Genel olarak dışarılara özel aracımızla gidiyoruz. Ama bazı durumlarda da otobüsle gitmemiz icap ediyor. İşte bu bazı durumlardan birinde İzmir'e yolculuk yaptık. Bu otobüs yolculukları her ne kadar sıksa da bazen şehir içi trafikte sinir olmaktan daha iyi geliyor.
Son İzmir'e gidişimde çok kullanmadığım metroya binmek zorunda kaldım. Bindiğim yerin neredeyse ilk durak olması sebebiyle gelen ilk metroya atladım ve bomboş olan koltuklardan birine kuruldum. Bir iki durak sonra ortalık giderek kalabalıklaşmaya başladı. Koltuklar genç yaşlı insanlarla dolup taştı. Ayaktakiler de artınca baktım esasen benden genç olan ama yaş ortalamasına baktığınızda orta yaşlı görünen bir kadının ayakta olması beni rahatsız etti. Onca genç insanın yerinden kıpırdamadığını, kininin telefona sarıldığı, kiminin uyuyor gibi yapması rahatsızlığımı artırdı. Belli ki büyük şehirlerde işin raconu buymuş.
Neyse ben adeta kahramanlık yapıyor edasıyla kadını el işaretimle çağırdım.
Onun oturması için yerimden kalktım. Bir teşekkürü bile çok gelen kadın benim taşradan geldiğimi tahmin ederek belki de içinden “salak” dedi. Ya da ben öyle hissettim. Metro duraklarda durup kalkarak hızla ilerlemeye devam etti. Birkaç durak sonra kadının oturduğu koltuktan bir yolcu kalktı. Kadın hızlı bir panik halinde acele kocasını çağırarak boş koltuğa oturmasını söyledi. O da haliyle adeta balıklama atlayarak koltuğa bir anda yayıldı. Başında bekleyen ben ise gerçekten salak salak ayakta yolculuğa devam ettim.
Peki kadının yerine siz olsanız aynı şekilde mi davranırdınız. Yoksa 5 dakika kendisine nezaketli bir şekilde teşekkür etme niyetiyle yer veren vatandaşı mı çağırırdınız.
Ben de işte o an çevredekilerin bene ne niyetle baktıklarını net bir şekilde anlamaktan kaçamadım. Elbette bizim yılda bir gördüğümüz manzarayı insanlar her gün yaşayınca yaşlıyı sakatı hatta kimseyi sallamaz olmuşlar. Zaman zaman Banaz-Uşak arasındaki yolculuklarda da buna benzer durumlardan bahsedenler oluyordu ama bu denli bir davranışa rastlanıldığını hiç duymamıştım. Hatta sürekli bu yolculuğu yapan bir arkadaşa bu durumu sorduğumda; “O da veriyor 130'u bende veriyorum, niye yer vereyim ki!” diye cevap verdi. Bir nebze halkı görmeme rağmen günümüzde böyle bir konuyu kime anlatabilirsin ki? Bütün herkes insanlığı değil de artık gemiyi kurtarmanın kaptanlığına soyunmuşlar.
Bizler toplum olarak böyle değildik. Yaşlılara saygılı davranır, insanlara sevgiyle bakar, sıkıntılı olanlara, sorunlarıyla boğuşanlara anlayış gösterirdik. Yıllarca severek izlediğimiz bir dizide sloganı haline gelmiş olan “SEVGİ, SAYGI, ANLAYIŞ” prensibini kafamıza iyice yerleştirmişiz.
Kim ne derse desin bizler böyle eğitildik, böyle öğrendik. Belediye otobüslerinde yaşlılara yer ver, yoldan karşıya geçenlere yardım et, düşeni kaldır, İNSANLIĞINI HİÇ İHMAL ETME!... Ama MAALESEF insanlık hala yerlerde sürünmeye devam ediyor.
