Eskiler kapının eşiğinden dışarı attığın ilk adımı gurbetin başlangıcı sayarmış. Evin eşiği, aslında iki dünyanın sınırıymış: içerisi sıcaklık, tanıdıklık, ait olma duygusu; dışarısı ise bilinmeyen, ayrılık, hasret. O eşiği geçtiğin an, bir parçan geride kalır, bir parçan yola düşer.
.
Bilirlermiş ki gurbetin de iki kapısı vardır: biri çıkış yeri, diğeri giriş yeri. Bu, sadece coğrafi bir sınır değildir; zamanla insanın ruhuna işleyen, kimliğinin bir parçası hâline gelen bir eşiktir. Bazı yerler, bazı sınırlar, bazı semboller vardır ki; insanın hayatında öyle bir anlam kazanır. Oradan her geçişte gözünüz gönlünüz açılır. Bazen tüyleriniz diken diken olur, bazen hüzünlenir gözleriniz dolar, bazen boynunuz bükülür. Son kez buğulu gözlerle geriye bakar, içinizden "Bir daha seni ne zaman göreceğim, bir daha görebilecek miyim?" diye geçirirsiniz. O an, ne kadar uzağa gitseniz de, aslında hiç ayrılmadığınızı da hissedersiniz. Çünkü bir parçanız hep orada, o toprakta kalır.
.
Bu döngüyü, köyünden ya da şehrinden uzun süre ayrı kalmış olanlar çok iyi anlar. Hiç gurbet görmemiş biri için bu belki sadece bir yol, bir sınır kapısı, bir işarettir. Ama bir insan yurdundan uzun yıllar ayrı kalır, her altı ayda ya da senede bir memleketine gelip giderse, zamanla o geçiş noktası onun için sıradan bir yer olmaktan çıkar, unutulmaz bir sembole dönüşür. Yıllar geçtikçe o nokta, insanın hem sevincinin hem hüznünün biriktiği bir yer olur. Oraya her varışta geçmiş bütün gidiş gelişler, bütün vedalar ve kavuşmalar bir anda hatırlanır.
.
Yarım asırdır arabayla Almanya'ya gelip giderken, yeşil Banaz'ın çam ormanları arasında doğanın bu topraklara büyük bir nimet olarak sunduğu Hamamboğazı, benim için hem bir sevinç hem de bir hüzün çizgisi oldu. Bugün de öyle olmaya devam ediyor. Memlekete dönerken o boğazdan geçtiğim an, ciğerlerime çam kokusu dolar, yıllardır taşıdığım özlem birden hafifler; yola çıkarken ise aynı boğaz, bu kez bir vedanın, bir ayrılığın işareti olur. Aynı yer, aynı manzara, ama iki bambaşka duygu!..
.
İnanıyorum ki benim gibi gurbette yaşayan pek çok hemşehrim de Hamamboğazı'ndan geçerken aynı duyguları yaşıyordur. Belki hiçbirimiz bunu birbirimize anlatmadık ama o boğazdan geçen her gurbetçinin gözünde aynı ışık, yüreğinde aynı sızı vardır. Nesilden nesile aktarılan bu duygu, belki de Banaz'ın en sessiz ama en derin mirasıdır.
.
Benim gurbete giriş ve çıkış kapım, Yeşil Banaz'ın Hamamboğazı'dır.
