Hatay escort Sex hikayeleri Sikiş hikayeleri porno ize

Avni Erdal Sarıoğlu
Köşe Yazarı
Avni Erdal Sarıoğlu
 

BUGÜN 7 MAYIS

1998'in 7 Mayıs'ından bu yana 26 yıl geçti. Tam 26 yıl önce kaybettik babamızı. O bizim babamızdan çok, ne mutlu ki bugünlere ulaşan Yeşil Banaz gazetemizin babasıydı. O, gerçekten şu küçük ilçemizdeki garibanların, öksüzlerin de babasıydı. Tarihler çok eskileri gösterdiğinde gelmiş, yerleşmiş Banaz'a. Bizden önce sevmiş, sahiplenmiş hatta bir çoklarından daha çok Banazlı olmuş bu güzel ilçede. Bazıları "yabancı" gibi görse de umursamamış onları. İlk geldiğinde şimdiki zamanlar "avukat" olarak bildiğimiz ama o zamanların mahkemelerine avukat gibi giren dava vekilliği yapmış yıllarca. Bu işi de başarıyla, hakkını vererek yapmış. Ki kendisinin vefatından 26 yıl sonra bile, "Yaaaa!.. Sarıoğlu Avkat bizim davamıza girmişti. Hasımlarımız çok tanınan, meşhur avkat tutmuşlar, biz de gittik, derdimizi anlattık. Ben bu davayı kesin kazanırım dedi ve dediği gibi de kazanırdı. Karşısında büyük şehirlerden gelen avkatlar bile şaşırır kalırdı" diye anlatırlar. Sonrasında hukukla içiçe olmasından ve memlekete ihtiyaç görmesinden dolayı gazete çıkarmaya başlamış. O zamanlar cennet köşesi gibi yemyeşil olan ve yeni ilçe olan bu güzel yerdeki gazetesinin adını "Yeşil Banaz" koymuş. Yıllarca çevre illerde basımını yaptırmış. Gün olup devran dönünce gazeteyi kendisinin basma zorunluluğu doğmuş. Henüz çocukluğumu yaşadığım yıllarda Banaz'da  matbaayı da hizmete sunmuş. Bizler yavaştan girdiğimiz matbaacılık mesleğine pir girmişiz ki zaman içinde çıkmak istesek de bir türlü çıkamamışız artık. Esasen bu işi; gazeteciliği, matbaacılığı seviyoruz ancak gerçekten zor ve meşakkatlı bir iş olmasından dolayı çok sıkıntı çektiğimiz zamanlarda bırakmakta aklımızdan geçmedi değil yani. Ama üzerimize değil, sanki yüreğimize yapışan bu işi bırakmak bir türlü nasip olmadı işte. Tarihler 7 Mayıs 1998'i gösterdiğinde yani 26 yıl önce tam da bugün kaybettik babamızı. Allah gani gani rahmet eylesin diyoruz. Bu zorlukları yaşarken zaman içinde matbaacılığı ve gazeteyi beraberinde yürütmeye çalıştık. Hatta gün geldi babamızın vefatından beri gazetemizin yazı işleri müdürlüğünü üstlenen ağabeyim Erkin Sarıoğlu’na dedim ki; "Bu gazeteyi kapatalım. Hem çok uğraşı gerektiriyor hem de para kazanmıyor. Üstelik birileri çıkıyor kendi çıkarı olan durumları niye haber yapmıyorsunuz diye hesap soruyor, bazıları da yaptığımız haberler kendisine dokununca böyle haber mi olur diyor" dedim. O da bana; "Bu gazete babamızın sadece bize değil Banaz'a ve Banazlılara da mirası. Bir şekilde yaşatabildiğimiz kadar yaşatmaya çalışalım" dedi. Elbette dinledik sözünü ve bu düşüncenin ardından da 16-17 sene geçti. Bizler de bu gayretle şükür ki yarım aşırı aşarak 57. yıllara ulaştık. Bu arada şu bilgiyi de paylaşmam gerektiğini düşünüyorum. Banaz'ın medarı iftiharı Yeşil Banaz Gazetesi aslen 1955 yılında yayınlanmaya başlamıştır. Yani 1953 yılında Banaz kasabası ilçe olmuş, akabinde rahmetli babam Yusuf Sarıoğlu bir yıl sonrasında Eşme'den Banaz'a gelerek dava vekilliğine başlamış. Sonraki yıllarda da ilk gazeteyi çıkarmaya başlamış. Çok iyi hatırlarım babamın çekmecesinde bulduğum Yeşil Banaz Gazetesi adına "1955" ibaresinin olduğu bir yuvarlak mühürü halâ saklarım. Ancak yıllar sonra gazetenin ilk çıkış tarihini, arşivlerini araştırmaya başladım. Gazete için resmi makamlara verilen başvuru dilekçesine 3 Ekim 1967 yılı olarak ulaşabildim. Dolayısıyla da gazetenin ilk çıkış tarihini bu tarih itibariyle kayıtlara geçirmek zorunda kaldık. Yani bu gazete gayriresmi olarak ilk 1955 yılında çıkmış ve bugün itibariyle 69 yaşına ulaşmış. Kanımca ilk çıkış kayıtlarına ulaşmış olsam bu, ülke çapında 70'li yaşlara ulaşan bir yerel gazete olarak tarihe geçecek değerde olacaktı. Yaşadığımız süre içerisinde ilçemizde de çok sayıda gazete çıkarıldı. Kimisi kazancı olmadığı için, kimisi zorluklarına katlanamadığı için kimisi de diğer sorumluluklardan dolayı gazetelerini yaşayamadılar. Gerçekten zor iş bizimkisi. Matbaa olarak çok büyük hassasiyet isteyen, ağır sorumlulukla, denetim altındaki bir meslek olurken gazete olarak da hem vicdani hem de mesleki sorumlulukları çok ağır olan ayrıca yine sıkı denetimlere tabi olan bir mesleğin mensubuyuz bizler. Tahminim odur ki yerel gazeteler olarak bizim neslimizden sonrası da olmayacak gibi... Bunları anlatırken yeniden rahmetli babama dönmek istedim. Babam tüm Banazlılara yardım etmeyi, ayrıca garibanlara önayak olmayı, Banaz için yapılacak her işe öncülük etmeyi, insanlar arasındaki küskünlüklere, dargınlıklara aracılık yapıp barıştırmayı prensip edinmişken bu gelişme, yenilenme prensibini nedense işletmesinde pek uygulamazdı. O yıllarda matbaada ve gazetede yenilenme çabasında bir türlü babamı ikna edemedim. Matbaayı ofsete dönüştürerek teknolojiye ayak uydurma girişimlerim çoğu kez boşa çıkmıştı. Yıllarca eski sistem kurşun harflerle gazete dizme külfetinden kurtulamadık. Daha önceleri eski sistem de olsa otomatik bir makina aldırma girişimlerim hep boşa çıkmıştı. Sonradan mecbur kalınca bu hayali gerçekleştirerek yıllarca kağıtları elimizle koyup alarak baskı yapmaktan zor kurtulduk. Gün oldu, devran döndü ofset baskı sistemi yaygınlaşmaya başladı. "Baba, gel bir ofset makina alalım. Hadi diğer matbaa işlerini geçtim de gazeteyi bilgisayarda hazırlamamız basmamız falan da çok kolay olacak. Yapalım şu atılımı" dememe rağmen ikna edemedim. Artık son demine geldiğinde ondan habersiz girişimde bulunarak geceleri uykularımı kaçıracak ofset makina alma hayalini arabayı satarak, büyük borçlara girerek gerçekleştirdim. Artık gazetemizi bastığımız matbaamızda ufak tefek de olsa bir ofset makinaya sahip olmuştuk. Ara sıra renkli baskılar da yapmayı başarmıştık. Hiç unutmam bir keresinde renkli bir kitap kapağı basıyorduk. İlçedeki bir fabrika sahibi gelmişti. Renkli baskı yaparken babam kendisini makinanın yanına getirip ellerini arkaya bağlayarak yapılan baskıyı göstermişti. "Eee napacaksın, mecburen teknolojiye ayak uydurmak zorundayız, çağın gereği bu. Ofsetle hem renkli, hem de daha güzel baskı yapıyoruz" diye övünürdü. Ben de kafa sallayarak müşterimize babama katıldığımı onaylamak zorunda kalırdım. Hiç bir zaman da babama neden böyle yaptığını, bu işlere neden daha önceleri girmediğimizi sormaya cesaret edemezdim. Nitekim onun başarısının ardındaki en büyük özelliği de çok katı otoriterliğiydi.. Nurlar içinde yat. Senin yokluğun sadece bizim değil, Banazlılar olarak hepimizin kaybıydı BABAM!...
Ekleme Tarihi: 07 Mayıs 2024 - Salı

BUGÜN 7 MAYIS

1998'in 7 Mayıs'ından bu yana 26 yıl geçti. Tam 26 yıl önce kaybettik babamızı. O bizim babamızdan çok, ne mutlu ki bugünlere ulaşan Yeşil Banaz gazetemizin babasıydı. O, gerçekten şu küçük ilçemizdeki garibanların, öksüzlerin de babasıydı.
Tarihler çok eskileri gösterdiğinde gelmiş, yerleşmiş Banaz'a. Bizden önce sevmiş, sahiplenmiş hatta bir çoklarından daha çok Banazlı olmuş bu güzel ilçede. Bazıları "yabancı" gibi görse de umursamamış onları. İlk geldiğinde şimdiki zamanlar "avukat" olarak bildiğimiz ama o zamanların mahkemelerine avukat gibi giren dava vekilliği yapmış yıllarca. Bu işi de başarıyla, hakkını vererek yapmış. Ki kendisinin vefatından 26 yıl sonra bile, "Yaaaa!.. Sarıoğlu Avkat bizim davamıza girmişti. Hasımlarımız çok tanınan, meşhur avkat tutmuşlar, biz de gittik, derdimizi anlattık. Ben bu davayı kesin kazanırım dedi ve dediği gibi de kazanırdı. Karşısında büyük şehirlerden gelen avkatlar bile şaşırır kalırdı" diye anlatırlar.
Sonrasında hukukla içiçe olmasından ve memlekete ihtiyaç görmesinden dolayı gazete çıkarmaya başlamış. O zamanlar cennet köşesi gibi yemyeşil olan ve yeni ilçe olan bu güzel yerdeki gazetesinin adını "Yeşil Banaz" koymuş. Yıllarca çevre illerde basımını yaptırmış.
Gün olup devran dönünce gazeteyi kendisinin basma zorunluluğu doğmuş.
Henüz çocukluğumu yaşadığım yıllarda Banaz'da  matbaayı da hizmete sunmuş. Bizler yavaştan girdiğimiz matbaacılık mesleğine pir girmişiz ki zaman içinde çıkmak istesek de bir türlü çıkamamışız artık.
Esasen bu işi; gazeteciliği, matbaacılığı seviyoruz ancak gerçekten zor ve meşakkatlı bir iş olmasından dolayı çok sıkıntı çektiğimiz zamanlarda bırakmakta aklımızdan geçmedi değil yani. Ama üzerimize değil, sanki yüreğimize yapışan bu işi bırakmak bir türlü nasip olmadı işte.
Tarihler 7 Mayıs 1998'i gösterdiğinde yani 26 yıl önce tam da bugün kaybettik babamızı. Allah gani gani rahmet eylesin diyoruz.
Bu zorlukları yaşarken zaman içinde matbaacılığı ve gazeteyi beraberinde yürütmeye çalıştık. Hatta gün geldi babamızın vefatından beri gazetemizin yazı işleri müdürlüğünü üstlenen ağabeyim Erkin Sarıoğlu’na dedim ki; "Bu gazeteyi kapatalım. Hem çok uğraşı gerektiriyor hem de para kazanmıyor. Üstelik birileri çıkıyor kendi çıkarı olan durumları niye haber yapmıyorsunuz diye hesap soruyor, bazıları da yaptığımız haberler kendisine dokununca böyle haber mi olur diyor" dedim. O da bana; "Bu gazete babamızın sadece bize değil Banaz'a ve Banazlılara da mirası. Bir şekilde yaşatabildiğimiz kadar yaşatmaya çalışalım" dedi.
Elbette dinledik sözünü ve bu düşüncenin ardından da 16-17 sene geçti. Bizler de bu gayretle şükür ki yarım aşırı aşarak 57. yıllara ulaştık.
Bu arada şu bilgiyi de paylaşmam gerektiğini düşünüyorum. Banaz'ın medarı iftiharı Yeşil Banaz Gazetesi aslen 1955 yılında yayınlanmaya başlamıştır. Yani 1953 yılında Banaz kasabası ilçe olmuş, akabinde rahmetli babam Yusuf Sarıoğlu bir yıl sonrasında Eşme'den Banaz'a gelerek dava vekilliğine başlamış. Sonraki yıllarda da ilk gazeteyi çıkarmaya başlamış. Çok iyi hatırlarım babamın çekmecesinde bulduğum Yeşil Banaz Gazetesi adına "1955" ibaresinin olduğu bir yuvarlak mühürü halâ saklarım.
Ancak yıllar sonra gazetenin ilk çıkış tarihini, arşivlerini araştırmaya başladım. Gazete için resmi makamlara verilen başvuru dilekçesine 3 Ekim 1967 yılı olarak ulaşabildim. Dolayısıyla da gazetenin ilk çıkış tarihini bu tarih itibariyle kayıtlara geçirmek zorunda kaldık. Yani bu gazete gayriresmi olarak ilk 1955 yılında çıkmış ve bugün itibariyle 69 yaşına ulaşmış. Kanımca ilk çıkış kayıtlarına ulaşmış olsam bu, ülke çapında 70'li yaşlara ulaşan bir yerel gazete olarak tarihe geçecek değerde olacaktı.
Yaşadığımız süre içerisinde ilçemizde de çok sayıda gazete çıkarıldı. Kimisi kazancı olmadığı için, kimisi zorluklarına katlanamadığı için kimisi de diğer sorumluluklardan dolayı gazetelerini yaşayamadılar.
Gerçekten zor iş bizimkisi. Matbaa olarak çok büyük hassasiyet isteyen, ağır sorumlulukla, denetim altındaki bir meslek olurken gazete olarak da hem vicdani hem de mesleki sorumlulukları çok ağır olan ayrıca yine sıkı denetimlere tabi olan bir mesleğin mensubuyuz bizler. Tahminim odur ki yerel gazeteler olarak bizim neslimizden sonrası da olmayacak gibi...
Bunları anlatırken yeniden rahmetli babama dönmek istedim. Babam tüm Banazlılara yardım etmeyi, ayrıca garibanlara önayak olmayı, Banaz için yapılacak her işe öncülük etmeyi, insanlar arasındaki küskünlüklere, dargınlıklara aracılık yapıp barıştırmayı prensip edinmişken bu gelişme, yenilenme prensibini nedense işletmesinde pek uygulamazdı.
O yıllarda matbaada ve gazetede yenilenme çabasında bir türlü babamı ikna edemedim. Matbaayı ofsete dönüştürerek teknolojiye ayak uydurma girişimlerim çoğu kez boşa çıkmıştı. Yıllarca eski sistem kurşun harflerle gazete dizme külfetinden kurtulamadık. Daha önceleri eski sistem de olsa otomatik bir makina aldırma girişimlerim hep boşa çıkmıştı. Sonradan mecbur kalınca bu hayali gerçekleştirerek yıllarca kağıtları elimizle koyup alarak baskı yapmaktan zor kurtulduk. Gün oldu, devran döndü ofset baskı sistemi yaygınlaşmaya başladı. "Baba, gel bir ofset makina alalım. Hadi diğer matbaa işlerini geçtim de gazeteyi bilgisayarda hazırlamamız basmamız falan da çok kolay olacak. Yapalım şu atılımı" dememe rağmen ikna edemedim. Artık son demine geldiğinde ondan habersiz girişimde bulunarak geceleri uykularımı kaçıracak ofset makina alma hayalini arabayı satarak, büyük borçlara girerek gerçekleştirdim. Artık gazetemizi bastığımız matbaamızda ufak tefek de olsa bir ofset makinaya sahip olmuştuk. Ara sıra renkli baskılar da yapmayı başarmıştık.
Hiç unutmam bir keresinde renkli bir kitap kapağı basıyorduk. İlçedeki bir fabrika sahibi gelmişti. Renkli baskı yaparken babam kendisini makinanın yanına getirip ellerini arkaya bağlayarak yapılan baskıyı göstermişti. "Eee napacaksın, mecburen teknolojiye ayak uydurmak zorundayız, çağın gereği bu. Ofsetle hem renkli, hem de daha güzel baskı yapıyoruz" diye övünürdü. Ben de kafa sallayarak müşterimize babama katıldığımı onaylamak zorunda kalırdım. Hiç bir zaman da babama neden böyle yaptığını, bu işlere neden daha önceleri girmediğimizi sormaya cesaret edemezdim. Nitekim onun başarısının ardındaki en büyük özelliği de çok katı otoriterliğiydi..
Nurlar içinde yat. Senin yokluğun sadece bizim değil, Banazlılar olarak hepimizin kaybıydı BABAM!...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (4)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İsmail Ünal
(07.05.2024 22:52 - #500)
Mekanı cennet olsun,yokluk yıllarında böyle şeyleri başarmak kolay değildir.”
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
İsmail Ünal
(07.05.2024 22:52 - #501)
Mekanı cennet olsun,yokluk yıllarında böyle şeyleri başarmak kolay değildir.”
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Erhan Karslı
(08.05.2024 05:01 - #502)
Allah rahmet eylesin
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Erhan Karslı
(08.05.2024 05:01 - #503)
Allah rahmet eylesin
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.