Işık kaynağımız nedir diye sorsalar, “Umut” derim. Umut olmazsa yaşam da olmaz. Umut; ekmek gibi, su gibi, nefes gibi hayatımız boyunca gerekli olan bir cevherdir, var olmanın ta kendisidir. Boşuna söylenmemiştir “Umut fakirin ekmeği ye Memet ye!” diye. Dünya ismini verdiğimiz bu hayat sahnesinde umuda ihtiyaç duymayan bir tek insan var mıdır acaba? Tabi ki yoktur. Çünkü, yaşamın devamı bakımından umut; her insan için vazgeçilmez önemli bir ihtiyaçtır.
Bir bilim insanı diyor ki; “Umut, insana bağışlanmış en büyük armağandır” Çünkü umut; İyi düşündürür, hayata olumlu baktırır, güzel yaşatır. Hep iyilikler vaat eder, hep, gelecekteki hayallerimizi süsler. Hayata bakış açımızı belirler. Unutulmamalıdır ki insan, hayatın yalnızca umutla devam ettirebilir, hayatına onunla tutunabilir. Umudumuzun vadettiklerine ulaşabilmek için kin, nefret, intikam, kıskançlık, kötümserlik, kaygı gibi duygulardan hemen kurtulmalı; hoşgörümüzü artırmalıyız.
Her insan; başkalarını hata ve kusurlarından dolayı karşılık beklemeden bağışlayabilmeli, barış ve sevgi dilini kullanarak çevresiyle mutlu bir şekilde hayatını sürdürmelidir.
Umut, hiç bitmeyen
Bahar mevsimidir.
Fırtına da kopar
Ama çiçekler de açar.
Bir vedalık ömrü var hayatın
Ölümün vakti saati sorulmaz
Serçe kuşu gibidir umut
Dal yorulur, serçe yorulmaz.
Unutmayalım ki umut yaşatır, umutsuzluk öldürür. Karar kişiye aittir. İster umuda dört elle sarılır, isterse kaybeder...
