine teşekkür ediyoruz, sağlıklı uzun ömür diliyoruz… Cumartesi, 14.11.2020
Ekleme Tarihi: 25 Kasım 2020 - Çarşamba

ADLİYE ANILARI HALİL AĞA VE İSTANBUL’LU AVUKAT

         2000’li yıllara birkaç yıl kala Uşak Adliyesinde yaşadığım, yanlış ve aceleci yorumla Halil Ağabey (Namı diğer Halilağa) olarak andığımız bir icra memuru dostumuzun nasıl başı ağrıdığını/ağrıtıldığını anlatan anımı paylaşmak istiyorum.
           Esasen kelimelerin iyi niyetle başlayan bir cümlenin nasıl yanlış anlamalara yol açabildiğini ve dikkatli olunması gerektiğini de gösteren anımız Uşak 1.İcra Dairesinde geçmekte.
         Saf ve temiz kişilikli Halil bey’in yaşam tarzını yıllardan beri biliyoruz, dini vecibelerini gördüğümüz kadarı ile çok da harfiyen yerine getirememekte, her zaman namaza gidememekte ancak Cuma namazına çok ama çok önem verirdi. Özellikle Cuma günleri evine gider, gusül abdesti dahi alır, kış mevsimi sebebiyle 12.30 sularında Cuma namazına giderdi.
        Yine kış mevsimi bir Cuma günü, saat 12.00'ye birkaç dakika kalmış, artık öğle arasına girilmekte iken İcra memurumuz Halil bey her zamanki gibi tertip ve düzeni ile masasını toplamıştı. Sadece ben ve Halil bey vardı dairede, diğerleri Cuma günü de olması nedeniyle yemek veya Cuma namazı amacıyla çıkmıştı daireden. Ben de incelediğim dosyalarımı yerine koydum, tam Halil bey ile beraber çıkacakken bankonun önünde uzun saçlı, deri montlu bir kişi belirdi. Biraz havalı bir eda ile Avukat olduğunu, İstanbul’dan geldiğini, haciz talimatı getirdiğini, hacze gitmek istediğini söyledi. O yıllarda icralardan randevu alınması uygulaması yoktu. Halil bey Avukatın tavrı ve bir anlamda soğuk davranışı sonrasında bir bana baktı, bir İstanbul’dan gelen Avukat beye baktı, bir saatine baktı ve uzun saçlı, deri montlu Avukat beye hitaben aynen ve öğüt verircesine “Avukat bey sen şimdi git güzelce bir abdest al, Cuma namazına git, namazını güzelce kıl, ondan sonra saat 13.30’da gel, hacze gidelim” dedi. Aslında Halil bey kendi yapacaklarını sıralıyordu. Evine gidecek, güzelce abdest alacak, Cuma namazına gidecek, güzelce namazını kılacak ve mesaisine tekrar devam edecekti. Halil beyin demek istediği aslında kısaca şu anda mesai bitti, saat 13.30’da gelin cümlesiydi. Böyle dese Avukat beyin diyecek sözü yoktu, tamam deyip dönecekti. Bu cümle üzerine Avukat bey son derece sert bir algılama ve tepki ile “sen ne diyorsun, sen benim haczime gitmek için Cuma namazına gitme şartını mı ileri sürüyorsun, Başsavcı’nın odası nerde?” dedi ve bana dönerek “siz de şahitsiniz dediklerine” diye hitap etti. Ben Halil beyin ne demek istediğini anlatmak istesem de hışımla 3.kata Başsavcı beye gitti. Biraz sonra Başsavcılıktan gelen telefon ile Halil bey Başsavcının yanına gitti, dönüşünde morali çok bozuktu. Ben bir sorun olursa senin gerçek niyetinin ne olduğunu söylerim merak etme dediysem de moraller bozulmuştu, olayı anlattık arkadaşlarına, çok gülündü. Sonrasında başka bir icra memuru ile öğleden sonra İstanbul’lu Avukat beyin haczine gidilmiş, ama iş işten geçti, hatırlar kırıldı. Halil bey eğer “arkadaş şu an saat 12.00 mesai bitti, 13.30’da gelin” dese bir şey olmayacak,Avukat beyin de diyecek bir şeyi olamazdı.
            Dün Halil bey 20 yıl önce emekli olduktan sonra ilk defa geldi büroma, ağırladık. Uşak Derbent köyünde bal üretimi yapıyormuş, bal aldık, çok da güzel balı. Avukatlığa ilk başladığımız dönemlerde çok yakın ilgisine ve emeklerine teşekkür ediyoruz, sağlıklı uzun ömür diliyoruz…
Cumartesi, 14.11.2020
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.