İnsanlar hayatı zorlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Sanki birbirlerine eziyet etmek, zorluk çıkartmak, sanki sevdiklerine hayatı zehir etmek için özel çaba sarf ediyorlar.
Herkesin yanındakilere dünyayı dar ermesinin sebebi bilinmez ama şu üç günlük dünyanın bir buçuk gününü de uyuyarak geçirmiyor muyuz?
Son zamanların en akıl almaz işleri trafikte oluyor. Siz çok iyi bir sürücü olsanız bile, trafik kurallarına dört dörtlük uysanız bile karşınıza birisi çıkıp sinirlerinizi alt üst ediyor. Farkındasınız değil mi, en çok kavgalar, tartışmalar trafikte park kavgası, yol vermeme davası, sıkıştırırdın, korna bastın, makas attın, yan baktın olaylarından kaynaklanıyor.
Hep dikkat ederim, bir uzun yola çıktığımda mutlaka psikopat bir sürücü karşıma çıkıp cebelleş olur. Ben kaçarım o bırakmaz. Önümden sol şeritten koca kamyon gider, yol isterim vermez, biraz hızlanması için selektör yaparım umursamaz.
Sanki devletin, milletin yolu ona tahsis edilmiş.
Durum tersine döner, yine önümde küçük bir araç! Ya da şu son günlerin trafiği keşmekeşe sokan elektrikli araçları, hızlan derim hızlanmaz kaplumbağa gibi aheste aheste ilerler. Yol ver derim, özellikle en sola yanaşarak seyreder. Akıl alır işler değil!...
Vatandaş elinin altında parmağına temas eden sinyal kolunu kullanmaktan imtina eder, sanki ücretli bir uygulama gibi. Kimisi elinde telefonla yine insanları umursamaz bir moddadır.
Düşünebiliyor musunuz, Banaz’da bile kırmızı ışık bitip yeşil yandığında hızla geçeyim de arkamdaki bir araç daha fazladan geçsin, zaman harcanmasın, yakıp fazla gitmesin diye düşünmez. Kul hakkına girdiğini düşünmeyen insan bunları mı düşünecek!
Toplum garip bir bencilliğe kapılmış, deredeki ağaç parçası gibi kontrol dışı sallana sallana gidiyor.
Pes doğrusu, her yerde duba, adam işyerinin, evinin önünü parsellemiş. Araç sahipleri park edecek yer arar, karşısındakiler bırakın kaldırımı, YOLLARI bile işgal etmiş. Buralar belli ki sahipsiz; jandarma, polis, zabıta, belediye idare kendi halinde. Başıboş bir durum sarmış dört yanı!..
Yollara geri dönecek olursak kaliteli, yeni arabalar yakmış gözü kör eden led farlarını sonuna kadar, karşısındakine ne olursa olsun. Peki bu karşısındaki kaza yaparsa, yaralanırsa, ölürse senin verilecek bir hesabın YOK MU?. Öte yandan bir yığın araç kırmızıda arka arkaya dizilmiş. Bir bakıyorsun ağır vasıtalar, tırlar, kamyonlar sol şeride dizilmişler. Nasıl oluyor da dinlenmiyor; “ağır vasıtalar sağ şeritte ilerler” kuralı...
Gerçekten de millet olarak anlaşılmaz bir hal aldık. Eğitim kağıt üzerinde, insanlık rafta, vatandaşlık resmen ölmüş!... Bu durumlar sadece trafikte değil ki, hayatın her köşesinde bolca var. Ben sadece küçük bir noktasını, trafiği dile getirdim.
Nasıl olur, nasıl düzelir maalesef aklım almıyor. EĞİTİM diyeceğim ama o da yetmiyor, kalıcı olmuyor.
Bir Cumhuriyet Bayramı ertesinde bu yazı bu topluma yakışmıyor değil mi? Maalesef trafikteki bu kurallarda, daha doğrusu kuralsızlıklarda SÜRÜCÜ KURSLARINDA ÖĞRETİLMİYOR.
