Hatay escort Sex hikayeleri Sikiş hikayeleri porno ize

A. Erkin Sarıoğlu
Köşe Yazarı
A. Erkin Sarıoğlu
 

CAHİLLİK ÇOK ZOR

Hep söyleriz, “cahillik ne kadar zor”. Yaşayan herkes bilir. Yaşama başladığınız günden, sonuna kadar ızdırap çekersiniz. O nedenle insanlar belli bir yaşa geldiklerinde mutlaka okuyup yazabilmek için çaba gösterirler. Ancak olumsuzluklar da insanın peşini bırakmaz. Kimi insan bu olumsuzluklara karşı mücadele eder, kimi de baştan yenilgiyi kabul eder. Ama yaşam sürmektedir ve olmazsa olmazlardan biri olan OKUMA-YAZMA bu süreçte çok önemli bir yer tutar, Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri tarafından başlatılmış olan OKURYAZARLIK konulu bir toplantıya davet aldım. Haliyle ve de önceki mesleğim gereği katıldım. Bu seferberlik için ilimizde başlatılmış olan bu çalışmalara ben de elimden geldiğince katkı sağlamaya çalışacağım. İsim isim olmasa da tespiti yapılmış olan okuma yazma bilmeyen 7700 kişinin en aza indirilmesi için gayret göstereceğiz. Satırlarıma aktardığım ve anlatacaklarım kendime pay çıkarmak için değil, sizlerin bilgilenmesi içindir. Yıl 1980.. Tayinim Orta Anadolu’da bir ilin köyüne çıkmış. Aldık valizimizi, çoluk çocuğu Allaha emanet ederek çıktık yola.. İyi kötü bir yatacak yer bulup ertesi gün açılacak okulu keşfe çıktım. “Eh.. İdare eder” dedim. Köyün içinde dolaşırken kimi “hoş geldin” diyor kimi utanarak acele acele geçip gidiyor. Pazartesi heyecanla okula geldik. İki öğretmen arkadaş daha var. Çocuklar da gelmeye başladılar. Sayıları bir hayli fazlalaşınca sınıfların ayarlanmasına çalışıyoruz. Bana düşen sınıfa gidip baktım. Perişan, toz toprak. Aylardır kimseyi görmediğinden küsmüş adeta. Çocukları yanıma çağırıp “oğlum kız arkadaşlarınızı çağırın da süpürge ve bez bulsunlar, sınıfı temizleyelim” dedim. Çocuklar yüzüme bakıp kaldılar. Yineledim ama kimse oralı olmuyor. Bir öğrenci utanıp sıkılarak “öğretmenim kızlar okula gelmez bu köyde” dedi. Donakaldım. Oysa dün köyde dolaşırken bir çok kız çocuk görmüştüm. Koşarak müdürün yanına gittim.. “Öğretmenim siz hiç söz etmediniz.. kızlar okula gelmiyorlar mı?” dedim. Öğretmen kah gülerek kah üzülerek uzun süre yüzüme bakakaldı... Önce “boşver” dedi, sonra ısrarımla anlattı. “Yıllar önce bir öğretmen okuldaki kız çocuklara tacizde bulunmuş, o yıldan sonra kız çocukları okula gönderilmemiş. Şimdi sen de başına iş bulma.. Zaten sürgünsün..” dedi. İçim bir tuhaf olmuştu. İsyan edecektim neredeyse. Kendi kendime “dur” dedim.. Önce düşün, sonra hareket et.. Nitekim o öğretmenlerin bu köyde ikinci yıllarıydı. “Peki” dedim.. “Bu okula her yıl müfettişler gelmiyor mu?”.. “Gelmesine geliyor da işte.. Onlar da idare edip gidiyorlar. Bize sorarsan sen de dokunma başına iş bulma.. Çalış birkaç yıl sen de bu köyden geç git” dediler. İsyanım sürüyordu. Bazı ihtiyaçlarımı karşılamak için hafta içi arkadaşlardan izin alıp şehre gittim. İlköğretim müdürüne çıkıp durumu anlattım.. “Biliyoruz” dediler. “Peki niye önlem almıyorsunuz” dedim.. “Ne yapalım. O insanlar istemedikçe bir şey yapamayız” dediler. İçimdeki sızı bir kat daha fazlalaşmıştı. Odadan ayrılırken çaresizliğime hayıflanıyordum. Kaymakam aklıma geldi. Hemen kapısının önüne gelip görevliye kendimi tanıtarak randevu aldım. Kısa bir bekleyiş sonrası içeri alındım.. “Buyurun” dedi, kaymakam bey. Anlattım her şeyi.. O da bir “oh!” çekti. “Nereden geliyorsunuz?” dedi.. “Uşak”.. dedim.. “Ben de Karahallı’dan dedi”.. Biraz ümitlenmiştim. Ama az sonra ümitlerim sönmüştü.. “Size iki jandarma tahsis edelim, onlar bir müddet köyde kalsın çocukları okula getirelim” dedi.. “Kaymakam bey bu kalıcı bir çözüm olmaz. Hem köylü jandarma varken bir şey demez de onlar gidince bana düşman olur” dedim.. Yani kaymakam bey de beni çaresizliğimle başbaşa bıraktı. Ne umutlarla geldiğim ilçeden karamsarlık içinde köye döndüm. O gece uykularım kaçtı. Bir sağa bir sola döneyim derken şafak sökmekteydi. Okula gittim. Arkadaşlara yaptıklarımı anlattım. Onlar da sus pus oldular. Önce “boşver” dediler ama bir yüzüme bakıp sanki bir umut varmış gibi görünüm verdi. Yalnız kalınca yanına gittim. “Sen bir şeyler söyleyecek gibisin.. ya”. “Aklıma geldi. Bu köyde derin hocalar var. İnsanlar onlara güveniyor. Acaba onlara söylesen mi” dedi. Birden içime bir hoşluk geldi. Kısa sürede tanıdığı bu derin hocaların bir torunu vardı. O da okula gelmiyordu. 8-9 yaşlarında. O anda bütün cesaretimi toplayıp, hocaya “akşama size yemeğe geleceğim” dedim.. “Buyur” dediler. Gittim. Yemek yenildi, çaylar içildi oradan buradan sohbet derken. Müsade istedim. Kapıdan çıkarken “hocam sizi çok sevdim.. Yarın Nurcan’ı okula gönderin” dedim çıktım. Sabah geldiğimde NURCAN’ı tertemiz önlüğüyle kapıda görünce “bu iş oldu” dedim. Hemen diğer hocaları ziyaret edip onların katkı sağlamasının istedim. İtiraz etmediler. 25'e yakın kız öğrencimiz olmuştu. Ekmeğim aşım yoktu ama çok mutluydum. Üzerinden aylar geçtikten sonra akşama yakın okulun önünde bir taksi durdu. İçinden üç kişi indi. Kıravatlı olduklarından müfettiş bunlar diye içimden geçirdim. Yanılmamıştım. Dağılmamıza az bir süre kalmıştı. Hemen işi bitirip gidecekler. “Hocam” dedim “20 dakika var. Bu süre yetmez”.. İsrar ettiler. Ben de itiraz ettim. “Sizi okula almıyorum. Buraya adam gibi bir gün ayır-malısınız”. Tartıştık. Ama kabul ettirdim. Haftaya geleceklerine söz aldık. Gittiler ve ertesi hafta gelip sabahtan akşam ve ertesi güne taşan bir teftiş yaptırdık. Netice olarak OKURYAZARLIK seferberliğine ben o zaman başlamıştım. O köyde tamı tamına 6 yıl kaldım. Yapmamız gereken, kaldığımız yerden devam etmemizdir. Artık okuma yazma bilmeyen kalmalıdır. Bu arada önceden bu konularda yarım kalmışları da ta-mamlayalım. Unutmayalım, cahil bir dostun olacağına okumuş bin düşmanın olsun..
Ekleme Tarihi: 27 Ekim 2023 - Cuma

CAHİLLİK ÇOK ZOR

Hep söyleriz, “cahillik ne kadar zor”. Yaşayan herkes bilir. Yaşama başladığınız günden, sonuna kadar ızdırap çekersiniz. O nedenle insanlar belli bir yaşa geldiklerinde mutlaka okuyup yazabilmek için çaba gösterirler. Ancak olumsuzluklar da insanın peşini bırakmaz. Kimi insan bu olumsuzluklara karşı mücadele eder, kimi de baştan yenilgiyi kabul eder. Ama yaşam sürmektedir ve olmazsa olmazlardan biri olan OKUMA-YAZMA bu süreçte çok önemli bir yer tutar,
Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri tarafından başlatılmış olan OKURYAZARLIK konulu bir toplantıya davet aldım. Haliyle ve de önceki mesleğim gereği katıldım. Bu seferberlik için ilimizde başlatılmış olan bu çalışmalara ben de elimden geldiğince katkı sağlamaya çalışacağım. İsim isim olmasa da tespiti yapılmış olan okuma yazma bilmeyen 7700 kişinin en aza indirilmesi için gayret göstereceğiz.
Satırlarıma aktardığım ve anlatacaklarım kendime pay çıkarmak için değil, sizlerin bilgilenmesi içindir. Yıl 1980.. Tayinim Orta Anadolu’da bir ilin köyüne çıkmış. Aldık valizimizi, çoluk çocuğu Allaha emanet ederek çıktık yola.. İyi kötü bir yatacak yer bulup ertesi gün açılacak okulu keşfe çıktım. “Eh.. İdare eder” dedim. Köyün içinde dolaşırken kimi “hoş geldin” diyor kimi utanarak acele acele geçip gidiyor. Pazartesi heyecanla okula geldik. İki öğretmen arkadaş daha var. Çocuklar da gelmeye başladılar. Sayıları bir hayli fazlalaşınca sınıfların ayarlanmasına çalışıyoruz. Bana düşen sınıfa gidip baktım. Perişan, toz toprak. Aylardır kimseyi görmediğinden küsmüş adeta. Çocukları yanıma çağırıp “oğlum kız arkadaşlarınızı çağırın da süpürge ve bez bulsunlar, sınıfı temizleyelim” dedim. Çocuklar yüzüme bakıp kaldılar. Yineledim ama kimse oralı olmuyor. Bir öğrenci utanıp sıkılarak “öğretmenim kızlar okula gelmez bu köyde” dedi. Donakaldım. Oysa dün köyde dolaşırken bir çok kız çocuk görmüştüm. Koşarak müdürün yanına gittim.. “Öğretmenim siz hiç söz etmediniz.. kızlar okula gelmiyorlar mı?” dedim. Öğretmen kah gülerek kah üzülerek uzun süre yüzüme bakakaldı... Önce “boşver” dedi, sonra ısrarımla anlattı. “Yıllar önce bir öğretmen okuldaki kız çocuklara tacizde bulunmuş, o yıldan sonra kız çocukları okula gönderilmemiş. Şimdi sen de başına iş bulma.. Zaten sürgünsün..” dedi. İçim bir tuhaf olmuştu. İsyan edecektim neredeyse. Kendi kendime “dur” dedim.. Önce düşün, sonra hareket et..
Nitekim o öğretmenlerin bu köyde ikinci yıllarıydı. “Peki” dedim.. “Bu okula her yıl müfettişler gelmiyor mu?”.. “Gelmesine geliyor da işte.. Onlar da idare edip gidiyorlar. Bize sorarsan sen de dokunma başına iş bulma.. Çalış birkaç yıl sen de bu köyden geç git” dediler. İsyanım sürüyordu.
Bazı ihtiyaçlarımı karşılamak için hafta içi arkadaşlardan izin alıp şehre gittim. İlköğretim müdürüne çıkıp durumu anlattım.. “Biliyoruz” dediler. “Peki niye önlem almıyorsunuz” dedim.. “Ne yapalım. O insanlar istemedikçe bir şey yapamayız” dediler. İçimdeki sızı bir kat daha fazlalaşmıştı. Odadan ayrılırken çaresizliğime hayıflanıyordum. Kaymakam aklıma geldi. Hemen kapısının önüne gelip görevliye kendimi tanıtarak randevu aldım. Kısa bir bekleyiş sonrası içeri alındım.. “Buyurun” dedi, kaymakam bey. Anlattım her şeyi.. O da bir “oh!” çekti. “Nereden geliyorsunuz?” dedi.. “Uşak”.. dedim.. “Ben de Karahallı’dan dedi”.. Biraz ümitlenmiştim. Ama az sonra ümitlerim sönmüştü.. “Size iki jandarma tahsis edelim, onlar bir müddet köyde kalsın çocukları okula getirelim” dedi.. “Kaymakam bey bu kalıcı bir çözüm olmaz. Hem köylü jandarma varken bir şey demez de onlar gidince bana düşman olur” dedim.. Yani kaymakam bey de beni çaresizliğimle başbaşa bıraktı. Ne umutlarla geldiğim ilçeden karamsarlık içinde köye döndüm. O gece uykularım kaçtı. Bir sağa bir sola döneyim derken şafak sökmekteydi.
Okula gittim. Arkadaşlara yaptıklarımı anlattım. Onlar da sus pus oldular. Önce “boşver” dediler ama bir yüzüme bakıp sanki bir umut varmış gibi görünüm verdi. Yalnız kalınca yanına gittim. “Sen bir şeyler söyleyecek gibisin.. ya”. “Aklıma geldi. Bu köyde derin hocalar var. İnsanlar onlara güveniyor. Acaba onlara söylesen mi” dedi. Birden içime bir hoşluk geldi. Kısa sürede tanıdığı bu derin hocaların bir torunu vardı. O da okula gelmiyordu. 8-9 yaşlarında. O anda bütün cesaretimi toplayıp, hocaya “akşama size yemeğe geleceğim” dedim.. “Buyur” dediler. Gittim. Yemek yenildi, çaylar içildi oradan buradan sohbet derken. Müsade istedim. Kapıdan çıkarken “hocam sizi çok sevdim.. Yarın Nurcan’ı okula gönderin” dedim çıktım. Sabah geldiğimde NURCAN’ı tertemiz önlüğüyle kapıda görünce “bu iş oldu” dedim. Hemen diğer hocaları ziyaret edip onların katkı sağlamasının istedim. İtiraz etmediler. 25'e yakın kız öğrencimiz olmuştu. Ekmeğim aşım yoktu ama çok mutluydum.
Üzerinden aylar geçtikten sonra akşama yakın okulun önünde bir taksi durdu. İçinden üç kişi indi. Kıravatlı olduklarından müfettiş bunlar diye içimden geçirdim. Yanılmamıştım. Dağılmamıza az bir süre kalmıştı. Hemen işi bitirip gidecekler. “Hocam” dedim “20 dakika var. Bu süre yetmez”.. İsrar ettiler. Ben de itiraz ettim. “Sizi okula almıyorum. Buraya adam gibi bir gün ayır-malısınız”. Tartıştık. Ama kabul ettirdim. Haftaya geleceklerine söz aldık. Gittiler ve ertesi hafta gelip sabahtan akşam ve ertesi güne taşan bir teftiş yaptırdık. Netice olarak OKURYAZARLIK seferberliğine ben o zaman başlamıştım. O köyde tamı tamına 6 yıl kaldım.
Yapmamız gereken, kaldığımız yerden devam etmemizdir. Artık okuma yazma bilmeyen kalmalıdır. Bu arada önceden bu konularda yarım kalmışları da ta-mamlayalım. Unutmayalım, cahil bir dostun olacağına okumuş bin düşmanın olsun..
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Vadi Dalkılıç
(30.10.2023 18:23 - #350)
Abi hayata hep pozitif bakmış, eğitime ve insanlığa değer katmış kişiliğinizden çok ders alıyoruz,bu sebeple mutlu insansın,nice mutlu ve sağlıklı yıllar...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Vadi Dalkılıç
(30.10.2023 18:23 - #351)
Abi hayata hep pozitif bakmış, eğitime ve insanlığa değer katmış kişiliğinizden çok ders alıyoruz,bu sebeple mutlu insansın,nice mutlu ve sağlıklı yıllar...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yesilbanazgazetesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.